1. Hukuk Dairesi 2014/20421 E. , 2017/1536 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil, tazminat davası sonunda, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalılar vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ..."nün raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde bedel isteğine ilişkindir.
Davacı, 42335 ada 6 parsel sayılı taşınmazdaki 3 ve 5 nolu bağımsız bölümlerdeki 20/480 payının, davalı kardeşi ve vekili olan ... tarafından vekalet kullanılarak, onayı ve bilgisi dışında muvazaalı şekilde diğer davalı eşi ...’na devrettiğini, bedel ödenmediğini ileri sürerek, davalı ... adına kayıtlı tapunun iptali ile adına tescilini, olmadığı takdirde taşınmaz bedelinden şimdilik 10.000,00TL’nin davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, davacının yapılan satışları bildiğini, satış işleminin tamamen gerçek olup, ileri sürülen muvazaa iddialarının dayanaksız olduğunu belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, tarafların yakınlığı, tanık anlatımları, davalı ..."nun 21/11/2013 tarihli oturumdaki beyanı ve dosya kapsamı gereği iddianın ispatlandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye göre; davacı tarafından 27.5.1998 tarih 09389 yevmiye numaralı vekaletname ile mirasbırakan babalarından intikal eden taşınmazlara ilişkin işlemlerin yapılması için davalıya satış yetkisini de içeren vekalet verildiği, vekilin vekaleti kullanarak davacının 3 nolu bağımsız bölümdeki 80/2400 payını ve 5 nolu bağımsız bölümdeki 20/480 payını 05.02.2007 tarihinde diğer davalı eşi ...’e devrettiği, davalı vekili ...’in dolaylı beyanlarıyla bedel alınmadan ve davacının satış iradesi bulunmaksızın eşine temlik edildiği, davalı ..."in de vekilin eşi olması sebebi ile bu durumu bilen ve bilmesi gereken kişi konumunda bulunduğu, davalıların el ve işbirliği içinde hareket ettikleri, vekilin vekalet görevini kötüye kullandığı kabul edilerek davacının tapu iptal ve tescil isteğinin kabulüne karar verilmesinde kural olarak isabetsizlik yoktur.
Ne var ki; karardan sonra ... satış memurluğunun 2013/30 satış nolu dosyasında 16.04.2015 tarihli ihale sonucunda çekişme konusu 5 nolu bağımsız bölümün dava dışı ... ve ...’a satıldığı anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere; dava açıldıktan sonrada sınırlayıcı bir neden bulunmadığı takdirde dava konusu malın veya hakkın üçüncü kişilere devredilebilmesi tasarruf serbestisi kuralının bir gereği, hak sahibi veya malik olmanında doğal bir sonucudur. Usul Hukukumuzda da ayrık durumlar dışında dava konusu mal veya hakkın davanın devamı sırasında devredilebileceği kabul edilmiş 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (HMK) 125. maddesinde dava konusunun taraflarca üçüncü kişiye devir ve temliki halinde yapılacak usulü işlemler düzenlenmiştir. Söz konusu maddede, “dava konusunun devri” kenar başlığı altında; "...isterse devreden tarafla olan davasından vazgeçerek, dava konusunu devralmış olan kişiye karşı davaya devam eder. Bu takdirde davacı davayı kazanırsa, dava konusunu devreden ve devralan yargılama giderinden müteselsilen sorumlu olur. İsterse, davasını devreden taraf hakkında tazminat davasına dönüştürür..." şeklinde düzenleme getirilmiştir.
O hâlde, kendiliğinden (resen) gözetilmesi zorunlu bulunan anılan yasal düzenlemeler gözetilmek suretiyle, mahkemece davacı tarafa seçimlik hakkının hatırlatılması, bu yöndeki usuli eksikliğin giderilmesi ve sonucuna göre işlem yapılarak ondan sonra bir karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Davalılar vekilinin temyiz itirazları değinilen yön itibariyle yerindedir. Kabulü ile, hükmün açıklanan nedenden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK"un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 30.03.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.