23. Hukuk Dairesi 2014/134 E. , 2014/2102 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Zara Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 02/04/2013
NUMARASI : 2012/213-2013/91
Taraflar arasındaki sıra cetveline itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı ile takip borçlusunun müvekkilini zarara uğratmak amacıyla 75.000.00 TL tutarında bir bono düzenlediklerini, davalının bu muvaazalı bonoya dayalı olarak borçlu Ö. Ü. hakkında icra takibi başlattığını, davalının maddi durumu itibariyle Ö. Ü. bu miktarda borç para vermesinin mümkün olmadığını, icra takipleri sonucunda borçluya ait taşınırların satışı üzerine düzenlenen sıra cetvelinde, satış bedelinin birinci sırada yer alan davalıya ödendiğini ileri sürerek, sıra cetvelinin müvekkili birinci sırada yer alacak şekilde düzeltilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, borçlu Ö.Ü. belediyeden aldığı bir işi birlikte yapmayı kendisine teklif ettiğini, bunun üzerine, 2009 yılında satılan babasına ait tarlanın 65.000,00 TL tutarındaki satış bedelini borçluya verdiğini ve işe ortak olduğunu, resmi ortak olmadığı için verdiği para karşılığında borçludan senet aldığını, belediyeden alınan işin yürütülememesi nedeniyle 2011 yılında ortaklığa son verdiklerini, bu tarih itibariyle borçludan 75.000,00 TL alacağı olduğunu, bu nedenle ortak olurken aldığı senedi icraya koyduğunu, bononun gerçek bir borç ilişkisine dayalı olarak düzenlendiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; yanların ister salt bir görünüş yaratmak için, ister başka bir sözleşmeyi gizlemek amacıyla sözleşme yaptıklarında, görünürdeki sözleşme gerçek iradelerine uygun olmadığından, tabandaki sözleşmenin de tapulu taşınmazlarda şekil koşullarını taşımadığından geçersiz olduğu, sıra cetveline itiraz davalarında ispat yükünün davalıya ait olduğu, takip borçlusundan alacaklı olduğunu usulüne uygun deliller ile kanıtlaması gerektiği, başka deliller ile doğrulanmadığı sürece bononun tek başına alacağın varlığını ispatlamaya yeterli olmadığı, davalı her ne kadar tanık deliline dayanmış ise de, davacı tarafın bu konuda muvafakati bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile sıra cetvelinde davalıya ayrılan payın davacıya ödenmesine, artan kısım kalır ise davalıya bırakılmasına karar verilmiştir.
Kararı, davalı temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalının temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2- Dava, muvazaa iddiasına dayalı sıra cetveline itiraz davasıdır. Bu davalar, borçlu ile davalı alacaklının anlaşmalı (muvazaalı) biçimde borç ilişkisi oluşturarak, diğer alacaklılardan mal kaçırma amacı güttükleri olgusuna dayanmakta olup, ispat külfeti davalı alacaklıya aittir. Alacaklı alacağının gerçek bir hukuki ilişkiye dayandığını takipten önce düzenlenmiş ve birbirini teyid eden usulüne uygun delillerle ispatlamalıdır. Her zaman düzenlenmesi mümkün olan bono, alacağın varlığını ispatlamaya tek başına yeterli değildir. Mahkemece, anılan bu ilke ile sonuca gidilerek, alacağın kanıtlanamadığı gerekçesiyle yetinilerek davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, bu ilke yanında dosya kapsamına uygun düşmeyecek şekilde taşınmaz satışı ile ilgili genel muvazaa ilkelerinden de bahsedilmesi isabetsiz olmuştur.
Öte yandan, haciz yolu ile takiplerde düzenlenen sıra cetveline itiraz davalarında kıyasen uygulanması gereken İİK"nın 235/3. maddesi uyarınca sıra cetvelinin iptaline değil, davalıya ayrılan payın, yargılama giderleri ve vekalet ücreti de dahil olmak üzere öncelikle davacıya ödenmesine, artan kısım bulunması halinde, davalıya bırakılmasına karar verilmesi gerekir. Sıra cetveline itiraz davaları sonunda verilen hüküm, sadece davanın tarafları bakımından sonuç doğurur ve verilen kabul kararı ile durumun tespiti ile yetinilmeyip, eda hükmü kurulmalıdır. Mahkemece, eda hükmü kurulmuş ise de, hüküm fıkrasının 1. bendinde geçen "Davalıya ayrılan payın yargılama giderleri de dahil olmak üzere öncelikle davacı alacağının karşılanmasının tahsisine, artan kısım kalır ise davalıya bırakılmasına" ibareleri anılan hükme uygun olmadığı ve karşılamadığı gibi infazda tereddüt doğuracak niteliktedir.
Bu açıklamalara göre, sonucu itibariyle doğru olan kararın, HUMK"nın 438/son maddesi uyarınca gerekçesi kısmen değiştirilmek ve anılan yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasına gereksinim göstermediğinden, HUMK"nın 438/7. madddesi uyarınca hüküm fıkrası aşağıda yazılı olduğu şekilde düzeltilmek suretiyle onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalının tüm temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, kararın gerekçesi kısmen değiştirilmek ve “HÜKÜM” bölümünün 1. bendi hüküm fıkrasından çıkarılarak, yerine 1. bent olarak, " Zara İcra Müdürlüğü"nün 2012/2 E. Sayılı dosyasında düzenlenen 18.10.2012 tarihli sıra cetvelinde davalıya ayrılan payın hüküm fıkrasının 3. bendinde yer alan yargılama gideri ile 5. bendinde hükmedilen vekalet ücreti de dahil olmak üzere öncelikle davacının alacaklı olduğu Sivas 3. İcra Müdürlüğü"nün 2012/1958 E. sayılı dosyasına tahsisine, artan kısım bulunması halinde davalıya bırakılmasına" ibareleri yazılmak suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 19.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.