
Esas No: 2014/19756
Karar No: 2017/1913
Karar Tarihi: 13.04.2017
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2014/19756 Esas 2017/1913 Karar Sayılı İlamı
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada;
Davacılar, davalı ile müşterek murisleri olan ...’in maliki olduğu 14594 parsel sayılı taşınmazı ikinci eşi olan davalı ...’ye satış sureti ile devrettiğini, tapuda satış işleminin yapıldığı tarihte murisin 82 yaşında olduğunu ve geçirdiği felç rahatsızlığı sebebi ile akli dengesinin ve malını mülkünü idare etme yetisinin mevcut olmadığını, eğer murisin işlem tarihi itibari ile ayırt etme gücüne sahip olduğu tespit edilecek olursa bu durumda da murisin amacının davacılardan mal kaçırmak olması nedeni ile muvazaalı işlemin söz konusu olduğunu,satış işleminin yapıldığı tarihte murisin taşınmazı satmaya ihtiyacı olmadığını, asıl amacın taşınmazı davalıya bağışlamak olduğunu ileri sürerek öncelikle davalı adına kayıtlı taşınmazın tapu kaydının iptaline ve miras payları oranında adlarına tapuya tesciline, olmazsa tenkise karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı, miras bırakan ile 1959 yılından beri evli olduğunu kendi isteğiyle davaya konu taşınmazı devrettiğini, ayrıca muris ile sürekli kendisinin bakıp ilgilendiğini, ayrıca çocuklar ... ve ..."e de 4-5 yaşlarından beri baktığından bu şekilde gayrimenkulü almasına müsaade ettiklerini, dava konusu taşınmazın 3., 4, ve 5. katlarını babasından kalan malvarlığı ile yaptırdığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, mirasbırakanın gerçek irade ve amacının diğer mirasçılardan mal kaçırma olmadığı, akitte gösterilen bedeli ile gerçek bedel arasındaki fahiş fark var ise de; bu hususun tek başına muvazaanın kanıtı sayılamayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacılar tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi ..."ın raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.
-KARAR-
Dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayanağı yasal ve hukuksal gerekçeye göre yazılı olduğu şekilde karar verilmesinde isabetsizlik yoktur. Davacıların bu yöndeki temyiz itirazları yerinde değildir, reddine.
Davacıların diğer temyiz itirazlarına gelince, davanın 10.000,00-TL değerle açıldığı ve yargılamanın bu değer üzerinden sona erdiği gözetilerek, bu değer üzerinden davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, fazla vekalet ücreti tayini doğru değildir.
Ne var ki, anılan husus yeniden yargılama yapılmasını zorunlu kılmadığından, mahkeme kararının hüküm kısmının vekalet ücreti ile ilgili (5) numaralı bendindeki "Yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 5/2 maddesi gereğince hesaplanıp takdir olunan 10.200.00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınıp davalıya verilmesine" cümlesinin hükümden çıkarılmasına, yerine " Yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre takdir olunan 1.500.00 TL vekalet ücretinin davacılardan tahsili ile davalıya verilmesine" cümlesinin yazılmasına, davacıların bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK"nin geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK"nun 438/7. maddesi uyarınca hükmün bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 13.04.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.