14. Hukuk Dairesi 2014/16491 E. , 2016/1246 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 20.09.2012 gününde verilen dilekçe ile önalım hakkı nedeniyle tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne, tavzih talebinin reddine dair verilen 22.05.2014 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_ K A R A R _
Davacı vekili, davacının paydaş olduğu 36757 ada 6 parsel sayılı taşınmazdaki davalı adına kayıtlı hisseyi davalının 20.06.2012 tarihinde 50.000,00 TL"ye satın aldığını, bu satış tarihinden iki ay kadar önce 26.04.2012 tarihinde aynı payın 30.500,00 TL"ye önceki malik tarafından satın alındığını, davacının önalım hakkının kullanılmasına engel olmak için gerçek pay satış değerinin 30.500,00 TL olmasına rağmen 50.000,00 TL olarak gösterildiğini ileri sürerek, davalı adına kayıtlı payın önalım nedeniyle adına tescilini istemiştir.
Davalı, bedelde muvazaa bulunmadığını, tapu bedeli ile harç ve giderlerin depo edilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm, davalı vekili tarafından vekalet ücretine ilişkin olarak temyiz edilmiştir.
Dava, önalım hakkı nedeniyle tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Önalım hakkı, paylı mülkiyet hükümlerine tabi taşınmazlarda bir paydaşın taşınmazdaki payını kısmen veya tamamen üçüncü kişiye satması halinde, diğer paydaşlara, satılan bu payı öncelikle satın alma yetkisi veren bir haktır. Bu hak, paylı mülkiyet ilişkisi kurulduğu anda doğar ve pay satışı yapılmasıyla kullanılabilir hale gelir.
Davacı, önalım bedelinin tapuda gösterilen değerden az olduğunu ileri sürerek bedelde muvazaa iddiasında bulunması halinde bu iddiasını kanıtlamalıdır. Bedelde muvazaa iddiasını kanıtlayamaması halinde iddia edilen bedel ile tapuda gösterilen bedel arasındaki fark üzerinden davada kendisini vekille temsil ettiren davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerekir.
Tapuda müşterek mülkiyete konu taşınmazdan pay alan davalının, önalım hakkı davasının açılmasına sebebiyet verdiğinin kabulü gerekir. Bu nedenle mahkemece, davalı tarafın yargılama giderleri ile sorumlu tutulması doğru olmuştur.
Ancak, davacı dava konusu payın gerçekte 30.500,00 TL olduğunu önalım hakkına engel olmak için bedelin muvazaalı olarak 50.000,00 TL gösterildiğini iddia etmiştir. Davacı taraf bedelde muvazaa iddiasını kanıtlayamamış, mahkemece yapılan keşif sonucu bilirkişi raporunda belirlenen dava konusu payın satış tarihi itibariyle değeri ve tapu harç ve masrafları toplamı 51.446,17 TL üzerinden önalım hakkının tanınmasına karar verilmiştir. Bu durumda iddia olunan bedel ile mahkemenin kabul ettiği önalım bedeli arasındaki fark üzerinden davada kendisini vekille temsil ettiren davalı yararına vekalet ücreti takdiri ile yargılama giderinin bu orana göre paylaştırılması gerekirken satış bedelinin tamamı üzerinden davacı yararına vekalet ücreti takdir olunarak yargılama giderlerinin tümünün davalıdan tahsiline karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde davalı tarafa iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 02.02.2015 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
Davanın konusu, önalım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil istemidir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dairemiz çoğunluğu tarafından; davacının bedelde muvazaa iddiasını kanıtlayamaması nedeniyle iddia edilen bedelle mahkemece kabul edilen bedel arasındaki fark üzerinden davalı taraf lehine vekalet ücretine ve bu oranda yargılama giderine hükmedilmesi gerektiği belirtilerek yerel mahkeme kararı bozulmuştur.
HMK"nın 332. maddesi uyarınca yargılama giderlerine (bu kapsamda vekalet ücretine) mahkemece re"sen hükmedilir. Kanunda yazılı haller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verilir (HMK m. 326).
Somut olayda da dava, tam kabulle davacı lehine ve dolayısıyla davalı aleyhine hükme bağlanmıştır. Mahkemece de bu kabul gözetilerek doğru şekilde yargılama giderlerine-vekalet ücretine hükmedilmiştir.
Bir dava içerisinde iddia ya da savunma olarak ileri sürülen hususların kısmen ya da tamamen kanıtlanamamış olması davanın kabul ya da reddine veyahut kısmen kabul veya reddine yol açmamış ise bu durum yargılama giderinin tespitinde gözönünde bulundurulamaz.
İşbu davada da bedelde muvazaa iddiası kanıtlanamamış olmakla birlikte davanın kabulüne karar verilmiştir. Böylece davalı aleyhine hüküm kurulduğundan mahkemece re"sen belirlenen daha doğrusu TMK"nın 734. maddesi uyarınca depo edilmesine karar verilen tapudaki satış bedeli ile alıcıya düşen tapu giderleri toplamı dava değeri kabul edilerek bunun üzerinden vekalet ücretine hükmedilmiştir.
Olayda objektif dava yığılması ya da davanın kısmen kabulü gibi ayrıksı hususlar da söz konusu olmadığından, kabulle sonuçlanan ve tek bir dava konusu bulunan bu davada avukatlık ücretinin tapudaki taşınmaz satış bedeli üzerinden nispi olarak belirlenmesi isabetli görülmüştür.
Kaldı ki eldeki uyuşmazlık bedel yönünden kısmi dava ya da belirsiz alacak davası gibi düşünülse bile, yürürlükte bulunan AAÜT"nin 5/2 maddesi kapsamında mahkemece, dava değerinin belirlenmesinden sonra davacı davasını tespit edilen bu değere (depo edilen değere) göre takip etmese dahi, yasal avukatlık ücreti, re"sen belirlenmiş dava değeri üzerinden hesaplanır.