14. Hukuk Dairesi 2016/68 E. , 2016/5948 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Tük. Mah. Sıf.)
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 26.04.2010 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil veya tazminat istenmesi üzerine bozma ilamına uyularak yapılan muhakeme sonunda; davanın reddine dair verilen 09.10.2014 günlü hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle tayin olunan 26.04.2016 günü için yapılan tebligat üzerine gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_ K A R A R _
Davacı, davalı arsa maliki ... ile davalı yüklenici İlhan arasında düzenlenen arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca yapılmakta olan 5 sayılı parseldeki 7 numaralı bağımsız bölümü 28.02.2008 günlü sözleşme ile yükleniciden temlik alarak bedelin bir kısmını ödediğini, bakiye borcun tapu kaydının devri sırasında ödeneceğini, yüklenicinin inşaatı yarım bıraktığını ileri sürerek, taşınmazın adına tescilini veya 100.000 TL bedelin alınmasını istemiştir.
Davalı ..., inşaatta kalfa olan davalı ... ile aralarında bir sözleşme bulunmadığını, temlik sözleşmesinin de tarafı olmadığını; davalı ..., davalı ... ile aralarında sözlü sözleşme bulunduğunu, 4. katın yapımından sonra işi terkettiğini, davacıya 10.000 TL borcu bulunduğunu belirterek davanın reddini savunmuşlardır. Davalı ... ise, taşınmazı tapu kaydına güvenerek iyiniyetle edindiğini, bedelini ödediğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, taraflar arasındaki sözleşme şekil şartlarına uygun düzenlenmediğinden geçersiz olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı yükleniciden temlik alınan kişisel hakka dayalı tapu iptali ve tescil; ikinci kademede tazminat istemine ilişkindir.
1-Eser sözleşmelerinin bir türü olan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmeleri karma niteliklidir. Eser sözleşmeleri, biçim koşulu taşımayan inşaat yapım sözleşmesi ile biçim koşuluna uyulmaması halinde geçerlilik taşımayan mülkiyet nakli sözleşmelerinin bütünüdür. Eser sözleşmesinin hükmünü koruması için resmi biçimde yapılmış olması gerekir. Ancak, sözleşmede taraflara yüklenen edimlerin tümüyle veya önemli oranda yerine getirilmesi halinde biçim eksikliğinin ileri sürülmesi TMK"nın 2. maddesinde düzenlenen hakkın kötüye kullanılması yasağı kapsamında kalacağından hukukça korunmaz.
Somut uyuşmazlıkta, davacı dava konusu taşınmazı yükleniciden temlik aldığını belirterek tescil talebinde bulunmuştur. Davalı arsa maliki ve davalı yüklenici arasında çekişme konusu edilmeyen husus davalı yüklenicinin edimini kabul edilebilir bir oranda yerine getirmemiş olmasıdır. Bu nedenle, davacı davalı arsa malikini tescile zorlayamaz. Ayrıca, davaya konu taşınmazın davalı ... tarafından kötüniyetli edinidiğine ilişkin bir kanıt da sunulmamıştır.
Tüm bu nedenlerle, davacının tapu iptali ve tescil isteminin reddine yönelik temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2-Davacı, ikinci kademede davalı ... ile düzenledikleri 28.02.2008 günlü sözleşmeye dayanarak tazminat talebinde bulunmuştur. Gerçekten, davacı akidi olan yükleniciden Borçlar Kanununun 96. maddesine dayanarak ademi ifa sebebiyle tazminat isteyebilir. Buradaki borcun nedeni, borçlunun (yüklenicinin) taahhüdünü ihlal etmesidir. Borçlunun taahhüdü, genellikle bir akte dayandığından buna "akdi tazminat", borçlunun sorumluluğuna da "akdi sorumluluk" denilmektedir. Borçlar Kanununun 96. maddesi gereğince ödenmesi gereken tazminat ise alacaklının müspet zararıdır. Müspet zarardan da borçlu edayı gereği gibi ve vaktinde yerine getirseydi alacaklının mameleki ne vaziyette bulunacak idi ise bu vaziyetle mamelekin hali hazır vaziyeti arasındaki fark anlaşılmalıdır.
04.06.1958 günlü ve 15/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararında da açıklandığı gibi hakim, bir davada tarafların ileri sürdüğü maddi vakalarla bağlı ve netice-i talepleri ile bağlıdır. HMK"nın 33. maddesi gereğince de hakim, tarafların dayandıkları kanun hükümleri ve nitelendirmeleriyle bağlı olmayıp önüne getirilen uyuşmazlığı kanunları re"sen uygulayarak çözmek zorundadır.
Somut uyuşmazlıkta, davacı 28.02.2008 günlü adi yazılı temlik sözleşmesine dayanarak istemde bulunmuştur. Bu sözleşmenin 2. maddesinde, taşınmazın satış bedelinin 60.000 TL olduğu, satış bedelinin davalı ..."a davacı ve davacının annesi ... tarafından 2008 yılında fındık verilmesi karşılığında bir kısmının ödeneceği, bakiye ödemenin ise anahtar teslim bitirilerek tapunun devredilmesinden sonra yapılacağı belirtilmiştir. Davalı ... tarafından düzenlenen müstahsil makbuzlarından 01.03.2008-28.10.2008 tarihleri arasında toplam 36.717,11 TL tutarında fındığın davacı tarafından davalıya verildiği anlaşılmaktadır. Davalı yüklenici 30.06.2010 günlü duruşmada davacıdan sözleşme nedeniyle 10.000 TL aldığını söylemiştir.
Dosya kapsamına ve toplanan delillere göre davalı ..."ın 28.02.2008 günlü sözleşmeden doğan edimini yerine getirmediği, başka bir deyişle dava konusu taşınmazın mülkiyetini davacıya nakledemeyeceği görülmektedir. Dolayısıyla, davacının BK"nın 96. maddesinde açıklanan müspet zararını davalı yükleniciden talep etme hakkı doğmuştur.
Bu durumda mahkemece, davacının isteyebileceği müspet zararın hesaplattırılması için uzman bilirkişilerden rapor alınmalı; düzenlenecek raporda, davacının dayandığı temlik sözleşmesindeki dava konusu taşınmazın satış bedeline mahsuben davacının yaptığı yukarıda açıklanan ödemeler toplamının oranı saptanmalı, saptanan bu oran taşınmazın tespit edilen rayiç değerine uygulanarak bulunacak tutar raporda açıkca gösterilmelidir. Belirlenen bu tutarın da davadaki talebi aşmamak koşuluyla davalı yükleniciden tahsiline karar verilmelidir.
Mahkemece, belirtilen hususlar gözetilmeden yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bu sebeple hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan sebeple davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine; 2. bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
17.05.2016 tarihinde oybirliği ile karar verildi.