21. Hukuk Dairesi 2015/9744 E. , 2015/13053 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılardan Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ...r tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
Dava, davacıların murisi ..."nın 1969 yılının ikinci ayından onuncu ayına kadar aralıksız olarak davalı işyerinde geçen ve Kuruma bildirilmeyen sigortalı çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulü ile hükümde yazılı şekilde karar verilmiş ise de bu sonuca eksik araştırma ve inceleme ile gidilmiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa"nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa"nın 86/9. maddeleri bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de, davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay"ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir.
Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olgusu her türlü delille ispat edilebilirse de çalışmanın konusu niteliği başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555- 3.11.2004 gün 2004/21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
dosyadaki kayıt ve belgelerden; davalı işverence davacıların murisi ... adına 20.06.1969 tarihinde ...unvanlı, ..l numaralı davalı işyerinde işe başladığına ilişkin işe giriş bildirgesinin 08.07.1989 tarihinde davalı Kuruma verildiği, 1969/2.dönem bordrosunun geldiği, bordroda davacıların murisinin işe başlangıç tarihinin 21.05.1969 tarihi olarak geçtiği, ... adına.. sicil numarası ile petrol arama işinden 28.04.1965 tarihinde Yasa kapsamına alınan işyerinin 28.04.1965 tarihinde kapsamdan çıktığı, Kurumun 13.10.2010 tarihli bir başka yazısında aynı sicil numaralı işyerinin 01.05.1965-10.07.1965 tarihlerinde kapsamda olduğunu bildirdiği, davacıların murisi adına işe giriş bildirgesinin verildiği ..sicil numaralı işyeri sicil dosyasının imha edildiği için hangi tarihler arasında yasa kapsamında olduğunun bildirilmediği, davalı şirketin ...r ve .. . Sicili Müdürlüklerinde kayıtlı olmadığı,...Ortaklığı kayıtlarında şirketin kaydına rastlanmadığının belirtildiği, ...l İşleri Genel Müdürlüğü"nün şirketin...Ortaklığı ile yapmış olduğu müteahhitlik anlaşmasının 01.10.1997 de bitmiş olduğunu belirttiği, müdürlüklerinde kayıtlı adrese yapılan tebligatın şirketin adresten ayrılmış olması sebebi ile iade edildiği, davalı işverinin tam unvanı ile adresinin tespit edilemediği, gerekçeli kararın ilanen tebliğ edildiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda, hizmet tespiti davasında hizmetin geçtiği iddia olunan işverinin adresi tespit edilmeden, tebligat yapılıp usulüne uygun davaya dahil edilerek taraf teşkili sağlanmadan davanın sonuçlandırılması usul ve yasaya aykırı olup bozma sebebidir.
Yapılacak iş, ..."ndan, ilgili Büyükelçilikten davalı şirketin tam unvanı ile tebligat adreslerini sormak, davalı işverene tebligat yapıp taraf teşkili sağlandıktan sonra sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Kabule göre de, hüküm ile gerekçe arasında çelişki bulunduğu anlaşılmış olup davanın kabulüne karar verilmiş olmasına rağmen, hükmün gerekçesinde hizmet başlangıcının 1969 yılının ikinci ayına götürülmesinin mümkün olmadığının belirtilmesi hatalıdır.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA 08.06.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.