Abaküs Yazılım
20. Hukuk Dairesi
Esas No: 2016/224
Karar No: 2017/5629

Yargıtay 20. Hukuk Dairesi 2016/224 Esas 2017/5629 Karar Sayılı İlamı

20. Hukuk Dairesi         2016/224 E.  ,  2017/5629 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi


    Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi ... ve ... Yönetimi vekilleri tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
    K A R A R

    Davacılar, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdikleri ... ilçesi, ... ve ... mahallesi, ... ve ... mevkiilerinde bulunan tahminen onbeşer dönüm yüzölçümündeki iki parça taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyedliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararlarına oluştuğunu iddia ederek, Medenî Kanunun 713. maddesi hükmüne göre adlarına tescilini istemişlerdir.
    Mahkemece 2001/50 Esas sayılı dosyada dava konusu olan, 28.10.1999 tarihli fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 9988.25 m² yüzölçümündeki, (B) harfi ile gösterilen 7860.52 m² yüzölçümündeki, (C) harfi ile gösterilen 747.34 m² yüzölçümündeki taşınmazlar ile yine, birleştirilen 2001/51 Esas sayılı dosyada dava konusu olan; 28.10.1999 tarihli fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 5025.54 m² ve (C) harfi ile gösterilen 11.172.52 m² yüzölçümündeki taşınmazlar hakkındaki davanın kabulü ile ayrı ayrı parsel numarası verilmek suretiyle dosyada mevcut veraset ilamındaki payları oranında davacı mirasçıları ve müdahil davacılar adlarına tapuya kayıt ve tesciline, 2001/50 Esas sayılı dosyada dava konusu olan, 28.10.1999 tarihli fen bilirkişi raporunda, (D) harfi ile gösterilen 730.97 m², (E) harfi ile gösterilen 19.852.80 m² yüzölçümündeki taşınmazlar, 98 ve 99 sayılı parseller içerisinde kaldığından, yine birleşen 2001/51 Esas sayılı dosyada dava konusu olan; 28.10.1999 tarihli fen bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen 999.18 m², (D) harfi ile gösterilen 2329.63 m², (E) harfi ile gösterilen 1630.90 m² yüzölçümündeki taşınmazlar, ... sayılan yerlerden olduğundan, (F) harfi ile gösterilen 683.81 m² ve (G) harfi ile gösterilen 4540.58 m² yüzölçümündeki bölümlerin ise 296 ada 4 sayılı parsel içerisinde kaldığından bu taşınmazlar hakkındaki davanın reddine karar verilmiş, hüküm davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 16.05.2005 gün ve 2005/2280 E. - 6335 K. sayılı karaı ile bozulmuş, bu kez davacı ... kararın düzeltilmesini istemi üzerine Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 20.09.2007 gün ve 2007/10593 E. - 11025 K. sayılı kararı ile karar düzeltme isteminin kabulü ile bozulmuştur.
