14. Hukuk Dairesi 2016/1661 E. , 2016/6226 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 25.11.2014 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil ile tazminat istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın reddine dair verilen 14.07.2015 günlü hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle tayin olunan 24.05.2016 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı vekili Av. ... ile karşı taraftan davalılar vekili Av. ... geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_ K A R A R _
Dava, davalı yükleniciden temlik alınan kişisel hakka dayalı tapu iptali ve tescil ile tazminat istemine ilişkindir.
Davacı, davalılardan .... ile 01.06.2005 günü düzenledikleri sözleşme ile 1756 sayılı parseldeki 9. Blok 3 numaralı bağımsız bölümü 430.000 TL bedelle temlik alıp 339.000 TL bedeli ödediğini, sözleşme uyarınca taşınmazın 05.01.2008 tarihinde tesliminin gerektiğini, arsa maliklerine karşı edimlerin yerine getirildiğini, ancak dava konusu taşınmazın tamamlanmadığını ileri sürerek, taşınmazın adına tescilini ve taşınmazın teslim tarihinden karar tarihine kadar işleyen kira alacağının davalılardan alınmasını ve taşınmaz inşaatının bitimi ile deprem yönetmeliğine uygunluğunun tespitini ve taşınmazın teslim tarihinden bitiş veya teslim tarihine kadar ödediği bedelin % 0,5 tutarındaki ceza-i şartın davalılardan alınmasını istemiştir.
Davalılar, tüketici mahkemesinin görevli olmadığını, satış sözleşmesinin resmi biçim koşulunu taşımadığınıdan geçerli olmadığını, davalı ... "nin davacının dayandığı sözleşmenin tarafı olmadığını, davacının kötü niyetli olduğunu belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, taraflar arasındaki sözleşme şekil şartlarına uygun düzenlenmediğinden geçersiz olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı vekili temyiz etmiştir.
Eser sözleşmelerinin bir türü olan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi, taraflara karşılıklı hak ve borçlar yüklemekte; yüklenici, finansı sağlayan arsa malikinin taşınmazı üzerine bina yapma işini üstlenmekte, arsa maliki ise inşa edilecek binadaki bir kısım bağımsız bölümlerin mülkiyetini yükleniciye devretmeyi vaat etmektedir.
Yüklenici, inşaat sözleşmesinden doğan edimlerini yerine getirdiğinde arsa sahibine karşı kişisel hak kazanır ve sözleşme uyarınca kendisine bırakılan bağımsız bölümlerin tapusunun adına nakledilmesini arsa sahibinden isteyebileceği gibi, TBK"nın 183 ve devamı maddeleri uyarınca, bu kişisel hakkını arsa sahibinin rıza ve onayını almaya gerek olmaksızın yazılı olmak koşuluyla üçüncü kişilere de devir ve temlik edebilir. Yüklenicinin kişisel hakkını temellük eden üçüncü kişi de bu hakkını, yüklenicinin halefi olarak arsa sahibine karşı ileri sürme olanağına sahiptir.
Somut uyuşmazlıkta, dosya içerisinde bulunan Beyoğlu 34. Noterliğinin 07.10.2005 günlü ek sözleşmenin ... Noterliğinin 16.09.2003 tarihli ve 33455 yevmiyeli arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesine dayanılarak düzenlendiği anlaşılmaktadır. Anılan bu sözleşmede dava dışı üçüncü kişiler arsa maliki, davalı ... "nin yüklenici sıfatıyla yer almaktadır. Davalı taraflar arasında düzenlenmiş 01.01.2004 günlü sözleşmede de davalı taraflar arasındaki hukuki ilişkinin varlığı görülmektedir. Davacı, yükleniciye bırakılan dava konusu taşınmazı adi yazılı, tarihsiz, "Gayrımenkul Satış Vaadi Sözleşmesi" başlıklı sözleşme ile davalı ...den temlik aldığını belirterek tescil talebinde bulunmuştur. Davacı ile davalı arasındaki temlik sözleşmesi yazılı düzenlenmiş olmakla TBK"nın 184. maddesi uyarınca geçerlidir. Bu nedenle, davacının dayandığı sözleşmenin biçim koşullarına uygun düzenlenmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
Ancak, davalı yüklenici ile dava dışı arsa malikleri arasında .... Noterliğinde 16.09.2003 günü düzenlenen arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi sunulmamıştır. Bu sözleşme getirtilerek, yüklenicinin dava konusu taşınmazı hak edebilmesi için sözleşmede belirtilen edimlerini hangi oranda yerine getirdiğinin tespiti konusunda bilirkişi incelemesi yapılması gerekir.
Mahkemece, belirtilen hususlar gözetilmeden yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bu sebeple hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 1.350 TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacyıa verilmesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 24.05.2016 tarihinde oybirliği ile karar verildi.