12. Ceza Dairesi 2020/901 E. , 2021/2601 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç :Taksirle yaralama
Hüküm :TCK’nın 89/4, 62/1, 50/4, 52/2. maddeleri gereğince mahkumiyet
Taksirle yaralama suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm sanık tarafından temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2018/4-394 Esas- 2018/478 Karar sayılı ilamında; ""6763 sayılı Kanunun uyuşmazlık konusunu ilgilendiren fıkralarının gerekçesinde; söz konusu yasal değişikliğin uzlaştırmanın yöntemine ilişkin olduğu ve bu değişikliklerle uzlaştırma kurumunun başarısını olumsuz etkileyen sakıncaların giderilmesinin ve bu alanın disipline edilmesinin amaçlandığı vurgulanmıştır. CMK"nın 253. maddesinin 18. fıkrasında ise uzlaştırma girişiminin sonuçsuz kalması hâlinde tekrar uzlaştırma yoluna gidilemeyeceği belirtilmiştir. Bu durumda soruşturma evresinde tarafların kabul etmemeleri nedeniyle sonuçsuz kalan uzlaştırmanın maddi ceza hukuku boyutunu ilgilendirmeyen, münhasıran uzlaştırma yöntemine yönelik olması nedeniyle usule ilişkin olduğu konusunda kuşku bulunmayan değişikliğin, derhal uygulama ilkesinin zorunlu bir gereği olarak daha önce usulüne uygun olarak yerine getirilmiş olan uzlaştırma girişimine ilişkin işlemlerin yenilenmesini gerektirmediği kabul edilmelidir."" hususunun belirtilmiş olması karşısında; 02.12.2016 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 35. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK"nın 254. maddesinin 1. fıkrası gereğince uzlaştırma işlemlerinin aynı Kanunun 253. maddesinde belirtilen esas ve usûle göre yerine getirilmesi için dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmesine karar verilmek suretiyle hükmün bozulmasını öneren tebliğnamedeki görüşe, soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olan taksirle yaralama suçunun hüküm tarihinden önce de uzlaşma kapsamında olduğu, dosya içeriğinden taraflar arasında uzlaşmanın gerçekleşmediğinin anlaşılması karşısında, bir fayda sağlamayacağı ve yargılamayı gereksiz yere uzatacağı anlaşıldığından iştirak edilmemiştir.
Dosya içeriğine göre, sanık sürücünün sevk ve idaresindeki kamyonet ile meskun mahalde, gece vakti, aydınlatmanın bulunduğu, bölünmüş, eğimli parke kaplamalı caddede seyir halindeyken olay mahalline geldiğinde adalı dönel kavşaktan geldiği istikamete dönüş yapmak için sola manevra yaptığı sırada aracının sağ ön teker kısımları ile seyrine göre sağından karşıdan karşıya geçmeye çalışan yayalara çarparak bir kişinin basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek , bir kişinin basit tıbbi müdahale ile giderilemez şekilde yaralanmalarına tali kusurlu olarak neden olduğu olayda,
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, süre tutum dilekçesi vererek kararı temyiz ettiği anlaşılan sanığın temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-CMK’nın 231. maddesindeki “hükmün açıklanmasının geri bırakılması” düzenlemesi için öngörülen koşulların, dosyaya yansıyan bilgi ve kanıtlarla birlikte, denetime olanak verecek şekilde, somut gerekçeler gösterilmek suretiyle değerlendirildikten sonra, sanık hakkında “hükmün açıklanmasının geri bırakılması”na ilişkin düzenlemenin uygulanıp uygulanmayacağına karar verilmesi gerekirken, sanık hakkında, CMK"nın 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilip verilmeyeceğinin hükmün gerekçesinde ve hüküm fıkrasında tartışılmaması,
2-Sanığın 20.05.2015 tarihli son oturumda, hakkında lehe hükümlerin uygulanmasını talep ettiği ve bu talebin taksitlendirme talebini de içerdiği gözetilerek, hükmedilen adli para cezasının taksitlendirmesi hakkında bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, bu istek hakkında olumlu- olumsuz bir karar verilmemesi,
3-Sanık hakkında hükmolunan 5 ay hapis cezasının TCK"nın 49/2. maddesi uyarınca uzun süreli olmamasına rağmen, hükmün esasını teşkil eden kısa kararda ve gerekçeli kararın hüküm kısmında, hürriyeti bağlayıcı cezayı adli para cezasına çevirmenin yasal dayanağı olarak TCK"nın 50/1-a maddesi yerine TCK"nın 50/4. maddesinin gösterilmesi,
Kanuna aykırı olup, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu nedenlerle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK"un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 15.03.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.