    Hükmüne uyulan bozma kararında: ""Mahkemece, 3402 sayılı Kanunun 14. maddesi uyarınca kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz kazanma koşullarının davacı yararına gerçekleştiği gerekçesiyle 2001/50 Esas sayılı dosyada dava konusu olan, 28.10.1999 tarihli fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 9988.25 m² yüzölçümündeki, (B) harfi ile gösterilen 7860.52 m² yüzölçümündeki, (C) harfi ile gösterilen 747.34 m² yüzölçümündeki taşınmazlar ile yine, birleştirilen 2001/51 Esas sayılı dosyada dava konusu olan; 28.10.1999 tarihli fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 5025.54 m² ve (C) harfi ile gösterilen 11.172.52 m² yüzölçümündeki taşınmazlar hakkındaki davanın kabulü ile ayrı ayrı parsel numarası verilmek suretiyle dosyada mevcut veraset ilâmındaki payları oranında davacı
    mirasçıları ve müdahil davacılar adlarına tapuya kayıt ve tesciline, karar verilmiştir. Her ne kadar dairece, “3402 sayılı Kadastro Kanununun uygulanmaya başladığı tarihe kadar kadastrosu yapılacağı ilân edilen ve önceden sınırları belirlenen çalışma alanları içerisindeki ormanlar tesbit dışı bırakılmışlardır. 3402 sayılı Kadastro Kanununun yürürlüğünden sonra ise anılan Kanunun 4. maddesi gereğince işlem yapılmıştır. Her ne kadar; ..., ziraat ve yerel bilirkişi ile tanıklar çekişmeli yerlerin ... sayılmayan yerlerden olduklarını, öncesi çalılık ve taşlık iken davacının çalıları ve taşları temizleyerek imar ihya ettiğini açıklamışlar ise de kadastro işlemi olan tesbit dışı bırakma işlemine ve resmi belgelere uygun düşmeyen bilirkişi sözlerine ve raporlarına değer verilemez. Zaman içinde taşınmaz üzerindeki ... bitki örtüsünün kaldırılmış olması o yerin ... niteliğini kaybettiği anlamına gelmez. Dava konusu taşınmazların tespit tarihinde yürürlükte bulunan yasa hükümlerine göre taşlık-çalılık yerlerden olması nedeniyle tespit dışı bırakılarak ... olduğu belirlendiğine göre, taşınmazların ... olmadığı hususu, ancak yörede yapılıp kesinleşecek ... kadastrosu sonucu tahdit haritası dışında bırakılması halinde kabul edilebilir. ... kadastrosunun yapıldığı tarihe kadar taşınmazlar ... sayılır. Taşınmazların zilyetlikle iktisabı bu tarihten sonra mümkün hale gelir. Bu durumda, ... kadastrosunun kesinleşme tarihi zilyetliğin başlangıcına esas teşkil eder. Başka bir anlatımla, yörede yapılacak ... kadastrosunun kesinleşeceği güne kadar, taşınmaz ... sayılan yerlerden olma özelliğini sürdüreceğinden daha önceki tarihlerdeki zilyetliğe değer verilemeyecektir. Yargıtay HGK"nın 24.10.2001 gün, 2001/8-464/751 ile 12.05.2004 gün ve 2004/8-242-292 sayılı kararları da bu yöndedir. Davaya konu taşınmazların bulunduğu yerde dava tarihinden önce ... kadastrosu yapılmadığı gözetildiğinde davacı yararına zilyetlikle kazanma koşullarının gerçekleştiğinden söz edilemez. ... Yönetimi, davanın devamı sırasında verdiği dilekçe ile çekişmeli yerlerin ... niteliği ile ... adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiş ise de katılma harcını verip davaya katılmamıştır. O halde; davacı gerçek kişinin davasının reddine karar verilmesi gerekirken aksi düşünce ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı olduğu” nedeniyle bozulmuş ise de mahkemece çekişmeli taşınmazların öncesinin ... niteliğinin ve hukukî durumunun belirlenmesi ve eğiminin doğru olarak hesaplanması için belediyede bulunan halihazır harita ve münhanili haritalar ile varsa topografya haritaları bulundukları yerden getirtilerek bir jeolog marifetiyle ile uygulanmadığı gibi, çekişmeli taşınmaza komşu kadastro parsellerine ait kadastro tespit tutanaklarının dayanaklarının getirtilerek uygulanmadığı, gözlenmiştir. Eksik inceleme ve araştırmaya dayanılarak hüküm kurulamayacağından ,karar düzeltme isteminin kabulü ile dairenin bozma kararı gerekçesinin düzeltilmesi gerekmiştir.
    Bu nedenlerle, yörede 1959 yılında yapılarak kesinleşen genel arazi kadastrosuna ilişkin ve çekişmeli taşınmazın içinde yer aldığı kadastro paftasının onaylı örneği ile, dava konusu yere en yakın kadastro parsellerine ait kadastro tespit tutanakları ve varsa dayanakları ile tutanakları kesinleşmiş ise edinme nedeni ve tarihinin yazılı olduğu tapu kayıtları tapu ve kadastro müdürlüklerinden getirtilerek dosyaya eklenmelidir.
