3. Hukuk Dairesi 2017/9725 E. , 2017/2620 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen tazminat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen 12.10.2012 tarih ve 2011/152 E-2012/502 K sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine Yargıtay 3.Hukuk Dairesinin 13.05.2013 tarih ve 2013/2401 E-2013/7848 K. sayılı ilamı ile bozulmuş, mahkemece yeniden yapılan yargılama sonucunda önceki kararda direnilmiş, davalı tarafın temyizi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 04.05.2016 tarih ve 2016/3-858 E-2016/583 K sayılı ilamı ile mahkeme kararı bozulmuş, mahkemece yeniden yapılan yargılamada önceki kararda direnilmiş, direnme kararının davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davada, davacı kooperatifin arsa tahsis talebinin... Belediyesi tarafından kabul edildiğini ve ... Belediye Meclisinin 16/10/1987 gün ve 248 sayılı kararı ile ... Merkez Duraliler Köyü eski 226 parsel (yeni 2699 parsel) sayılı taşınmazda kalan 4 nolu blokun davacıya tahsisine karar verildiğini, Duraliler Köyü 226 parselin mülkiyetinin çekişmeli olduğunun anlaşıldığını, Kadastro Mahkemesinde açılan dava sonucu bu parselin Vakıflar İdaresine ait olduğuna karar verildiğini, bunun sonucu olarak davacı kooperatifin inşaat ruhsatına ve projesine uygun olarak inşaatları tamamlamış olmasına karşın, bugüne kadar davacı Kooperatif ve kooperatif üyelerinin tapularını alamadıklarını, arsa tahsisi karşılığında davalıya ödenen 105.000,00-TL nedeniyle davacıya tahsis edilen taşınmazın dava tarihindeki bedelinin tespiti ile işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesini, bu istekleri kabul edilmediği takdirde denkleştirici adalet ilkesi uyarınca davacı tarafından davalıya ödenen 105.000,00-TL"nin dava tarihinde ulaşacağı bedelin nemalandırılarak işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekilinin 06.06.2012 tarihli dilekçesi ile davasını ıslah ettiği, ıslah harcını yatırdığı ve dava değerini 884.044,34-TL"ye çıkardığı anlaşılmıştır.
Davalı vekili cevabında, dava konusu yerin imar planında ucuz konut alanı olarak belirlendiğini, davalı müvekkili belediyenin yegane amacının kamu hizmeti olduğunu davacılardan alınan bedel ile kamulaştırma yapmak suretiyle davacılara ucuz konut sağlamak üzere tahsis yapıldığını bu amaçla hareket eden müvekkili belediyenin zenginleştiğinin düşünülemeyeceğini aksine söz konusu bedelin davacıya ödenmesi halinde davacının zenginleştirilmiş olacağını bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesi savunmuştur.
Mahkemece, davalı belediye tarafından encümen kararına istinaden tahsis yapıldığı, ancak tapudan davacıya devir yapılamaması karşısında bu işlem nedeniyle davalı tarafın sebepsiz zenginleştiği, davacının davalıya ödemiş olduğu 105.000.000-TL" nin denkleştirici adalet ilkesi uyarınca dava tarihinde ulaşacağı miktarın 884.044,34-TL olacağının belirlendiği gerekçesiyle davanın kabulü ile 884.044,34-TL nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiş, hükmün davalı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 13.05.2013 tarih ve 2013/2401 Esas-2013/7848 Karar sayılı ilamı ile " ...Davaya konu taşınmazın davalılara teslim edilmediği dava dilekçesinden ve sair belgelerden anlaşılmaktadır. Mahkemece bu durum taraflardan sorularak tespit edilmeden, eksik inceleme ile karar verilmiştir. Oysa, geçersiz satışta, alıcı taşınmazı satıcı da satış bedelini kullanırken henüz birinin diğeri yararına fakirleşme ve zenginleşmesi gerçekleşmemiştir. Taşınmaz alıcı tarafından satıcıya teslim edildiği taktirde yoksullaşanın mal varlıklarından ekonomik bir değer, zenginleşen davalının mal varlığına geçmekte, bu nedenle davacının alacak davası açmakta hukuki yararı bulunmaktadır.
