14. Hukuk Dairesi 2014/16490 E. , 2016/1247 K.
"İçtihat Metni" T.C.
YARGITAY
14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/16490
KARAR NO: 2016/1247 Y A R G I T A Y İ L A M I
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 02.10.2006 gününde verilen dilekçe ile önalım hakkı nedeniyle tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 28.05.2014 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı ve davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_ K A R A R _
Davacı vekili, davacının paydaş olduğu ... ayrı parselde Necati Aydın"a ait 1/2 payın 22.05.2006 tarihinde toplam 23.960.000,00 TL"ye davalı şirket tarafından satın alındığını, kendisine önalım noter ihtaratının 05.07.2006 tarihinde tebliğ edildiğini, davalı şirket tarafından satış bedelinin gerçekte 16.722.000,00 TL olmasına rağmen % 30 oranında yüksek gösterildiğini, bu nedenle gerçek satış bedeli olan 16.722.000,00 TL önalım bedeli üzerinden davalıya ait ... adet taşınmazdaki 1/2 payın davacı adına tescilini istemiştir.
Davalı vekili, dava harcının tam ve noksansız yatırılması gerektiğini, gerçek bedeli ve tapu harç, vergi masraflarının ödenmek kaydıyla önalım hakkının kullanılabileceğini, tapuda gösterilen bedelin doğru olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece 11.01.2012 tarihli ve 2006/614 Esas, 2012/9 Karar sayılı ilamı ile bir kısım taşınmazlar yönünden feragat nedeniyle davanın reddine, bir kısım taşınmazlar yönünden davanın kabulüne karar verilmiş, hükmün temyiz edilmesi üzerine ... Hukuk Dairesinin 20.11.2012 tarihli ve 2012/12040 Esas, 2012/15097 Karar sayılı ilamı ile"...Önalıma konu 29 adet parselde davalının aynı senetle 22.05.2006 tarihinde toplam 23.960 TL bedelle pay satın aldığı anlaşılmaktadır. Davacı vekili dava dilekçesinde bedelde muvazaa iddiasında bulunmuş ve 29 adet taşınmazın gerçek değerinin 16.772,00 TL olduğunu iddia etmiştir. Davalı satım sözleşmesinin tarafı olmadığından iddiasını her türlü delil ile kanıtlayabilir. Davacı gösterdiği delilerle bedelde muvazaa iddiasını kanıtlayamamıştır. Ancak davacı dava dilekçesinde yemin dahil her türlü yasal delile dayanmıştır. Davacıya önalım bedeli konusunda davalıya yemin teklif etme hakkı bulunduğu hatırlatılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir.." gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamı sonrasında yapılan yargılama neticesinde, bir kısım taşınmazlar yönünden davanın feragat nedeniyle reddine, bir kısım taşınmazlar yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü davacı vekili ve davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, önalım hakkı nedeniyle tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
1-Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya kapsamına göre davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2-Davalı vekilinin temyizine gelince önalım hakkı paylı mülkiyet hükümlerine tabi taşınmazlarda payın üçüncü kişiye satılması halinde, diğer paydaşlara o payı öncelikle satın alma yetkisi veren bir haktır. Bu hak paylı mülkiyet ilişkisi kurulduğu anda doğar ve payın üçüncü kişiye satılması ile kullanılabilir hale gelir.
Önalım hakkının kullanılmasıyla bu hakkı kullanan paydaş ile alıcı arasında kapsam ve şartları satıcı ile davalı arasında yapılan sözleşmenin aynı olan bir satım ilişkisi kurulmuş olur. Önalım bedeli tapuda gösterilen satış bedeli ile davalı tarafından ödenen harç ve masrafların toplamından ibarettir.
Somut olaya gelince; dava dilekçesiyle 29 adet taşınmazda önalım hakkına dayalı olarak tapu iptali ve tescil istemiyle dava açılmış ise de yargılama sırasında bir kısım taşınmazlar hakkındaki davadan feragat edildiğinden 9 adet taşınmazla ilgili davaya devam edilmiştir.
Bu taşınmazların resmi akitte toplam satış bedeli 8.472.000,00 TL olduğu halde davacı tarafından 7.915.909,00 TL önalım bedeli depo edildiği anlaşılmıştır. Bu şekilde dava konusu 9 adet taşınmazın satış bedelinin toplamı depo edilmemiştir.
