3. Hukuk Dairesi 2017/1840 E. , 2017/2017 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki temerrüt, ihtiyaç nedeni ile tahliye ve kira alacağı davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın tahliye, alacak davasının kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı-davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Dava temerrüt ve ihtiyaç nedeni ile tahliye ve kira alacağı istemine ilişkindir.
Mahkemece, ihtiyaç nedeni ile tahliye talebi yönünden davanın reddine, temerrüt nedeni ile tahliye isteminin kabulüne ve kira alacağı yönünden ise davanın kısmen kabulüne karar verilmesi üzerine, hüküm davacılar vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosya kapsamına, toplanan delillere, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına ve takdirde de bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde olmadığından reddi ile temerrüt nedeni ile tahliye kararının onanmasına karar verilmiştir.
2- Davacılar vekilinin temyiz itirazlarına gelince;
Davacılar vekili dilekçesinde, müvekkillerinin dava konusu taşınmazı 22.04.2014 tarihinde kendi iş yeri ihtiyacı sebebi ile satın aldıklarını, 16.05.2014 tarihli ihtarname ile sözleşmenin başlangıç tarihi olan 01.10.2010 tarihinden itibaren TEFE/TÜFE geçmiş 1 yıllık artış oranının ortalaması nispetinde artış yapılacağı maddesi gereğince Mayıs ayı 2014 yılı kira bedelinin 8.720.-TL olarak, kişi başına ise 2.180.-TL ödenmesi gerektiğini, Mayıs ayı kira bedeli olarak her bir müvekkili hesabına 1.650.-TL ödendiğini, eksik ödenen miktarın 30 gün içerisinde ödenmesi hususu ve yine satın alma tarihinden itibaren altı aylık süre sonunda kira sözleşmesinin sona erdirileceğinin davalıya ihtar edildiğini;
2014 yılının Mayıs, Haziran, Temmuz, Ağustos ve Eylül aylarına ait eksik ödenen 10.600.-TL, Ekim ayında artış uygulanarak aylık kira bedelinin 9.250.-TL olduğunu belirterek, 2014 yılının Ekim ve Kasım aylarında eksik ödenen 5.840.şer TL olmak üzere toplam 15.360.-TL nin yasal faizi ile birlikte tahsilini, 2014 yılının Mayıs ayı eksik kira bedeli ihtarname tebliğine rağmen ödenmediğinden temerrüt nedeni ile tahliye ve yine iş yeri ihtiyacı nedeni ile davalının tahliyesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili dilekçesinde; kira sözleşmesinde aylık kira bedelinin 7.000.-TL olarak belirlendiğini, akitte her ne kadar artış şartı belirlenmiş ise de sonrasında sözlü anlaşma ile kira bedeline artırım yapılmayacağının kararlaştırıldığını ve kira bedelinin 7.000.-TL +%18 KDV toplamı 8.260.-TL olarak ödenmeye devam edildiğini, sözleşmenin başından bu yana kira ödemelerinin artışsız olarak ve bu şekilde ödendiğini, stopaj mali açıdan uygun olmadığından ödenmediğini, yeni malikler sözleşmenin tarafı haline geldiğinden brüt kira bedeli+stopaj toplamı 8.260.-TL olarak ödenmeye devam edildiğini, geçmiş yıllara ilişkin kira artış bedeli talebinin mümkün olmadığını, eğer artış yapılacak ise yeni kira dönemi olan 01.10.2014 tarihinden itibaren artış yapılabileceğini, ihtiyaç nedeni ile tahliye talebinin samimi olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Önceki malik ile davalı arasında düzenlenen 01.10.2010 başlangıç tarihli 5+5 yıl süreli kira sözleşmesi konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Dava konusu taşınmaz işyeri (süpermarket işletmeciliği) olarak kiraya verilmiş olup kira sözleşmesinde aylık 7.000.-TL +KDV kira bedeli belirlenmiş ve sözleşmenin özel şartlar kısmında tarafların zımni veya açık onayları ile sözleşmenin uzaması halinde kira bedellerinin her yıl TUİK tarafından açıklanan yıllık TEFE/TÜFE fiyatları geçmiş bir yıllık artış oranının ortalaması nispetinde artırılacağı ve aylık kira bedelinin stopaj hariç 7.000.-TL + KDV olduğu kararlaştırılmıştır. Sözleşmedeki artış şartı geçerli olup tarafları bağlar. Bu durumda aylık kira bedelinin sözleşmede kararlaştırılan şekilde artış şartına uygun olarak belirlenip davacıların stopaj ödeme yükümlüsü de olduğu gözetilerek değerlendirme yapılıp alacak miktarını belirleyen bilirkişinin 20.04.2015 tarihli asıl raporu esas alınarak hüküm kurulması gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Hüküm bu nedenlerle bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalının temyiz istemlerinin reddi ile tahliyeye yönelik verilen hükmün ONANMASINA, alacakla ilgili davacının temyiz itirazlarının kabulü ile 2. Bentde yazılı nedenlerle 6100 sayılı HMK ya 6217 Sayılı Kanun"la eklenen geçici 3. Madde hükmü gözetilerek HUMK nun 428. Maddesi uyarınca BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK nun 440. Maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 27.02.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.