    Çekişmeli taşınmazların öncesinin ... niteliğinin ve hukuki durumunun belirlenmesi ve eğiminin doğru olarak hesaplanması için, yöreye ait bulunabilecek en eski memleket haritası, amenajman planı, hava fotoğrafı ile belediyede bulunan halihazır harita ve münhanili haritalar ile varsa topografya haritaları ile 1985-1990’lı yıllardan sonraki aktüel durumunu gösteren memleket haritası ve hava fotoğrafları bulundukları yerden getirtilerek bir jeolog, bir ... ve bir harita mühendisinden oluşturulacak bilirkişi kurulumarifetiyle yeniden keşif yapılarak memleket haritası, hava fotoğrafı, amenajman planı, münhanili harita ve topografya haritası çekişmeli taşınmaza ve çevresine uygulanarak haritalardaki konumu saptanıp, taşınmazın eğimi duraksamaya yer vermeyecek biçimde hesaplatılmalı, anılan belgeler, çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; çekişmeli taşınmaza komşu kadastro parsellerine ait kadastro tespit tutanaklarının dayanakları uygulanmalı, 3116, 4785 ve 5658 sayılı kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyetlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Kanunun 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.;
    14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 22.02.2005 gün ve 5304 sayılı Kanunun 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi ... olan bir yerin üzerindeki ... bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt ... toprağının ... sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; kesinleşmiş ... kadastrosu bulunmadığından, yukarıda değinilen belgeler fen ve uzman ... bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı, hukuken ve bilimsel olarak ve Hukuk Genel Kurulunun 15.11.2000 gün ve 2000/20-1663/1694 sayılı kararında açıklandığı gibi eğimi % 12’nin üzerinde olan toprak ve ... muhafaza karakteri taşıyan funda veya makiliklerle örtülü yerlerin ... niteliğinde ve 6831 sayılı Kanunun 1/j bendi kapsamı dışında olduğu gözetilmelidir.
    Yukarıdaki yöntemle yapılan araştırma sonucunda çekişmeli taşınmazın evveliyatının ve fiili durumunun ... olmadığının, ancak tüm yönlerinin devlet ormanı ile çevrili ... içi açıklık olduğunun saptanması halinde 6831 sayılı Kanunun 17/2. maddesi kapsamındaki yerlerden olduğu düşünülmelidir.
    6831 sayılı Kanunun 17. maddesi, ... içi açıklıklarda tarım ve inşaat yapılmasına, hayvancılık amacı ile ağıl yapılmasına, bu kesimlerin özel mülke dönüşmesine izin vermez.
    6831 sayılı Kanun, madde: 17/1-2
    Devlet ormanları içinde bu ormanların korunması, istihsal ve imarı ile alakalı olarak yapılacak her nevi bina ve tesisler müstesna olmak üzere; her çeşit bina ve ağıl inşası ve hayvanların barınmasına mahsus yerler yapılması ve tarla açılması, işlemesi, ekilmesi ve ... içinde yerleşilmesi yasaktır.
    Devlet ormanlarının herhangi bir suretle yanmasından veya açıklıklarından faydalanılarak işgal, açma veya herhangi şekilde olursa olsun kesme, sökme, budama veya boğma yollarıyla elde edilecek yerlerle buralarda yapılacak her türlü yapı ve tesisler, şahıslar adına tapuya tescil olunamaz. Buralara doğrudan doğruya ... Yönetimince el konulur. Yanan yerlerde husule gelen enkaz hiçbir suretle eşhasa satılamaz. Bunlar resmi daire ve müesseseler ihtiyacına tahsis olunur.
    Kanun metninden açıkça anlaşıldığı gibi, hangi nedenle olursa olsun ... içi açıklıklarda tarım, inşaat ve hayvancılık yapmak amacı ile ağıl yapılamaz. Bu tür yerler özel mülk olamaz. Yönetim derhal el koyma hakkına sahiptir. ... içi açıklıklardan yararlanabilmek için zorunlu olarak ... kullanılacaktır. Bu kullanım nedeniyle yeni açma, genişletme, yangın oluşması önlenemeyecek ve ... bütünlüğü bozulacaktır.
