23. Hukuk Dairesi 2013/7995 E. , 2014/1421 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul 39. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ : 28/01/2013
NUMARASI : 2011/224-2013/6
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hüküm süresi içinde davacı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmiş ise de, dosya içerisinde tebligat için mürafaa pulu bulunmadığından duruşma isteminin reddiyle incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- KARAR -
Davacı vekili, müvekkili ile davalı şirket arasında yarışma programının yapımcılığının üstlenilmesi ile yedi bölüm süresince şifahi olarak alt sponsorluk sözleşmesi yapıldığını, sözleşme gereğince düzenlenen faturaların davalıya gönderildiğini, faturaların ödenmemesi üzerine icra takibi başlatıldığını, davalının takibe haksız olarak itiraz etiğini, müvekkili tarafından hizmetlerin eksiksiz sunulduğunun Radyo Televizyon Üst Kurulu kayıtlarındaki görüntüler ile sabit olduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile %40 icra inkar tazminatının tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının hizmeti karşılığında hizmet bedellerinin eksiksiz olarak ödendiğini, faturalarda belirtilen miktarların fahiş olduğunu, sözleşmenin, yedi değil dört program için yapıldığını savunarak, davanın reddi ile %40 kötüniyet tazminatının tahsilini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma dosya kapsamı ve benimsenen bilirkişi raporlarına göre; davacı şirketin ticari defter ve kayıtlarının usulüne uygun olarak tutulmuş olduğu, defter kayıtlarına göre davalının 46.020,00 TL alacağının olduğu, yayınlanan yedi bölümde program sonunda davalı logosuna yer verildiği, ilk bölümde davalı yönetim kurulu başkanının canlı yayında görüşlerini aktarma imkanı bulduğu gibi Konya Şeker"in tanıtımına yönelik olarak alt bant reklamları, stant önü sunucu tanıtımları gibi hizmetlerin verildiği, diğer bölümlerde Konya Şeker"e teşekkür edildiği ve reklam kuşağında firmanın reklamlarının yer aldığı, davalı şirket temsilcilerinin, sponsorluk sözleşmesinin üç bölüm için yapıldığına ve borçlarının bulunmadığına dair yemin ettikleri, sonuç olarak taraflar arasındaki sözleşmenin mevcut olduğu fakat program sayısı yönünde takibe konu faturalara ilişkin bölümler yönünden davalının davacıya borçlu olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine, %20 kötüniyet tazminatının davacıdan tahsiline karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2-Dava, reklam ve sponsorluk hizmet alımı sözleşmesine dayalı alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
İİK’nun 67/2. madde hükmündeki düzenlemeye göre, borçlunun itirazında haksızlığının belirlenmesi ve alacağın likit olması halinde, istem varsa borçlu aleyhine icra inkar tazminatına; alacak likit olsun veya olmasın, böyle bir alacağa dayalı takibin, haksız ve kötüniyetli olması halinde ise istem varsa, borçlu lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerekmektedir. İşbu tazminata hükmedilmesi için takibin haksız olması tek başına yeterli olmayıp, ayrıca alacaklının kötüniyetli olması da gerekmektedir. Alacaklının kötüniyetli sayılabilmesi için de, takibin haksız olduğunu bildiği ya da bilmesi gerektiği halde icra takibine girişmiş olması gerekir. Bu hususun ispat yükü de, davalı borçludadır. (Bkz. Prof. Baki Kuru, İcra ve İflas Hukukunda Menfi Tespit Davası ve İstirdat Davası, Ankara 2003, sayfa 173 vd. ayrıca Dairemiz"in 19.01.2012 tarih ve 2011/2342 E., 2012/239 K. sayılı ilamı da aynı yöndedir.)
Somut olayda, faturalara dayalı olan icra takibi, var olduğu düşünülen alacağın tahsili amacına yönelik olup, davacının icra takibinde haksız olduğu yargılama sonunda belirlenmiş ise de, icra takibinde haksızlık, icra takibinin salt bu nedenle kötüniyetle başlatıldığının kabulüne yeterli olmayıp, takibin kötüniyetli olduğuna dair somut bir kanıt bulunmadığı gözetilmeden, mahkemece kötüniyet tazminatına hükmedilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 27.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.