14. Hukuk Dairesi 2014/17258 E. , 2016/6295 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 19.08.2004 gününde verilen dilekçe ile ortaklığın giderilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 10.06.2014 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_ K A R A R _
Dava ve birleştirilen dava, ortaklığın giderilmesi isteğine ilişkindir.
Davacı vekili, 2710 ada 384 ve 385 parsel sayılı taşınmazlar ile birleştirilen davada 2710 ada 71 ve 72 parsel sayılı taşınmazlardaki ortaklığın satış suretiyle giderilmesini istemiştir.
Davalılar, taşınmazlar üzerinde bulunan fabrika ve binaların davalı ..."na ait olduğunu beyanla davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, ortaklığın satış sureti ile giderilmesine karar verilmiştir.
Hükmü, davalılar vekili temyiz etmiştir.
Paydaşlığın (ortaklığın) satış suretiyle giderilmesine ilişkin davalarda taşınmaz üzerinde bulunan bina, ağaç v.s. gibi bütünleyici parçaların (muhdesat) kime ait olduğu konusunda uyuşmazlık olup da bunlar üzerinde bazı paydaşların (ortaklar) hak iddia etmeleri ve öncelikle bu uyuşmazlığın giderilmesini istemeleri halinde o paydaşa görevli mahkemede dava açmak üzere HMK"nın 165. maddesi uyarınca uygun bir süre verilmelidir. Mahkemece verilen süre içerisinde dava açıldığı takdirde sonucunun beklenmesi, açılmadığı takdirde o konuda uyuşmazlık yokmuş gibi davaya devam edilmesi gerekir.
Paydaşlığın (ortaklığın) satış yoluyla giderilmesi halinde dava konusu taşınmaz üzerinde bina, ağaç v.s. gibi bütünleyici parçalar (muhdesat) varsa bunların arzla birlikte satılması gerekir. Ancak muhdesatın bir kısım paydaşlara (ortaklara) ait olduğu konusunda tapuda şerh varsa veya bu hususta bütün paydaşlar ittifak ediyorlarsa ve muhdesat arzın değerinde bir artış meydana getiriyorsa bu artışın belirlenmesi için dava tarihi itibariyle arzın ve muhdesatın değerleri ayrı ayrı tespit edilir. Belirlenen bu değerler toplanarak taşınmazın tüm değeri bulunur. Bulunan bu değerin ne kadarının arza ne kadarının muhdesata isabet ettiği yüzdelik (%...) oran kurulmak suretiyle belirlenir. Satış sonunda elde edilecek bedelin bölüştürülmesi de bu oranlar esas alınarak yapılır. Muhdesata isabet eden kısım muhdesat sahibi paydaşa, geri kalan bedel ise payları oranında paydaşlara (ortaklara) dağıtılır.
Bütünleyici parçanın (muhdesat) arzın paydaşlarına (ortaklarına) değil de üçüncü şahsa ait olduğunun anlaşılması halinde bu kimseyi muhdesat sahibi olarak davaya dahil etmek ve ona satış bedelinden pay vermek mümkün değildir.
Ayrıca, dava konusu taşınmazda kamulaştırma şerhi bulunduğu takdirde kamulaştırma belgeleri getirtilerek kamulaştırma işlemlerinin kesinleşip kesinleşmediği araştırılmalı, kamulaştırma kesinleşmişse kamulaştırılan kısmın ifrazı için davacıya uygun bir süre verilerek taşınmazın kalan kısmının ortaklığının giderilmesine karar verilmesi gerekir.
Somut olayda; davalı ..."nun dava konusu taşınmazlar üzerinde bulunan muhdesatlar için aidiyet iddiasında bulunduğu, davacının bu iddiayı kabul etmediği anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda muhdesatın aidiyeti konusunda iddiası olan tarafa dava açmak üzere uygun bir süre verilmesi ve sonucuna göre muhdesat savunması ispatlandığı takdirde satıştan elde edilecek bedelin oran kurulmak suretiyle bölüştürülmesine karar verilmesi gerekirken belirtilen hususlar gözetilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Ayrıca, dava konusu 2710 ada 384 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydında yol olarak göründüğü, beyanlar hanesinde "...ce kamulaştırma kararı alınmış olup 2942 sayılı Kanunun 7. md. göre şerh 12/12/1991 yev: 3724" kayıt bulunduğu, ... "nün ... Tapu Sicil Müdürlüğü"ne hitaben yazdığı 12.08.1993 tarihli yazısına göre kamulaştırıldığı ve sicilden terkin edildiği bildirilmesine rağmen bu hususun akıbeti araştırılmadan karar verilmesi de doğru görülmemiş, hükmün bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 25.05.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.