1. Hukuk Dairesi 2015/6540 E. , 2015/7559 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : GAZİPAŞA SULH HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 06/05/2014
NUMARASI : 2012/284-2014/290
Taraflar arasında görülen tapu kaydında düzeltim davası sonunda, yerel mahkemece, davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davacı tarafından yasal süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi "ın raporu okundu. Düşüncesi alındı. Dosya incelendi. Gereği görüşülüp, düşünüldü.
KARAR
Dava, davacının tapu kaydına yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi isteğine ilişkindir.
Davacı, 24, 84, 85, 110, 419 ve 142 parsel sayılı taşınmazların tapu kaydında malikinin Hüseyin oğlu Mehmet Uğur olarak kayıtlı olduğunu, ancak gerçekte sadece 142 parsel sayılı taşınmazın maliki olduğunu diğer taşınmazlarla ilgisi bulunmadığını ileri sürerek, tapu kaydındaki kimlik bilgilerinin düzeltilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddianın kanıtlandığı gerekçesiyle 142 sayılı parselin malikinin davacı M.. U..; 24, 84, 85, 110 ve 419 sayılı parseller malikinin ise dava dışı 16369468542 TC kimlik numaralı Hüseyin oğlu M.. U.. olduğunun tespitine karar verilmiştir.
Bilindiği üzere, HMK"nın 382/1 maddesinde; "Çekişmesiz yargı, hukukun, mahkemelerce, aşağıdaki üç ölçütten birine veya birkaçına göre bu yargıya giren işlere uygulanmasıdır" hükmüne yer verilmiş; bu ölçütler ise ilgililer arasında uyuşmazlık olmayan haller, ilgililerin ileri sürebileceği herhangi bir hakkın bulunmadığı haller ve hakimin re’sen harekete geçtiği haller olarak ifade edilmiştir.
Kanunda çekişmesiz yargı işlerinin neler olduğu, önce genel çerçevesi belirlenerek daha sonra da mümkün olduğunca sayılarak belirtilmiştir. Ancak bu sayma sınırlı olmadığından, yasa maddesinde sayılmayan fakat çekişmesiz yargı ölçütlerini taşıyan diğer işlerin de çekişmesiz yargı işi olarak kabulü gerekir. Başka bir ifadeyle, 382. maddede sayılmamakla beraber çekişmesiz yargının ölçütlerinden birini veya birkaçını taşıyan bir iş de çekişmesiz yargı işi olarak değerlendirilebilir.
Bu tür işlerde, talep eden taraf ile hasım gösterilen Tapu Müdürlüğü arasında bir uyuşmazlık yoktur. Tapu Müdürlüğü davada sadece yasal hasım olarak yer almaktadır. Gerçekte, yargılamada taraf değil, sadece ilgilidir. İlgililerin uzlaşması halinde çekişmenin ortadan kalktığından söz edilemiyeceği gibi, ilgili tarafın davayı kabulü de sonuç doğurmaz. Taraflar arasında bu anlamda gerçek bir çekişmenin varlığı söz konusu değildir.
Diğer taraftan, 382. maddenin 2-ç/1 fıkrasında "Taşınmaz üzerinde taraf oluşturulmasına ve hak ihlaline sebebiyet vermeyecek düzeltmelerin yapılması" çekişmesiz yargı işi olarak sayılmış olup, niteliği itibariyle tapu kayıt maliki ile davacının ya da murisinin aynı kişi olduğunun tespiti işleri de bu tanıma uymaktadır.
Öte yandan; 6100 sayılı HMK"nun 106. maddesinde “ (1) Tespit davası yoluyla, mahkemeden, bir hakkın veya hukuki ilişkinin varlığının ya da yokluğunun yahut bir belgenin sahte olup olmadığının belirlenmesi talep edilir.
(2) Tespit davası açanın, kanunlarda belirtilen istisnai durumlar dışında, bu davayı açmakta hukuken korunmaya değer güncel bir yararı bulunmalıdır.
(3) Maddi vakıalar, tek başlarına tespit davasının konusunu oluşturamaz.” hükmü ile tespit davası ve şartları düzenlemiştir.
Diğer taraftan 6100 sayılı HMK"nun 114. maddesinde sayılan dava şartları arasında davacının dava açmakta hukuki yararının bulunması gerektiği düzenlenmiş olup müteakip maddede de dava şartlarının mevcut olup olmadığının, davanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden araştırılacağı, taraflarca da dava şartı noksanlığının her zaman ileri sürülebileceği, mahkemece dava şartı noksanlığı tespit edilirse davanın usulden reddedileceği hüküm altına alınmıştır.
Somut olaya gelince; dava dilekçesi ve dosya içeriğinden; davanın, 142 parsel sayılı taşınmaz dışındaki 24, 84, 85,110 ve 419 parsel sayılı taşınmazlar maliki " Hüseyin oğlu M.. U.."un" davacı dışında bir başka kişi olduğunun tespiti talebine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Dava Tapu Müdürlüğü"ne yöneltilmiş ve çekişmesiz yargı işi gibi sonuçlandırılmıştır. Yargılama aşamasında davacının maliki olduğunu iddia ettiği 142 sayılı parsel dışında kalan dava konusu diğer parsellerin paydaşı olduğunu söyleyen dava dışı M.. U.. tanık sıfatıyla dinlenmiş ve taşınmazların kendisine ait olduğunu beyan etmiştir.
Çekişmesiz yargı işlerinde ilgili tarafın davayı kabul etmesi ya da dava sırasında başkası tarafından iddia edilen bir hakkın davacı tarafça da kabul edilmesi sonuç doğurmayacağı gibi artık sözkonusu davanın çekişmesiz yargı işi gibi görülemeyeceği de kuşkusuzdur. O halde dava dışı M.. U.."un dava konusu taşınmazların maliki olduğunu ileri sürmesi karşısında artık uyuşmazlığın çekişmeli yargı usulüne göre açılacak bir menfi tespit davası ile çözümlenmesi gerekeceği tartışmasızdır.
Öte yandan davacının maliki olduğu 142 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydında yazan kimlik bilgileri ile nüfus kayıtları arasında herhangi bir uyumsuzluk olmaması, davacının taşınmazından dilediği gibi tasarruf hakkının mevcut olması karşısında davacının 142 sayılı parsel bakımından ileri sürdüğü talebi konusunda dava açmakta da hukuki yararı olduğu söylenemez.
Hal böyle olunca; 24, 84, 85, 110 ve 419 parsel sayılı taşınmazlar yönünden uyuşmazlığın davacı tarafından Asliye Hukuk Mahkemesinde çekişmeli yargı usulüne göre açılacak bir menfi tespit davası ile çözümlenmesi, 142 parsel sayılı taşınmaz bakımından ise davacının dava açmakta hukuki yararı bulunmadığı gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken değinilen hususlar gözardı edilerek yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere davanın kabulüne karar verilmesi doğru değildir.
Davacının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK"nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 25.05.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.