8. Hukuk Dairesi 2013/2858 E. , 2014/2629 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Gerede Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 08/12/2011
NUMARASI : 2008/43-2011/636
R.. Ş.. ile Hazine ve Y.. K.. aralarındaki tescil davasının kabulüne dair Gerede Asliye Hukuk Mahkemesi"nden verilen 08.12.2011 gün ve 43/636 sayılı hükmün Yargıtay"ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili, imar ihya ve kazanmayı sağlayan zilyetlik nedenlerine dayanarak tapulama çalışmalarında tespit dışı bırakılan, dava dilekçesinde mevki ve sınırlarını açıkladığı taşınmazın vekil edeni adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu açıklayarak davanın reddi ile Hazine adına tesciline karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davacı yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne, teknik bilirkişiler D.. A.. ve A.. Ç.."ın 24.7.2009 tarihli rapor ve krokisinde mavi renk ile sınırları gösterilen 667,32 m2 taşınmazın davacı adına tesciline karar verilmiştir.
Hüküm; davalı Hazine vekili tarafından dilekçesinde yazılı nedenlerle süresinde temyiz edilmiştir.
Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından; mahkemece, kazanma koşullarının davacı lehine gerçekleştiği görüşünden hareketle davanın kabulüne karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme karar vermeye yeterli değildir. Şöyle ki; Dava konusu taşınmazın hangi tarihte ve ne niteliğinde tespit dışı bırakıldığı Kadastro Müdürlüğü"nden sorulmadığı gibi tesciline karar verilen yerin tapuda kayıtlı yerlerden bulunup bulunmadığı hususu da Tapu Müdürlüğü"nden sorulmamıştır. Hal böyle olunca öncelikle çifte tapunun oluşumunun önlenmesi açısından teknik bilirkişinin rapor ve krokisi eklenmek suretiyle krokide mavi renk ile sınırları gösterilen 667,32 m2’lik taşınmazın tapuda kayıtlı yerlerden olup olmadığının Tapu Müdürlüğünden, yine aynı şekilde teknik bilirkişinin rapor ve krokisi eklenmek suretiyle dava konusu taşınmaz bölümünün hangi tarihte ve ne nitelikte tespit dışı bırakıldığının Kadastro Müdürlüğü"nden sorulması gerekmektedir. Ayrıca dava konusu taşınmaza komşu parsel sayılı taşınmazın kadastro tutanaklarının onaylı ve okunaklı suret ya da fotokopileri ile varsa bu taşınmaza kadastro sırasında uygulanan tapu ve vergi kayıtları getirtilerek nizalı taşınmaz yönünde ne ve kim olduklarının saptanarak denetlenmelidir.
Bundan ayrı, 22.7.2009 tarihli keşifte dinlenen davacı tanığı; dava konusu yerin önceleri boş olduğunu, hayvan otlatıldığını ifade ettiğine göre nizalı taşınmaz yönünden öncelikle mera araştırılmasının yapılması zorunludur. Bu doğrultuda, taşınmazın bulunduğu kadastro çalışma alanında kadim ya da tahsisli meranın bulunup bulunmadığının fen bilirkişi krokisi eklenmek suretiyle İl ve İlçe Özel İdare ve Tarım Müdürlükleri ile Tapu Müdürlüğünden sorulması, bildirilmesi durumunda mera tutanak, sicil kaydı, karar ve ekleri ile mera paftalarının istenilmesi, yapılacak keşifte araziye uygulanması, diğer yandan meradan yararı bulunmayan komşu köyler halkı arasından yöreyi bilen yaşlı ve tarafsız mahalli bilirkişilerin kaymakamlık aracılığıyla belirlenmesi, aynı şekilde komşu köylerden tanıklarını bildirmeleri konusunda taraflara süre ve imkan tanınması, yeniden yapılacak keşifte yerel bilirkişi ve tanıkların, HMK.nun 243 ve 244. maddeleri gereğince keşif yerine davetiyeyle çağrılması, aynı Kanunun 259 ve 290/2. maddeleri uyarınca mümkün olduğunca keşif yerinde dinlenmesi, taşınmazdaki zilyetliğin hangi tarihte başladığı, hangi tarihte sona erdiği, yerel bilirkişi ve tanıklardan etraflıca sorulmak suretiyle açıklığa kavuşturulması, beyanlar arasında çelişki bulunması halinde HMK.nun 261. maddesi gereğince giderilmesine çalışılması, komşu kayıt ve belgelerin taşınmaz yönünü ne gösterdiği üzerinde durulması, tanık ve bilirkişi sözlerinin ilmi esaslara göre hazırlanan bilirkişi raporlarıyla denetlenmesi gerekmektedir. Noksan soruşturmayla yetinilerek yazılı olduğu üzere karar verilmesi isabetsizdir.
Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile yerel mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK.nun Geçici 3. maddesi yollaması ile halen yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK.nun 428.maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK"nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK"nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine 18.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.