    Ayrıca, bu tür taşınmazların öncesinin ... olma zorunluluğu yoktur. Zira, öncesi ... olan ve ormandan açılan taşınmazlar, 6831 sayılı Kanunun 1. maddesi ve Yargıtay uygulamaları gereği oluşan kesin içtihatlara göre zaten ... sayılmaktadır. 17. maddede tanımı yapılan olgu, öncesi ... iken açılan yerlerle beraber ayrıca [HANGİ NEDENLE OLURSA OLSUN ... İÇİ AÇIKLIKLARIN KAZANILAMAYACAĞI İLKESİNİ İÇERMEKTEDİR VE AMACI ... BÜTÜNLÜĞÜNÜ KORUMAKTIR]. Bu tür yerlerin 15.07.2004 günlü Resmi Gazetede yayımlanan ... Kadastrosunun Uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 26/a maddesi gereğince ... olarak sınırlandırılması gerekir.
    Kanun koyucu ayrı bir kavram oluşturmuş ve hangi nedenle olursa olsun ... içi açıklıklarda tarım ve inşaat ile özel mülke dönüşme yolunu kapamıştır. Bu itibarla, dava konusu taşınmazın memleket haritasında açık alanda gözükmesi bu olguyu değiştirmez. Etrafı ormanla çevrili olan taşınmazlar, özel mülke dönüşüp tarım ve inşaata açıldığında ... bütünlüğünün bozulacağı tartışmasızdır. Dairemizin bu yoldaki kararları Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca benimsenmiş ve yerleşik kararlar halini almıştır [YHGK’nın 10.12.1997 gün ve 1997/20 -
    830/1034, 10.12.1997 gün ve 1997/20 - 808/1039, 08.02.1999 gün ve 1999/7-22-43, 13.10.1999 gün ve 1999/8-689 - 822, 03.04.2002 gün ve 2002/8-230-261 ve 22.10.2003 gün 2003/20-665/614 sayılı ve yine ... kadastrosunun kesinleştiği tarihten sonra 20 yıldan fazla süre geçse dahi ... içi açıklık konumunda olan taşımazların zilyedlik yoluyla kazanılamayacağı konusundaki 11.10.2004 gün ve 2004/7-531-582 sayılı kararları].
    Tapu ve zilyetlik yoluyla kişi ve kurumların ormandan toprak kazanmasını sağlayan 3402 sayılı Kanunun 45. maddesinin ilgili fıkraları da Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır.
    Ayrıca; ... içi açıklık ve boşluklar ile ... ve toprak muhafaza karakteri taşıyan funda ve makilik alanlar, yasa gereği ... sayıldığı için, 15.07.2004 günlü Resmî Gazetede yayımlanan ... Kadastro Yönetmeliğinin 26. maddesinin (a) ve (j) bentleri gereğince Devlet Ormanı olarak sınırlandırılması öngörülmüştür. Bu tür yerler zilyetlik yolu ile kazanılamaz ve özel mülk olarak tescil edilemez.
