8. Hukuk Dairesi 2018/7257 E. , 2020/7712 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi Ve Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davacının men"i müdahale davasının reddine, ecrimisil yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş olup hükmün davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A RA R
Davacılar vekili, 12 ada 18 parsel ve 12 ada 55 parsel sayılı taşınmazlarda davacılarla davalıların hissedar olduklarını, davacıların murislerinin vefatından sonra taşınmazların davalılar tarafından kullanıldığını, davanın kabulüyle davalıların müdahalesinin menine, toplam 3.100,00 TL ecrimisil her aya ilişkin bedeli ilişkin olduğu ayın sonundan itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacılara verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... cevap dilekçesinde, davacıların bütün hisselerinin satın alındığını, iki parsele ilişkin hissenin adlarına işlenmediğini fark ettiklerini, bu konuda ..."ndan bu parsellerin hisselerini sattığına dair el senedi aldıklarını, ...’nun hisse alım satım işleminde vekil tayin ettiği avukatları azlettiğini, bu sebeple devrin gerçekleştirilemediğini açıklayarak, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuşlardır.
Mahkemece; davacının men-i müdahale davasının reddine, ecrimisil davasının kısmen kabulü ile, 12 ada 18 parsel üzerinde bulunan 10.09 m2 yüzölçümündeki iki katlı dükkan için davacıların hisselerine tekabül eden 1.751,71 TL ecrimisil bedelinin, 12 ada 55 parsel üzerinde bulunan 19,57 m2 yüzölçümündeki iki katlı dükkan için davacıların hisselerine tekabül eden 2.014,44 TL ecrimisil bedelinin dönem sonu tahakkuk tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacılara ödenmesine karar vermiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 2014/1739 Esas, 2015/24 Karar sayılı ilamı ile dava dilekçesinde elatmanın önlenmesi isteği bakımından çekişmeli taşınmazla ilgili olarak davacı tarafından bir değer belirtilmediği gözetilmek suretiyle, davacı yana çekişme konusu taşınmaz malın değerinin açıklattırılması, değere itiraz edilmesi halinde keşfen değerin saptanması, belirlenecek değer üzerinden yukarıda belirlenen ilkeler ve düzenlemeler gözetilmek suretiyle harcın tamamlattırılması, bu koşul yerine getirildiği takdirde davaya devam edilmesi gerektiğinden bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece Yargıtay bozma ilamına uyulmuş, tekrar yargılama yapılarak davacının men-i müdahale davasının reddine, davacı vekilinin beyanları da dikkate alınarak ecrimisil yönünden konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava; paydaşlar arasında elatmanın önlenmesi ve ecrimisil istemlerine ilişkindir.
1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre davacılar vekilinin ecrimisile yönelik temyiz itirazları yerinde değildir.
2. Davacılar vekilinin elatmanın önlenmesi talebine ilişkin temyiz itirazları yönünden yapılan incelemede;
Paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan payına vaki elatmanın önlenmesini her zaman isteyebilir. Hatta elbirliği mülkiyetinde dahi paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine elatmanın önlenmesi davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı veya kullanabileceği bir kısım yer varsa açacağı elatmanın önlenmesi davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre, payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu elatmanın önlenmesi davası ile değil, kesin sonuç getiren taksim veya ortaklığın satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir.
Öte yandan, yurdumuzda sosyal ekonomik nedenlerle kırsal kesimlerden kentlere aşırı akın, nüfus çoğalması, büyük mesken ve işyeri ihtiyacı nedeniyle hızlı yapılaşma karşısında görevli mercilerin aciz kalmaları veya çeşitli nedenlerle göz yummaları sonucu, izinsiz, ruhsatsız, resmi kayıtlara bağlanmayan büyük yerleşim alanları oluştuğu, bu arada paylı taşınmazların tapuda resmi ifrazları yapılmadan paydaşlar arasında haricen veya fiilen taksim edilip üzerlerine büyük mahalleler hatta beldeler yapıldığı bir gerçektir.
Bilindiği üzere 4721 s. Türk Medeni Kanunu"nun (TMK) 706., Türk Borçlar Kanunu"nun (TBK) 237., Tapu Kanunu"nun 26. maddeleri hilafına tapulu taşınmazlarda harici veya fiili taksim ile payların mülkiyeti ana taşınmazdan ayrılamaz. Ne var ki, taşınmazın kullanma biçimi tüm paydaşlar arasında varılan bir anlaşma ile belirlenmiş ya da fiili bir kullanma biçimi oluşmuş, uzun süre paydaşlar bu durumu benimsemişlerse kayıtta paylı, eylemsel olarak (fiilen) bağımsız bu oluşumun tapuda yapılacak resmi taksime veya ortaklığın satış suretiyle giderilmesine yahut o yerde bir imar uygulaması yapılmasına kadar korunması, "ahde vefa" kuralının yanında TMK"nin 2. maddesinde düzenlenen iyi niyet kuralının da bir gereğidir. Aksi halde, pek çok kimse zarar görecek toplum düzeni ve barışı bozulacaktır.
O halde, paydaşlar arasındaki elatmanın önlenmesi davalarında öncelikle tüm paydaşları bağlayan harici bir taksim sözleşmesi ve özel bir parselasyon planının olup olmadığı veya fiili kullanma biçiminin oluşup oluşmadığı üzerinde özenle durulmalı, varsa çekişmeli yerin kimin kullanımına terk edildiği saptanmalı, harici veya fiili taksim yoksa uyuşmazlık yukarıda değinildiği gibi, TMK"nin müşterek mülkiyet hükümlerine göre çözümlenmelidir.
Somut olaya gelince; dosya içeriğinden ve toplanan delillerden, dava konusu taşınmazlardan 12 ada 18 no.lu parselde davacıların murisi olan ... oğlu ..." nun 2991/10368 hissesi bulunup hissesine 2.91 m2, 12 ada 55 no lu parselde 2991 /10368 hissesi bulunup hissesine 5,53 m2 yer isabet ettiği, taşınmazlar bitişik vaziyette olup dava konusu taşınmazlardan 12 ada 18 no.lu parsel tapu kaydına göre 10,09 m2 ahşap dükkan, 55 no lu parsel 19.17 m2 ahşap dükkan vasfı ile tapuda kayıtlı olduğu, dava konusu taşınmazların iki katlı ve yorgan, örtü yapılan ve satılan dükkanlar olarak davalılar tarafından kiraya verilerek tasarruf edildiği, dava konusu taşınmazın tamamının davalılarının kullanımında olduğu, paydaşlar arasında geçerli bir taksim ve ya öteden beri devam eden bir fiili kullanma biçimi bulunmadığı, davacıların dava konusu parsellerde kullandığı ya da kullanabilecekleri uygun bir yer bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Hal böyle iken, Mahkemece, davacıların payı gözetilerek davalıların davacıların payına vaki elatmasının önlenmesine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte yazılı nedenlerle davacılar vekilinin sair temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddine, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının (2) nolu bentte yazılı nedenlerle kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün 6100 sayılı HMK"nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK"un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK"un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 30.11.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.