23. Hukuk Dairesi 2013/8058 E. , 2014/2077 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Sincan Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ : 02/07/2013
NUMARASI : 2011/203-2013/205
Taraflar arasındaki genel kurul kararının iptali ve menfi tespite ilişkin asıl; üyelikten ihraç kararının iptaline ilişkin birleşen davanın yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde asıl ve birleşen davada davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-K A R A R-
Asıl davada davacı vekili, müvekkilinin üyesi olduğu davalı kooperatifin 26.06.2011 tarihinde yapılan genel kuruluna davet edilmediğini, genel kurulda alınan kararların anasözleşme ve iyiniyet kurallarına aykırı olduğunu, üyelerin parasal sorumluluklarını artıran kararların nitelikli çoğunluk ile alınması gerektiğini, ayrıca davalı tarafından gönderilen ihtarnamede istenilen 50.596,25 TL faiz borcu olmadığını ileri sürerek, genel kurul kararlarının iptalini ve ihtarname ile istenilen faiz borcunun olmadığının tespitini talep ve dava etmiştir.
Asıl davada davalı vekili, kooperatife adres bildirmeyen davacının adresinin uzun çalışmalar sonucu tesbit edildiğini, davacının davet edilmesine rağmen iptali istenilen 26.06.2011 tarihli genel kurula katılmadığını, davanın 1163 sayılı Yasa"nın 53. maddesine göre bir ay içerisinde açılmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Birleşen davada davacı vekili, parasal yükümlülüklerini yerine getirmediği iddiasıyla yönetim kurulunca müvekkilinin üyelikten ihracına karar verildiğini, ihraca dayanak ihtarnamelerin usulüne uygun tebliğ edilmediği gibi gerçek borç miktarını da yansıtmadığını ileri sürerek, 19.08.2011 tarihli yönetim kurulu kararının iptalini talep ve dava etmiştir.
Birleşen davada davalı vekili, iptali istenilen ihraç kararına dayanak olan ihtarnamelerin 6098 sayılı TBK"nın yürürlüğe girmesinden evvel keşide edildiğinden faiz hesabının önceki Yasa"ya göre yapıldığını, ihtarnamelerin geçerli olduğunu, davacının borcunu ödememesi nedeniyle alınan ihraç kararının yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, dosya kapsamı ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; davacının üyesi olduğu kooperatifin 26.06.2011 tarihli genel kurul toplantısına davet edilmediğinden davanın süresinde açılmış sayılacağı, genel kurulda alınan kararların Yasa, anasözleşme ve iyiniyet kurallarına aykırı olmadığı, davacının genel kurula katılmamasının oy nisabında etkili olmayacağı, davacının 23.544,35 TL gecikmiş faiz borcu olduğu, ihtarnamelerde istenilen miktarda borcu olmadığı gerekçesiyle, asıl davada genel kurul kararının iptali isteminin reddine, menfi tespit isteminin kabulüne, davacının 23.544,35 TL Gecikme faizi borcu bulunduğunun, ihtarnamede belirtilen 50.596,25 TL gecikme faizi borcunun gerçeği yansıtmadığının tespitine, birleşen davada ise, genel kurul kararının davacının katıldığı 23.04.2004 tarihli genel kurulda bildirdiği adrese tebliğ edilmediğinden usulsüz tebliğ nedeniyle bu davanın süresinde açılmış sayılacağı, ihraç kararına dayanak olarak davacıya gönderilen ihtarnamelerde davacının gecikme faizi borcu 23.544.35 TL olduğu halde 50.596.90 TL olarak daha yüksek borç gösterilmiş olduğu gibi, ikinci ihtarnamede ödeme süresi olarak bir ay yerine 30 gün verildiğinden ihtarnamelerin geçersiz olduğu ve geçersiz ihtarlara dayalı ihraç kararının iptali gerektiği belirtilerek, birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, asıl ve birleşen davada davalı vekili temyiz etmiştir.
1) Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve özellikle içinde 31 gün olan Temmuz ayında tebliğ edilen ikinci ihtarnamede 30 gün ve bir ay olarak gösterilen ödeme süresinin üyede tereddüt uyandırdığının kabulü gerekmesine, ödemesinde 30 gün geciktirilmiş olmayan Mayıs ayı aidatının da dahil edilmesiyle gönderilen 26.05.2011 keşide tarihli ilk ihtarnamenin anasözleşmenin 14. maddesine aykırı bulunmasına göre, asıl ve birleşen davada davalı kooperatif vekilinin birleşen davaya yönelik tüm, asıl davaya yönelik aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2-Asıl davada davacı vekilinin, menfi tespit istemi ile ilgili kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Davacı tarafça 50.596,25 TL üzerinden harç yatırılarak davalıya bu miktarda işlemiş faiz borcu olmadığının tespiti istenilmiştir.
6100 sayılı HMK"nın 297/2. maddesi, ""Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir." hükmünü içermektedir.
Mahkemece, davacının davalı kooperatife 23.544,35 TL gecikme faiz borcu bulunduğu tespit edildiğine göre, bakiye 27.051,90 TL"lik kısım yönünden davanın kısmen kabulü ile, davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi gerekirken, "Davalı kooperatif tarafından tanzim edilip davacıya tebliğ edilen Ankara 16. Noterliği"nin 26.05.2011 tarih ve 13707 Y nolu ihtarnamesinde yazılı hesaplama tarihi itibariyle davacının 23.544,35 TL gecikme faizi borcu bulunduğu belirlendiğinden, ihtarnamede bildirilen gecikme faizi borcunun (50.596,25TL"nin) gerçeği yansıtmadığının tespitine" şeklinde infazda tereddüt oluşturacak nitelikte olumlu tespit içeren hüküm kurulması doğru olmamıştır.
Öte yandan, menfi tespit isteminin kabulüne karar verildiği anlaşılan 27.051.90 TL "lik kısmı üzerinden karar ve ilam harcı ile davacı lehine nispi vekalet ücretine karar verilmesi, reddine karar verilen menfi tespit istemi yönünden davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, talebin tamamının kabulüne karar verilmiş gibi 50.596,90 TL üzerinden karar ve ilam harcı ile aynı miktar üzerinden davacı lehine nispi vekalet ücretine karar verilmesi doğru olmadığı gibi, reddine karar verilen genel kurul iptali istemi yönünden davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmesi ile yetinilip, menfi tespit istemi yönünden davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi de doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, asıl ve birleşen davada davalı kooperatif vekilinin birleşen davaya yönelik tüm, asıl davaya yönelik diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, davalı yararına BOZULMASINA, fazla yatırılan onama harcının istek halinde iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 18.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi..