3. Hukuk Dairesi 2013/21398 E. , 2014/6523 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen sebepsiz zenginleşme davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması taraf vekillerince istenilmekle; taraflara yapılan tebligat üzerine duruşma için tayin olunan günde davacı vekili Av. ... geldi. Davalılardan ... vekili Av.... geldi. Gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için saat 14.00"e bırakılması uygun görüldüğünden, belli gün ve saatte dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin ... Köyünde 521 parselin 20200/31200 hissesini satın aldığı, ancak, maliki ..."nin temyiz kudretinin bulunmaması nedeniyle mahkeme kararı ile tescilin iptaline karar verildiği, bu kararın kesinleştiği, davalı ... tarafından diğer davalı ... hesabına yatırılan satım bedelinin 200.000,00 TL"lik kısmının karşılıksız kaldığı belirtilerek, bu miktarın davalılardan tahsili talep ve dava edilmiştir.
Davalı ... satım sözleşmesinin davacı şirket ile davalı ... murisi ... arasında kurulduğunu, mirasçı olmadığı gibi bu paranın kendisinden talep edilemeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ..., murisin talimatı ile bu miktarın diğer davalı ... hesabına havale edildiğini bildirerek kendisinden istenemeyeceği nedeniyle davanın reddine karar verilmesini dilemiştir.
Mahkemece, davalılardan ..."ya satış komisyonu olarak 200.000,00 TL ödendiği sözleşme ve Savcılık soruşturmasında davalı ..."nin beyanları ile anlaşıldığı, 08.11.2006 tarihli geçersiz sözleşme nedeniyle ödenenin davalı ..."den tahsiline; diğer davalı ... yönünden ise davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm, süresinde davacı ve davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu"nun 28/03/2012 tarih 2011/2-890 Esas 2012/239 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere; Dava konusu uyuşmazlığın daha önce bir kesin hüküm ile çözümlenmemiş olması dava şartıdır.(HMK madde 114/1-i) Bu şart, olumsuz dava şartı olarak adlandırılır.
Kesin hükmün amacı kişiler arasındaki uyuşmazlıkların kesin bir biçimde çözümlenmesidir. Bu amacın gerçekleşmesinde, hem kişilerin hem de Devletin yararı vardır. Çünkü kişiler, arasındaki uyuşmazlığın kesin bir biçimde sonuçlanması için dava sırasında bütün olanaklarını kullanırlar ve dava sonucunda verilecek kararla artık, bu uyuşmazlığın sona ermesini isterler. Bu açıdan, Devletin de menfaati söz konusudur. Çünkü Devlet, mahkemelerin sınırsız bir biçimde aynı uyuşmazlık (dava) ile sürekli ve yinelenerek meşgul edilmesini istemez.
Dava konusu uyuşmazlık hakkında bir kesin hüküm bulunuyorsa, aynı konuda, aynı taraflar arasında ve aynı dava sebebine dayanılarak yeni bir dava açılamaz.
Kesin hüküm de, aynı konuda daha sonra açılan davada kesin delil oluşturur (Baki Kuru, age., C. II, s. 2034 vd).
Kesin hüküm, şekli anlamda kesin hüküm ve maddi anlamda kesin hüküm, olmak üzere ikiye ayrılır.
Şekli anlamda kesin hüküm, sözü edilen karara karşı artık bütün olağan yasa yollarının kapandığı anlamına gelir. Bazı son kararlar verildikleri anda kesindirler (Örneğin HUMK. m. 427; HMK. m. 361).
Yasa yolu açık olan bir karar, yasa yoluna başvurma süresi geçmekle de kesinleşir. Öte yandan, temyiz yolu açık olan bir karar temyiz edilip sonuçta onanmış ve karar düzeltme süresi geçirilmişse, ya da karar düzeltme yoluna gidilip de bu istem reddedilmişse veyahut yasa yoluna başvurmaktan feragat edilmişse verilen hüküm şekli anlamda kesinleşir.
Bir hüküm bir kere şekli anlamda kesinleşirse, artık bu hükme karşı, olağan yasa yollarına başvurulamaz. Bir kararın maddi anlamda kesinleşmesi için öncelikle şekli anlamda kesinleşmesi gerekir.
Maddi anlamda kesin hükmün koşulları HMK’nun 303/1 maddesinde açıklanmıştır. Birinci dava ile ikinci davanın müddeabihlerinin (konusunun), dava sebeplerinin (vakıaların) ve taraflarının aynı olması maddi anlamda kesin hüküm oluşturur.
Kesin hüküm, ilk önce (hükmü veren mahkeme de dahil diğer bütün) mahkemeleri bağlar. Yani mahkemeler, aynı konuda, aynı dava sebebine dayanarak, aynı taraflar hakkında verilmiş olan bir kesin hüküm ile bağlıdırlar; aynı davayı bir daha (yeniden) inceleyemezler (kesin hüküm itirazı) ve aynı konuya ilişkin yeni bir davada, önceki davada verilmiş olan kesin hüküm ile bağlıdırlar (Baki Kuru, a.g.e., C. V, s. 5051- 5053).
Somut olayda; davacı, aynı sebeplere dayanarak, ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2006/145 Esas ve 2009/63 Karar sayılı dava dosyasında ... mirasçılarından (700.000,00 TL üzerinden) talepte bulunmuş; bu davada mirasçılar 489.500,00 TL ile sorumlu tutulmuş, 200.000,00 TL yönünden ise paranın dava dışı ... hesabına aktarıldığı gerekçesi ile isteğin reddine karar verilmiş, hüküm, 13. Hukuk Dairesinden verilen ilâm ile onanmak suretiyle kesinleşmiştir. Dolayısıyla, davalı ... o dava da ... mirasçısı olarak davalı olup, verilen karar şekli ve maddi yönden kesinleşmiştir. Kesinlik kazanan bir hükmün sonuçlarının ortadan kaldırılması şartların oluşması halinde ancak yargılamanın iadesi ile mümkündür. Bunun dışında hükmün sonuçlarını ortadan kaldırmak mümkün değildir. Açıklanan nedenlerle mahkemece, davalı ... hakkındaki davanın reddine ilişkin hükmünde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, tarafların yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, Yargıtay duruşmasında vekille temsil edilen davalı taraf için duruşma tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre takdir edilen 1.100 TL vekalet ücretinin davalı ..."dan alınıp davacıya, davacıdan alınıp davalı ... vekiline verilmesine, 0.90 TL bakiye temyiz harcının temyiz eden davacıya, 10.692.00 TL bakiye temyiz harcının temyiz edene davalıya yükletilmesine, 29/04/2014 günü oybirliğiyle karar verildi.