Mahkemece, teslim olgusu tespit edilmeden eksik inceleme ile hüküm kurulması usul ve yasaya uygun görülmemiştir.
Kabule göre de, ıslah ile artırılan miktara ıslah tarihinden itibaren yasal oranda faiz yürütülmesi gerekir. Bu miktarın dava tarihinden faizi ile tahsiline karar verilmesi doğru değildir...." gerekçesi ile bozulmuştur.
Mahkemece; Yargıtayca onanan ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi"nin 2007/254 esas 2009/77 karar sayılı ilamı, ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi"nin 1998/883 esas 2002/463 karar sayılı ilamı, ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesi"nin 2002/222 esas 2004/542 karar sayılı ilamı, ... 4. Asliye Hukuk Mahkemesi"nin 2011/159 esas 2013/161 karar sayılı ilamı dikkate alındığında mahkememizin 2011/152 esas 2012/502 sayılı kararı uyarınca direnme kararı verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
02.12.2016 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunun 43. maddesi ile değişik 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 373. maddesinin 5.fıkrası “İlk derece mahkemesi veya bölge adliye mahkemesi kararında direnirse, bu kararın temyiz edilmesi durumunda inceleme, kararına direnilen dairece yapılır. Direnme kararı öncelikle incelenir. Daire, direnme kararını yerinde görürse kararını düzeltir; görmezse dosyayı Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna gönderir” hükmünü içermektedir.
./..
-3-
Aynı Yasanın 45. maddesiyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunununa eklenen geçici 4. maddesinin ikinci fıkrasında “Bu maddeyi ihdas eden Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Yargıtay Hukuk Genel Kurulunda bulunan dosyalar, kararına direnilen daireye gönderilir.”, 4. fıkrasında ise “ Daire, mümkün olan en kısa sürede direnme kararını inceler ve yerinde görürse kararını düzeltir; görmezse dosyayı Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna gönderir.” hükmü getirilmiştir.
Anılan Yasa maddeleri gereğince, yerel mahkemece verilen direnme kararına yönelik olarak Dairemizce yeniden yapılan inceleme neticesinde;
Dava, geçersiz satış sözleşmesi nedeniyle verilen bedelin iadesi davasıdır. Davacı kooperatife, ... Belediye Meclisinin 16.10.1987 gün 248 sayılı kararı ile ucuz konut alanlarından 4 nolu blokun tahsisine karar verildiği, taşınmazın Vakıflar İdaresine ait olması üzerine Belediye Meclisince kamulaştırılmasına karar verildiği, belediyenin kamulaştırma talebinin yerine getirilmediği, kamulaştırma işleminin yapılamadığı, davacının söz konusu tahsis kararı uyarınca belediyeye 105.000.000TL ödediği, tahsis işlemi yapılan 226 parselin mülkiyetinin çekişmeli olduğu, , kadastro mahkemesince yapılan yargılama sonucunda Vakıflar İdaresi adına tescil edildiği, dava tarihi itibariyle mülkiyetinin Vakıflar İdaresine ait olduğu, bu durumda davacının arsa tahsisi için ödemiş olduğu bedeli sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre talep edebileceği, denkleştirici adalet ilkesi gereği ödenen bedelin dava tarihi itibariyle alım gücünün yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu hesaplandığı, bilirkişi raporunun denetime ve hükme esas alınabilecek nitelikte bulunduğu, mahkemece verilen direnme kararının doğru olduğu anlaşıldığından, dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalı tarafın yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan direnme hükmünün 6763 sayılı Kanunun 44. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununa eklenen geçici 4. maddesinin 4. fıkrası uyarınca ONANMASINA, 45.292.00.TL bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, 6100 sayılı HMK"nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK"nun 440.maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 07.03.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.