    ... araştırması sonucunda daya konu taşınmazın ... sayılmayan yerlerden olduğu saptandığı taktirde, bu kez, zilyetlik yolu ile kazanma koşullarının araştırılması gerekir. Öncelikle, 1985-1990’lı yıllardan sonraki aktüel durumunu gösteren memleket haritası ve hava fotoğraflarında çekişmeli yerlerin henüz hiç işlenmemiş durumda olduğunun saptanması ya da komşu taşınmazların 1985 yılından sonra yapılan keşifleri sırasında yerel bilirkişilerin sınır tanımlamaları ve fen bilirkişi krokilerinde dava konusu yerler kimse tarafından zilyet edilmeyen taşınmaz olarak gösterilmesi halinde o tarihlerde henüz zilyetlik olgusunun başlamadığı ve dolayısıyla dava tarihine kadar zilyetlikle kazanma süresinin dolmadığı düşünülerek, davanın reddine karar verilmeli, bu belgelerde dava konusu taşınmazların kullanılmakta olan yerler olduğu belirlendiği takdirde, bu kez yapılacak keşifte tarım uzman bilirkişi olarak ziraat mühendisine inceleme yaptırılıp, zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi olup olmadığı belirlenip, bu yolda rapor alınmalı; komşu parsellerin tutanak ve dayanakları getirtilip uygulanmalı; bu taşınmazı sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; varsa, zilyetlik tanıkları taşınmaz başında dinlenmeli; zilyetliğin ne zaman başladığı, kaç yıl, ne şekilde devam ettiği sorulup, kesin tarih ve olgulara dayalı, açık yanıtlar alınıp; gerçek kişiler yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmeli; 3402 sayılı Kanunun 14. maddesi uyarınca, davacılar yanında, murisler yönünden de tapu ve kadastro müdürlükleri ile mahkeme yazı işleri müdürlüğünden araştırma yapılıp, sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, kanunun getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır"" şeklinde gereğine değinilmiştir.
    Mahkemece, davanın kısmen kabul kısmen reddine, 18.05.2013 tarihli fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 29.703,73 m²"lik kısmın ... vasfıyla ... adına, (B) harfi ile gösterilen 9.506,06 m² ve (C) harfi ile gösterilen 7.498,63 m² yüzölçümlü kısımlarının Veli Kanar mirasçıları adına iştirak halinde mülkiyetli olarak tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm ... ve ... Yönetimi vekilleri tarafından kabul edilen kısımlar yönünden temyiz edilmiştir.
    Dava, Medenî Kanunun 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazların tesciline ilişkindir.
    Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde dava tarihinden önce ... kadastrosu yapılmamıştır.
    Taşınmazların bulunduğu yerde genel arazi kadastrosu işlemi 23.04.1957 tarihinde yapılmış ve sonuçları 01.04.1958 – 30.04.1958 tarihleri arasında ilân edilmiş ve kesinleşmiştir.
    1) Mahkeme hükmü davalı ... Yönetimine 02.07.2014 tarihinde tebliğ edilmiş, temyiz dilekçesi ise 6100 sayılı Kanunun geçici 3. maddesi atfıyla HMK’nın 437. maddesinde öngörülen 15 günlük yasal süre geçirildikten sonra 18.07.2014 tarihinde verilmiştir. Süresinden
    sonra yapılan temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01.06.1990 gün ve 3/4 sayılı İnançları Birleştirme Kararı uyarınca Yargıtayca da bu yolda karar verilebileceğinden, davalı ... Yönetiminin süresinden sonra yapılan temyiz isteminin reddi gerekmiştir.
    2) Davalı ...nin temyiz itirazları yönünden;
    Mahkemece verilen karar usûl ve kanuna aykırı olduğu gibi yapılan araştırma, inceleme ve uygulamada hükme yeterli değildir. Şöyle ki; 4721 sayılı Medenî Kanununun 713/3. maddesi uyarınca, tescil davaları ...ye ve ilgili kamu tüzel kişilerine veya varsa tapuda malik gözüken kişinin mirasçılarına karşı açılmalıdır. 30.03.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6360 sayılı Kanunun 1/2. maddesi ile ... Büyükşehir Belediyesinin sınırları il mülkî sınırları olarak genişletilmiş; bu sınırlar içinde kalan köy ve beldelerin tüzel kişilikleri sona ererek bağlı bulundukları ilçe belediyelerine mahalle olarak katılmışlardır. Bu durumda; 5216 sayılı Kanun hükümleri ve 6360 sayılı Kanunun geçici 1. maddesinin onüçüncü fıkrası gereğince, ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve ... Belediye Başkanlığının huzuruyla davanın görülmesinde yasal zorunluluk bulunduğu halde, ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı davaya dahil edilmeden davanın esası hakkında hüküm kurulmuştur. Taraf sıfatı 6100 sayılı Hukuk Usûlü Muhakemeleri Kanunun 114/1-d maddesi uyarınca dava şartı olup istek olmasızın re"sen gözetilmelidir.
