14. Hukuk Dairesi 2014/17449 E. , 2016/6270 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 08.06.2001 gününde verilen dilekçe ile meraya müdahalenin Men"i istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 18.06.2014 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı ve müdahil davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne, duruşma isteminin pul eksikliği nedeniyle reddine karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_ K A R A R _
Davacı ... Köy Tüzel Kişiliği, davalı köy ile komşu olduklarını, köy sınırları ile kadastro paftasındaki sınırların farklı olduğunu, bu hususun çekişme yarattığını, davalı köy halkının davacı köyün merasına tecavüz ettiğini, davalı koruma başkanlığının kadastro sınırını bahane ederek köylerine ait çardaklarından hayvan götürdüğünü belirterek, kadastro sınırının iptali ile idari sınır ile aynı yere getirilmesi ve meraya müdahalenin men"ine karar verilmesini istemişti.
Davalı taraf, davacı köy ile herhangi bir sınır ihtilafının olmadığını, kadastroca belirlenen sınırları kabul ettiklerini bildirerek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece davanın reddine dair verilen karar Dairemizce eksik inceleme nedeniyle bozulmuş, mahkemece bozmaya uyulmuştur, bozmadan sonra ... Köyü davaya asli müdahil olmuş ve dava konusu merada köylerinin de kullanım haklarının olduğunu iddia etmiştir.
Mahkemece, mahallinde dört kez keşif yapılmış, davanın reddine karar vermiştir.
Hükmü, davacı ve asli müdahil vekili temyiz etmiştir.
Taraflar arasındaki idari sınırın belirlenmesi idarenin görev alanında bulunduğundan bu konudaki istemin reddedilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Ancak, davanın reddine karar verilmiş ise de mahkemece yapılan araştırma ve incelemeler hüküm kurulması için yeterli değildir.
Davacının ve asli müdahilin kadim mera iddiasına dayalı elatmanın önlenmesi istemleri yeterli inceleme ve araştırma yapılmadan reddedilmiştir. Yapılan keşiflerde dinlenen mahalli bilirkişi ve tanıklar taraf köylerin ve dava dışı köylerin kullandıkları yerleri göstermişler ancak fen bilirkişisinin düzenlediği krokideki beyanlar doğrultusunda yer gösterilmediği için keşfi izlemeye yeterli olmamıştır.
Bu tür davalarda öncelikle taraf köylerin muhdes olup olmadığı usulünce araştırılmalıdır. Kuruluş tarihi belli olan köy muhdes köydür ve kadim yararlanma hakkı olmaz. Kuruluş tarihi belli olmayan köy ise kadim köydür ve yararlanma hakkı vardır. Başka bir köyden ayrılıp müstakil köy olunduğunda da eski köyün merasından yeni köyün yararlanması devam eder. Bu nedenle taraf ve müdahil köyün durumları açıklığa kavuşturulduktan sonra tekrar dava konusu yeri bilen tarafsız bilirkişiler ve taraf tanıkları ve fen, ziraat, orman bilirkişileri eşliğinde keşif yapılmalıdır. Keşifde davacı ve asli müdahile hak iddia ettikleri yerler göstertilmeli, kadastro tespitinde hangi parsele denk geldiği, kim adına tespit edildiği belirlenmeli, Devlet ormanı olarak tahdit edilen parsel sınırları net olarak tespit edilmeli, tarafların dayandığı vergi kayıtları, idari men kararları, mahkeme kararları ve ferman mahalli bilirkişiler aracılığıyla nizalı yere uygulanmalı, uyup uymadığı saptanmalıdır. Keşifte yapılan yer göstermeler, uygulamalar ve kadastro ve orman parsellerini gösteren, keşfi izlemeye elverişli kroki düzenlettirilmeli ve toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Mahkemece, belirtilen hususlar gözetilmeden eksik inceleme ve araştırma ile karar verilmesi doğru görülmemiş, bu nedenle hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda yazılı sebeplerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatıranlara iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 25.05.2016 gününde oybirliği ile karar verildi.