Ayrıca, önalım bedeli dava konusu 9 adet taşınmazın tapuda gösterilen satış bedeli ile tapu harç ve masraflarının toplamından ibaret olup, satış bedelinin bir kısmı depo ettirilmiş ise de tapu harç ve masraflarının hiç depo ettirilmediği anlaşılmaktadır.
Bu durumda mahkemece, çekişme konusu 9 adet taşınmazın davalı tarafından ödenen tapu harç ve masraflarının tapu müdürlüğünden sorularak, dava konusu 9 adet taşınmazın resmi akitte gösterilen satış bedeli toplamı ile birlikte bu taşınmazlara ilişkin davalı tarafından ödenen tapu harç ve masraflarının toplamı tespit edilip depo ettirilerek bir hüküm kurulması gerekirken, belirtilen hususlar gözetilmeden eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Kabule göre de davacı, bedelde muvazaa iddiasında bulunması halinde bu iddiasını kanıtlamalıdır. Bedelde muvazaa iddiasını kanıtlayamaması halinde iddia edilen bedel ile satışta gösterilen bedel arasındaki fark üzerinden davada kendisini vekille temsil ettiren davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerekir.
Somut olayda, davacı, dava konusu yapılan taşınmazların resmi akitte gösterilen satış bedelinin %30 fazla gösterildiğini ve bedelde muvazaa iddiasında bulunmuş ancak muvazaa iddiasını kanıtlayamamıştır. Bu nedenle mahkemece kabul edilen önalım bedeli ile davacı tarafından iddia edilen bedel arasındaki fark esas alınarak davalı lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, bu hususun da gözardı edilmesi doğru görülmemiş, belirtilen nedenlerle kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
02.02.2016 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
-KARŞI OY-
Dairemiz çoğunluğu tarafından; öncelikle uyuşmazlık konusu taşınmazların toplam satış bedelinin tamamının depo ettirilmesi, ikinci olarakta bedelde muvazaa iddiasının kanıtlanmaması nedeniyle vekalet ücretinin yanlışlığı gerekçe gösterilerek yerel mahkeme kararı bozulmuştur.
Depo kararının eksikliğine dayanan bozma gerekçesi doğrudur.
Ancak vekalet ücretine yönelik bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
HMK"nın 332. maddesi uyarınca yargılama giderlerine (bu kapsamda vekalet ücretine) mahkemece re"sen hükmedilir. Kanunda yazılı haller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verilir (HMK m. 326).
Somut olayda da dava, tam kabulle davacı lehine ve dolayısıyla davalı aleyhine hükme bağlanmıştır. Mahkemec de bu kabul gözetilerek doğru şekilde yargılama giderlerine, vekalet ücretine hükmedilmiştir.
Bir dava içerisinde iddia ya da savunma olarak ileri sürülen husuların kısmen ya da tamamen kanıtlanamamış olması davanın kabul ya da reddine veyahut kısmen kabul veya kısmen reddine yol açmış ise bu durum yargılama giderinin tespitinde gözönünde bulundurulamaz.
İş bu davada da bedelde muvazaa iddiası kanıtlanamamış olmakla birlikte davanın kabulüne karar verilmiştir. Böylece davalı aleyhine hüküm kurulduğundan mahkemece re"sen belirlenen daha doğrusu TMK"nın 734. maddesi uyarınca depo edilmesine karar verilen tapudaki satış bedeli ile alıcıya düşen tapu giderleri toplamı dava değeri kabul edilerek bunun üzerinden vekalet ücretine hükmedilmiştir.
Olayda objektif dava yığılması ya da davanın kısmen kabulü gibi ayrıksı husular da söz konusu olmadığından, kabulle sonuçlanan ve tek bir dava konusu bulunan bu davada avukatlık ücretinin tapudaki taşınmaz satış bedeli üzerinden nispi olarak belirlenmesi isabetli görülmüştür.
Bir an için eldeki uyuşmazlık bedel yönünden kısmi dava ya da belirsiz alacak davası gibi düşünülse bile, yürülükte bulunan AAÜT"nin 5/2 maddesi kapsamında mahkemece, dava değerinin belirlenmesinden sonra davacı davasını tespit edilen bu değere (depo edilen değere) göre takip etmese dahi, yasal avukatlık ücreti, re"sen belirlenmiş dava değeri üzerinden hesaplanır.
Bu itibarla Dairemizin sayın çoğunluğunun avukatlık ücretine ilişkin bozma düşüncesine iştirak edilmemiş karşı oy sunulmuştur.