3. Hukuk Dairesi 2017/9685 E. , 2017/2094 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK (TİCARET) MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı, .... Salıpazarı ilçesinde benzin istasyonu işletmeciliği yapan dava dışı ..."e vermiş olduğu 30.000 TL lik mazot karşılığında keşidecisi davalı ... olan Salıpazarı Ziraat Bankasına ait 25/07/2007 günlü 0090374 seri nolu çeki alacağına karşılık aldığını, çekin ödeme tarihi geldiğinde çeki bankaya ibraz ettiğini; ancak, çekin karşılıksız çıktığını, o dönemdeki iş yoğunluğundan dolayı söz konusu çek hakkında icra takibi başlattığını zannederek sehven icra işlemi başlatılmadığını, karşılıksız çıkan çek hakkında Cumhuriyet Savcılığına karşılıksız çek keşide etmek suçundan dolayı şikayette bulunulduğunu ve davalı hakkında cezaya hükmedildiğini, davalının yapılan icra takibine de kötüniyetli olarak itiraz ettiğini ileri sürerek; itirazın iptali ile davalı borçlunun takip talebindeki miktar ve işleyecek yasal faiz üzerinden en az % 40 inkar tazminatına mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, kendisinin zaman aşımına uğramış bir kambiyo senedinin cirantası olduğunu, çekin tarihinin 25/07/2007 tarihi olduğunu, çekin adi bir belge olmadığını, çek için belirlenen altı aylık zamanaşımı süresinin dolduğunu, zamanaşımı nedeni ile davanın reddinin gerektiğini, davacı ile aralarında akdi ilişki olmadığını, davacının çekin dayanağı olan temel ilişkiye dayanarak alacak davası açamayacağını savunarak,davanın reddi ile lehlerine %40 tazminata hükmedilmesini istemiştir.
Mahkemece; icra takibine konu çekin tarihinin 25/07/2007 olduğu, çek için belirlenen yasal zamanaşımı süresi olan 6 aylık sürenin 25/01/2008 tarihinde sona erdiği, Türk Ticaret Kanunu 732. maddesinin 4. bendine göre sebepsiz zenginleşmeye dayalı talep ve dava hakkının poliçenin zamanaşımına uğradığı tarihi takip eden tarihten itibaren 1 yıl olduğu,davacının 25/01/2009 tarihi itibariyle icra takibi yapmamış olduğundan icra takibine itirazın kaldırılması için açılan bu davanın zamanaşımına uğradığı gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmiş,hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava; sebepsiz zenginleşmeye dayalı itirazın iptali istemine ilişkindir.
6101 sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun "un 5. maddesinin 1. fıkrası uyarınca Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girmesinden önce işlemeye başlamış bulunan hak düşürücü süreler ile zamanaşımı süreleri, eski kanun hükümlerine tabi olmaya devam eder. Ancak, bu sürelerin henüz dolmamış kısmı, Türk Borçlar Kanununda öngörülen süreden uzun ise, yürürlüğünden başlayarak Türk Borçlar Kanununda öngörülen sürenin geçmesiyle, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi dolmuş olur denilmektedir.
818 sayılı BK madde 66’ya göre iade alacaklısının geri alma hakkının varlığını öğrenmesinden itibaren 1 yıl ve herhalde bu hakkın doğduğu tarihten itibaren 10 yıl sonra nedensiz zenginleşmeden doğan iade istemi zamanaşımına uğrar. Bir yıllık sürenin başlaması için, iade alacaklısının kendisi aleyhine zenginleşen kişiyi ve zenginleşmenin kapsamını (nedensiz olarak uğranılan malvarlığı azalmasını) bilmesi aranmalıdır.
Somut olayda;davacı benzin istasyonu işleten dava dışı ...."e verdiği 30.000 TL"lik mazot karşılığında keşidecisi davalı ... olan 25.07.2007 tarihli davaya konu edilen çeki alacağına karşılık olarak dava dışı ...."den aldığını belirtmiş,çeki ödeme gününde bankaya ibraz ettiğinde ise çekin karşılıksız çıktığını ve bunun üzerine davalı ... ile ilgili olarak savcılığa suç duyurusunda bulunduğunu ve davalının ceza mahkemesi tarafından yapılan yargılama neticesinde karşılıksız çek keşide etme suçundan dolayı ceza aldığını belirtmiş,söz konusu çekin bedelinin ödenmemesi nedeniyle çeki icra takibine koymuş ve eldeki bu davaya dayanak ve delil olarak da icra takibine konu ettiği 25.07.2007 tarihli çeke dayanmıştır.
Ancak, davalı ..."un dosya kapsamında yer alan .... Asliye Ceza Mahkemesi"nin 2008/212 Esas sayılı dosyasında sanık sıfatı ile verdiği savunmasında; davaya konu edilen çekteki imzanın kendisine ait olduğu yönündeki beyanı da dikkate alındığında, eldeki davada zamanaşımı süresine ilişkin olarak TTK"nun 732/4 maddesinin uygulanamayacağı açıktır.
Yine, yukarıda ifade edilen yasa hükmü gözetildiğinde de davalı ... hakkında .... Asliye Ceza Mahkemesi"nin 2008/212 Esas sayılı dosyasında açılan karşılıksız çek keşide etme suçundan dolayı yapılan yargılama neticesinde ise; mahkemenin 12.06.2008 tarihli kararı ile sanığın cezalandırılmasına karar verildiği,kararın sanık tarafından temyiz edilmesi neticesinde ise Yargıtay 15. C.D."nin 24.01.2012 tarih ve 2011/41009 Esas 2011/3139 Karar sayılı ilamı ile bozulmasına karar verildiği,mahkemece bozma sonrası yapılan yargılama neticesinde ise 13.04.2012 tarih ve 2012/546 Esas 2012/562 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında ceza tertibine yer olmadığına ve çek hesabı açmaktan yasaklanmasına karar verildiği ve bu kararın ise temyiz edilmeden 23.05.2012 tarihinde kesinleştiği anlaşılmakla; eldeki itirazın iptali davasının BK"nun 66. maddesinde öngörülen 1 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde açıldığı ve mahkemece işin esasına girilmesi gerektiği kuşkusuzdur.
Hal böyle olunca, mahkemece;yukarıda ifade edilen yasa hükümleri ve açıklamalar dikkate alınmak suretiyle davaya konu edilen uyuşmazlıkta TTK"nun 732/4 maddesinin uygulanamayacağı, eldeki davada uygulanması gereken zamanaşımı süresinin 818 sayılı BK"nun 66 maddesinde öngörülen 1 ve 10 yıllık süreler olduğu, ... Mahkemesi"nin 2008/212 E. (2012/546 E.) sayılı dosyasının kesinleşme tarihinin 23.05.2012 tarihi olduğu ve eldeki davanın ise 03.07.2012 tarihinde açıldığı,bu şekliyle eldeki davada zamanaşımı süresinin dolmadığı gözetilmek suretiyle işin esasına girilerek inceleme ve değerlendirme yapılması gerekirken; eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK"nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK.nun 440.maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 27.02.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.