21. Hukuk Dairesi 2014/16698 E. , 2015/12902 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılardan ... ... vekilince ve ... tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirci nedenlere göre davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, davacının davalı işverene ait mobilya imalathanesinde 01.05.1996-10.05.2001 tarihleri arasında hizmet aktine dayalı sigortalı olarak çalıştığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece davacının kabulüne karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının 26.01.1981 doğumlu olduğu, 01.05.1996-01.10.1999 tarihleri arasında çıraklık sözleşmesine dayalı olarak çırak öğrenci olarak çalıştığı, davacının bu dönemdeki ve sonraki çalışmalarının Kuruma bildirilmediği anlaşılmaktadır... Müdürlüğü .. öğrencisi olduğu, 01.10.1996 tarihinde yapılan çıraklık sözleşmesine istinaden davalı Kuruma bağlı işyerinde çırak olarak çalışmak ve mesleki bilgi ve görgüsünü artırmak için eğitime tabi tutulmak suretiyle çıraklık süresinin 3 yıl devam edip 01.10.1999 tarihinde sona erdiği, sigorta hizmet cetvelinden davacının bu işyerinden bu dönemde bildiriminin bulunmadığı ve 21.04.2003 01.01.1993 tarihinden itibaren dava konusu işyerlerinden çalışmalarının bildirildiği, davalı bordro tanıklarının tespiti istenen süredeki çalışmayı doğruladığı anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan hizmetin geçtiği tarihte yürürlükte bulunan 506 sayılı Yasa"nın 3/II-B maddesine göre “Özel kanunda tarifi ve nitelikleri belirtilen çıraklar hakkında çıraklık devresi sayılan süre içinde analık, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları ile bu kanunun 35’inci maddesi hükümleri uygulanmaz” yine 5.6.1986 tarihli 19.6.1986 tarihinde yürürlüğe giren 3308 sayılı...lık ve Meslek Eğitimi Kanunu’nun 10.maddesinde "çırak olabilmek için 14 yasını doldurmuş olmak 19 yaşından gün almamış olmak gerektiği", 13. Maddesinde çıraklık sözleşmesinin, çırağın sözleşme süresi içinde reşit olması halinde, çırağın rızası ile devam edeceği, bu Kanunun çıraklık sözleşmesine dair hükümleri ile onsekiz yaşını doldurduktan sonra sözleşmesi devam eden çıraklar hakkında 1475 sayılı İş Kanunu hükümlerinin uygulanmayacağı, 29.6.2001 tarihli 4702 sayılı Yasa ile yapılan değişiklikten önceki ve uyuşmazlık tarihinde yürürlükte bulunan 14. Maddesindeki düzenleme de ise çıraklık süresinin 3-4 yıl olduğu bildirilmiştir.
29.6.2001 tarih ve 4702 sayılı Yasa"nın 9. maddesi ile 3308 sayılı Yasa"nın 10. maddesine eklenen ek fıkra gereğince "19 yaşından gün almış olanlardan daha önce çıraklık eğitiminden geçmemiş olanların yaşlarına ve eğitim seviyelerine uygun olarak düzenlenecek mesleki eğitim programlarına göre çıraklık eğitimine alınabilecekleri", yine 4702 sayılı Yasa"nın 11. maddesi ile 13. maddesine eklenen ek fıkra gereğince “Bu kanunun uygulandığı yer ve meslek dallarında 818 sayılı Borçlar Kanunu"nun çıraklık sözleşmesine dair hükümleri ile 18 yaşını doldurduktan sonra sözleşmesi devam eden çıraklar hakkında 1475 sayılı İş Kanununun, "İşçi Sağlığı ve Güvenliği" başlıklı beşinci bölümünde yer alan hükümleri dışındaki hükümlerin uygulanmayacağı" bildirilmiş ise de bu eklenen fıkraların davacının çıraklık yaptığı dönemden sonra yürürlüğe girmesi nedeniyle bu davada uygulanma imkanının bulunmadığının kabulü gerekir.
Bu davada çözümlenmesi gereken hukuki sorun, hangi durumda gerçek bir çıraklık ilişkisinden söz edileceği noktasında toplanmaktadır....lık Kanunu"na göre kurulan çıraklık okullarında okuyanlar çırak sayılır. Taraflar arasındaki ilişkinin niteliğini belirlemede, bir başka ifade ile davacının dava konusu dönemde çırak olup olmadığına karar verirken çıraklık sözleşmesi hükümlerine göre değil, çalışma ilişkisine bakarak bir sonuca varmalıdır. Gerçekten... Sözleşmesinde akdi ilişkinin üstün niteliği çalışma değil, bir meslek ve sanatın öğretilmesidir.... işyerinde üretimle ilgili çalışmalara bilfiil katılıyor, meslek ve sanat eğitimi arka planda tutuluyor ise bu durumda, çıraklık ilişkisinden söz edilemez. Zira burada gerçekleşen; işçinin emeğiyle işyeri ve işverene katkıda bulunmasıdır ki bu da ancak bir hizmet ilişkisi ile söz konusu olur. Kişi Kuruma çırak olarak bildirilmiş ise, çırak olmadığını ispat külfeti kişiye düşer. Taraflar arasındaki ilişkinin hukuki niteliği tespit edilirken, daha doğrusu davacının davalı işyerinde çırak olarak çalışmakta iken 19 yaşından gün almaya başladığı tarihten itibaren çalışmasına çırak olarak mı yoksa diğer kadrolu işçiler gibi üretime yönelik mi çalıştığı sorusuna cevap bulabilmek için “çalışma ilişkisine ve biçimine” bakmak gerekmektedir.
Somut olaya gelince; davalı mobilya imalathanesi işyerinde 01.10.1996-01.10.1999 tarihleri arasında çıraklık sözleşmesine göre çalıştığı, çıraklık eğitiminin ve dolayısıyla da meslek ve sanat öğretilmesinin diğer meslek dallarına göre belli bir deneyim süresi ve yeterlilik gerektirdiği, bunun da çırak statüsündeki davacı sigortalının daha ziyade teorik bilgi ve görgüsünü artırmaya yönelik olarak yürütüldüğü, aksi halin yani çıraklığın, hizmet
akdiyle çalışan diğer profesyonel işçilerle aynı şartlarda geçtiğini ve giderek iş ve üretime katılma olgusunun davacının...lık Sözleşmesi ile çalışması nedeniyle aksinin yazılı eşdeğer belgelerle ispatlanmasının zorunlu olduğu davacı tarafça aksi yazılı belge ile ispatlanamadığından 01.05.1996-01.10.1999 tarihleri arasının reddi gerektiği halde, tümden kabulü hatalı olmuştur.
Mahkemece, 01.10.1999 sonrasının kabulü doğru olsa da yukarıda açıklanan bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınarak 01.05.1996-01.10.1999 tarihleri arasındaki dönem yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde davanın tümden kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalılardan -... ..."ne ve ..."a iadesine,
04.06.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.