14. Hukuk Dairesi 2015/16914 E. , 2016/7616 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVALILAR : ... v.d.
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 21.10.2011 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil olmadığı takdirde tazminat istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın davalı ... yönünden kısmen kabulüne, kısmen reddine, davalı .... yönünden reddine dair verilen 05.05.2015 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ile davalı ... vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KA R A R
Dava, tapu tahsis belgesine dayalı tapu iptali ve tescil, mümkün olmadığı takdirde davacı tarafından ödenen tahsis bedelinin tahsili isteğine ilişkindir.
Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, davalı vakıf bakımından davanın reddine, davalı Belediye yönünden tapu iptal ve tescil isteminin reddine, bedel talebinin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, davacı vekili ile davalı Belediye vekili temyiz etmişlerdir.
1-Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya kapsamına göre davalı Belediye vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiş reddi gerekmiştir.
2-Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 04.12.1996 tarihli ve ... sayılı kararında da belirtildiği gibi, tapu tahsis belgesi bir mülkiyet belgesi olmayıp yalnızca fiili kullanmayı belirleyen ve ilgilisine kişisel hak sağlayan bir zilyetlik belgesidir. Tapu tahsis belgesi bulunsa bile o yerin mutlaka adına tahsis yapılan kişi veya mirasçıları adına tescili gerekmez.
...
Ülkemizde 1960-1970 döneminden itibaren kırsal kesimden büyük şehirlere yoğun bir göç olayı yaşanmış, kamu arazileri işgal edilerek sayısız gecekondu inşa edilmiştir. Bu çarpık yapılaşmanın önlenmesi için 1984 yılında 2981 sayılı İmar Affı Kanunu çıkarılmış; bu düzenleme ile kamu arazileri üzerine 1984 yılından önce yapılmış olan gecekonduların sahiplerine tapu tahsis belgesi verilmiştir. Bu şekilde ileride imar uygulaması gerçekleştiğinde tahsis sahiplerine gecekondularının üzerinde bulunduğu imar parselinin tapusunun verilmesi öngörülmüştür.
Diğer taraftan kamu arazilerini işgal ederek bedelli veya bedelsiz olarak uzun yıllar kullanan, üzerine işyeri veya mesken yaparak rant elde eden tahsis sahiplerinin açtıkları davalarda tahsis koşullarının gerçekleşmemesi nedeniyle tapu iptali ve tescil taleplerinin reddi halinde ödemiş oldukları tahsis bedelini dava tarihindeki rayiç üzerinden geri istemeleri TMK’nın 2. maddesindeki dürüst davranma kuralına aykırıdır.
Somut olayda; davacı, tapu iptali ve tescil talebinin kabul edilmemesi halinde ödediği arsa bedeli ile vergi, harç ve diğer ödemelerinin güncellenerek faiziyle tahsilini istemiş olup; dava 21.10.2011 tarihinde açıldığına göre, davacının ödediği arsa bedelinin dava tarihi itibariyle güncelleştirilmiş değerinin yasal faiziyle tahsiline karar verilmesi gerekirken, mahkemece çekişmeli taşınmazın tescil tarihi olan 06.03.2007 tarihi itibariyle güncelleştirilmiş değerine hükmedilmiş olması doğru değildir.
Öte yandan, davacının tapu tahsis belgesi almak için imar affı başvurusu sırasında 2.000,00 TL ödediği dosya kapsamıyla sabit olup, bu bedelin de dava tarihi itibariyle güncelleştirilmiş değeri belirlenerek davalı Belediyeden tahsiliyle davacıya ödenmesine karar verilmesi gerekirken bu husus gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulması da doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte yazılı nedenlerle davalı belediye vekilinin tüm, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, hükmün (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde davacı tarafa iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 28.09.2016 tarihinde oybirliği ile karar verildi.