3. Hukuk Dairesi 2015/17700 E. , 2017/2083 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı, davalı kurumun ... nolu elektrik abonesi olduğunu, aboneliğe konu iş yerinde kullanılan elektrik için davalının 2008 yılı nisan ve ekim ayları arasında 7 adet, 2010 yılı ocak ve haziran ayları arasında 4 adet olmak üzere toplam 11 adet ve 15.566,54 TL"lik fatura düzenlediğini, ancak iş yerinde elektrik ile çalışan yalnızca 2 adet buzdolabı, 1 adet bulaşık makinesi, 1 adet klima ve aydınlatma lambaları bulunduğunu, buna göre aylık tüketimin kurum tahakkukunda belirtilen miktardan çok daha az olması gerektiğini, ayrıca davalı kurumun bazı faturalarda bedeli 2 ile çarparak kaçak tahakkuku yaptığını oysa kaçak elektrik kullanımının söz konusu olmadığını belirterek, dava konusu 11 adet faturadan dolayı 15.566,54 TL borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, dava konusunu teşkil eden 11 adet faturanın davacılar adına tahakkuk ettirilmediğini, zira kurum kayıtlarında, dava dilekçesinde belirtilen tarih ve bedelli faturaların mevcut olmadığını, davacıya ait olup da ödenmeyen bir kısım olağan tüketim faturaları ile kaçak tüketim faturaları hakkında icra takibi başlatıldığını ve takip borçlarının davacı şirket tarafından ödendiğini ileri sürerek davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, iddia edilen tarih ve miktarlarda 11 adet faturaya dosyada kapsamında rastlanmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafça temyiz edilmiştir.
Dava, elektrik fatura borcundan kaynaklanan menfi tespit istemine ilişkindir.
Davacı, davalı kurumun, 2008 yılının 4,5,6,7,8,9,10. dönemlerine (aylarına)ilişkin olarak düzenlediği 7 adet fatura ile 2009 yılının 1,3 ve 6. dönmelerine (aylarına) ilişkin olarak düzenlediği toplam 4 adet fatura olmak üzere toplam 11 adet faturadan borçlu olmadığını, iş yerinde kullanılan elektrikli aletler göz önüne alındığında bu kadar elektrik tüketilemeyeceğini, ayrıca kaçak kullanımının da söz konusu olmadığını iddia etmektedir. Davalı kurum ise dava dilekçesine tarih ve miktar itibari ile açıklanan bu 11 faturanın kendi kayıtlarında yer almadığını ileri sürmektedir.
Somut olayda, davalı kurum tarafından, davacı şirket hakkında ... 5. İcra Müdürlüğü"nün 2009/1331 esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibinde, 2008/4 ila 10 dönem faturaları takibe konu edilmiş, ... 13. İcra Müdürlüğü"nün 2009/13869 esas sayılı dosyasında ise fatura dönemi belirtilmeksizin "elektrik tüketim faturası ve kaçak elektrik bedeli" açıklaması ile elektrik borcuna ilişkin takip başlatılmış ve her iki taraf beyanında bu borçların ödenmiş olduğu açıklanmıştır.
Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden, davalı kurum tarafından, davacı şirket hakkında 2008 yılı 4,5,6,7,8 ve 9. dönem (aylar) için otomatik dönem tahakkuku altında fatura düzenlediği, 10. aya ilişkin olarak ise 16/10/2008 tarihli otomatik dönem tahakkuku, 16/10/2008 tarihi için ise endeks esaslı ek tahakkuk açıklaması ile iki farklı fatura düzenlendiği, yine 2009 yılında da 14/01/2009 ve 03/03/2009 tarihli iki adet kaçak faturası tahakkuk ettirildiği anlaşılmaktadır. Davacının dava dilekçesinde belirtmiş olduğu faturalar ile kurum kayıtlarında yer alan fatura bilgileri karşılaştırıldığında, dilekçede yer alan 26.06.2009 tarihli iki adet faturaya kurum kayıtlarında rastlanmadığı görülmektedir. Bunun dışındaki diğer faturalarda ise, davacı talebi ile kurum kayıtları tarih olarak birbiri ile örtüşmekte olup, miktar itibari ile uyuşmadığı anlaşılmaktadır.
Yargılama sırasında düzenlenen 06.06.2012 elektirk bilirkişisi raporunda, davacı tarafın ödemekle yükümlü olduğu bedel 12.703,20 TL olarak tespit edilmiş, 08.04.2013 tarihli bilirkişi raporunda ise bu bedel 16.692,33 TL olarak belirlenmiştir. Bunun üzerine mahkemece, bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi için doysa üç kişiden oluşan bilirkişi kuruluna tevdi edilmiş, bilirkişiler arasındaki görüş farklılıkları nedeni ile bilirkişi kurulu tarafından iki farklı rapor sunulmuştur.
Bilirkişi kurulunda yer alan elektrik mühendisi ... tarafından düzenlen ve hükme esas alınan tekli bilirkişi raporunda, davacı tarafça iddia edilen tarih ve miktarlarda 11 adet faturanın tarafların mahkemeye sundukları belgeler içinde bulunmadığı ve buna göre davacı tarafın menfi tespit talebinin yerinde olmadığı kanaatine ulaşıldığı belirtilmiş, mahkemece iş bu rapor esas alınarak hüküm kurulmuştur. Ne var ki yukarıda da açıklandığı üzere, dava dilekçesinde açıklanan dava konusu faturaların (26/06/2009 tarihli hariç) tarih itibari ile kurum kayıtlarında yer aldığı anlaşılmasına karşın bilirkişi raporunda bu hususa hiç değinilmediği, ayrıca raporda davalı kurumun davacı şirket hakkında düzenlediği, olağan tüketim faturaları ile kaçak tüketim faturalarındaki tahakkukların (hesaplamaların) ilgili yasal düzenlemeler uygun olup olmadığı ve davacının bu faturalardan ne miktarda sorumlu olduğu hususunda herhangi bir inceleme yapılmadığı, bu haliyle bilirkişi raporu hükme esas alınabilecek nitelikte olmadığı açıktır.
O halde mahkemece yapılaca iş, öncelikle dava dilekçesinde belirtilen faturaların miktarlar olarak kurum kayıtları ile neden farklılık arz ettiği hususu davacıya açıklatılarak, ardından dava konusu otomatik dönem ve kaçak dönemi faturalarına ilişkin, tüm tahakkuk evrakları ile ödeme belgelerinin dosyaya celp edilmesinden sonra, dosyanın üç kişilik yeni bir bilirkişi kuruluna tevdi edilerek, tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda, kurum
tahakkuklarının usulüne uygun olup olmadığı ile davacının sorumlu olduğu olağan tüketim ve kaçak tüketim borcunun ilgili yasa ve yönetmelik hükümlerine göre hesaplanması için rapor alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi olmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, HUMK"nun 440/I maddesi uyarınca karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 27.02.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.