1. Hukuk Dairesi 2014/6284 E. , 2015/6867 K.
"İçtihat Metni" ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen elatmanın önlenmesi ve yıkım davası sonunda yerel mahkemece davanın, kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalılar vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi "ın raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü.
-KARAR-
Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve yıkım isteklerine ilişkindir.
Davacı, kayden paydaşı olduğu 8810 parsel sayılı taşınmaza, komşu 8579 parsel sayılı taşınmazın malikleri olan davalılar tarafından duvar ve garaj inşa etmek suretiyle müdahale edildiğini, yapıların kendi arsalarına doğru geri çekilmesinin istenmesi üzerine davalıların kötü niyetle 3-4 metre yüksekliğinde duvar inşa ederek manzarasını kapattıklarını ileri sürerek elatmanın önlenmesine, yapıların yıkımına, komşuluk hukukuna aykırılığın giderilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, her iki taşınmaz arasındaki duvarın davacının muvafakati ile yapıldığını, garajın mevcut haline de müsaade edildiğini, duvarın yüksekliği açısından nasıl bir zarara maruz kalındığının kanıtlanması gerektiğini bildirip davanın reddini savunmuşlar, arsa değeri ödenerek zararın giderilmesine karar verilmesini istemişlerdir.
Mahkemece, müdahalenin keşfen belirlendiği, davalıların arsası içerisinde bulunan duvarın 4,40 metre yüksekliğinde inşa edilmesinin komşuluk hukuku ilkelerine aykırı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; çekişme konusu 8810 parsel sayılı taşınmazın davacı ve dava dışı.... adına; 8579 parsel sayılı taşınmazın davalılar adına paylı mülkiyet üzere kayıtlı olduğu, mahkemece yapılan keşifte, davalılara ait 8579 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki yapının bilirkişi raporuna göre A (11,00 m2) harfi ile gösterilen bölümü ile 3,09 m uzunluğundaki (B harfi ile gösterilen) duvarın ve 2,30 m2"lik alanın dava konusu 8810 parsel sayılı taşınmaza tecavüzlü olduğunun, 8579 parsel içerisinde kalan C-D harfleri ile gösterilen 19,21 m uzunluğundaki taş duvarın ise normalden aşırı yüksek olduğunun ve insanların yaşam kalitesini düşüreceğinin tespit edildiği anlaşılmaktadır.
Hemen belirtmek gerekir ki, 4721 s. TMK."nun 683. maddesinde; malikin taşınmazı üzerinde yararlanma, kullanma ve tasarruf yetkilerine sahip olduğu ve 2. fıkrasında da, her türlü haksız elatmanın önlenmesini dava edebileceği öngörülmüştür.
Bu durumda, davacının paydaşı olduğu 8810 parsel sayılı taşınmaza yapılan tecavüzlü yapılar ve müdahale nedeniyle yazılı şekilde elatmanın önlenmesine ve yıkıma karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Davalıların diğer temyiz itirazları yerinde olmadığından reddine.
Davalıların krokide C-D harfleri ile gösterilen bölümdeki yüksek inşa edilen duvara ilişkin temyiz itirazlarına gelince;
Bilindiği üzere; çağdaş hukuk sistemlerindeki tanımıyla mülkiyet, geniş haklar, buna bağlı yetkiler ile birlikte bazı ödevlerin oluşturduğu bir hukuksal kurumdur. Başka bir söyleyişle mülkiyet, tanıdığı geniş hak ve yetkilerin yanında bazı ödevler de yükleyen bir ayni haktır. 4721 s. Türk Medeni Kanununun (TMK) 683. maddesinde "Bir şeye malik olan kimse hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir." hükmü getirilmek suretiyle mülkiyet hakkının kanunla kısıtlanabileceğine işaret olunmuştur. Bu doğrultuda olmak üzere, taşınmaz malikini komşusuna zarar verebilecek her türlü taşkınlıklardan kaçınmakla yükümlü kılan aynı Kanunun 737. maddesi, komşuluk ilişkilerinden doğan zorunlu çıkar çatışmalarını düzenlemiş, bir arada yaşamak durumunda olan, komşu taşınmaz maliklerinin ekonomik, sosyal çıkarlarını dengede tutabilmek için onlara katlanma ve kaçınma ödevleri yüklemiştir.
O halde, bir toplumda birlikte yaşama olanağı sağlayan insancıl, gerçekçi, zorunlu temel hukuk kuralına göre, hakim; somut olayın özelliğini, taşınmazların konumlarını, kullanma amaçlarını, niteliklerini, yöresel örf ve adetleri, toplumun doğal ihtiyaç ve gerçeklerini göz önünde bulundurarak, komşuların birbirlerine göstermekle yükümlü oldukları olağan katlanma ve hoşgörü sınırını aşan bir taşkınlığın bulunup bulunmadığını saptama, zararı giderici önlemlerden en uygununu bulma, kaçınılmaz müdahaleleri yapmak suretiyle özverileri denkleştirme durumundadır.
Bunun için de zararın niteliği, kapsamı ve ne surette giderileceği yönünde tarafların tüm delilleri toplandıktan, gerektiğinde yerinde keşif yapıldıktan sonra uzman bilirkişilerden bilim ve tekniğe uygun gerekçeli rapor alınması zorunludur.
Somut olayda; davalılara ait 8579 parsel sayılı taşınmaza inşa edilen ve bilirkişi tarafından düzenlenen krokide C-D harfleri arasında gösterilen 4,40 metre yüksekliğindeki taş duvarın davacılara ne gibi bir zarar verdiği saptanmamış, bilirkişilerce zararın hangi yollarla bertaraf edileceği belirtilmemiştir.
Hâl böyle olunca; yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda davalılar tarafından normalden yüksek şekilde inşa edilen duvarın davacıya ne gibi bir zararının olduğu, komşuluk hukukuna aykırılık bulunup bulunmadığı somut şekilde saptanarak, bilirkişilerce zararın giderilmesi için alınması gerekli önlem ya da önlemlerin nelerden ibaret olduğu hususlarında ayrıntılı rapor alınması, uyuşmazlığa ilişkin varsa alternatif çözüm yollarının raporda açıklattırılması, varılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik tahkikatla yetinilerek yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir.
Davalılar vekilinin temyiz itirazları değinilen yön itibariyle yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK"un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 07.05.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.