    Bu sebeplerle, öncelikle dava dilekçesi ve duruşma gününü bildirir davetiye ... Büyükşehir Belediye Başkanlığına tebliğ edilerek husumet yaygınlaştırılmalı, daha sonra taşınmazın bulunduğu yerde imar uygulaması yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise imar planı içinde kalıp kalmadığı, varsa imar planının kesinleşme tarihi, idarece ecrimisil tutanağı düzenlenip düzenlenmediği, kamuya tahsis edilip edilmediği araştırılmalı, dava konusu taşınmaz ile etrafını gösterir ilk defa o yerde grafik ya da fotogrametri yöntemiyle düzenlenen 1/5000 ölçekli arazi kadastro paftasının orijinal fotokopi örneği ile taşınmaza bitişik ya da yakın komşu parsellerin, kadastro tespit tutanak örnekleri ve bu parsellere uygulanan tapu ve vergi kayıtları ilk oluşturulduğu günden itibaren tüm gittileri ile yine en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğrafları ile TMK’nın 713. maddesine dayanılarak dava açıldığından dava tarihinden 15 - 20 yıl önce iki ayrı tarihte çekilmiş stereoskopik hava fotoğrafları ve bu fotoğraflara dayanılarak üretilmiş orijinal renkli memleket haritaları getirtildikten sonra: önceki bilirkişiler dışında halen ... ve ...Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman ... yüksek mühendisleri arasından seçilecek üç ... yüksek mühendisi veya mühendisi, bir tapu fen memuru ve bir jeoloji mühendisinden oluşturulacak, bilirkişi kurulu müarifetiyle yeniden yapılacak keşifte çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyetlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Kanunun 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 3.3.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 sayılı Kanunun 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi ... olan bir yerin üzerindeki ... bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt ... toprağının ... sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; keşifte, hâkim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli kesinleşmiş ... kadastrosu bulunmadığından, yukarıda değinilen diğer belgeler fen ve uzman ... bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri ayrıca hava fotoğrafı stereoskop aleti ile üç boyutlu inceletilip çekişmeli taşınmazın üzerinde neler gözüktüğünü belirtir şekilde yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı,
    bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı; açıklanan yöntemlerle yapılacak araştırma sonucu, taşınmazın ... sayılan yerlerden olmadığı belirlendiği takdirde, jeoloji bilirkişisinden taşınmazın dere taşkın sahasında kalan kısımlarını tespit etmesi istenmeli daha sonra davacı gerçek kişi yararına 3402 sayılı Kanunun 14 ve 17. maddeleri gereğince imar-ihya ve zilyetlik yoluyla taşınmaz edinme koşullarının araştırılması gerekeceğinden, bu kez fen ve ... bilirkişileri tarafından dava konusu taşınmazın bulunduğu yere ilişkin olarak dava tarihinden 15-20 yıl öncesine ait 1/20000 ve 1/25000 ölçekli stereoskopik hava fotoğrafları, topografik harita ve kadastro paftası ile çakıştırıldıktan sonra mahalline uygulanmalı, stereoskop aletiyle incelenmeli, taşınmaz üzerinde tam olarak hangi tarihten itibaren zilyetliğin başladığı belirlenmeli, bundan sonra toplanan delillerin tümü birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
    Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ile yazılı biçimde hüküm kurulması usûl ve kanuna aykırıdır.
    SONUÇ: 1) Yukarıda birinci bentde açıklanan nedenlerle davalı ... Yönetimi vekilinin temyiz dilekçesinin süre yönünden REDDİNE, temyiz harcının istek halinde iadesine
    2) İkinci bentde açıklanan nedenlerle, davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 20/06/2017 günü oy birliği ile karar verildi.









    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi