Hukuk Genel Kurulu 2017/2852 E. , 2019/204 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Taraflar arasındaki “tespit” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Ankara 5. İş Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 01.03.2013 tarihli ve 2013/93 E., 2013/130 K. sayılı karar davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle, Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 30.05.2013 tarihli ve 2013/7872 E., 2013/11861 K. sayılı kararı ile;
"…Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davalı Kurum’un aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
Mahkemenin, henüz yapılmış bir borçlanma işlemi bulunmadan, sigorta başlangıcına ilişkin kabulü eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır.
Türkiye Cumhuriyeti ile Almanya Federal Cumhuriyeti arasında imzalanan Sosyal Güvenlik Sözleşmesinin, konuya ilişkin 29’uncu maddesinin 4’üncü bent hükmü, bir kimsenin Türk sigortasına girmeden önce, Alman rant sigortasına girmiş bulunması halinde, rant sigortasına giriş tarihinin, Türk sigortasına giriş tarihi olarak kabul edileceğini öngörmüştür.
Ancak, anılan sözleşme hükmünün uygulanabilmesi; davacı tarafa yöntemine uygun şekilde verilecek mehille, Alman Rant sigortasına giriş olan 10.09.1979 tarihini içerecek şekilde ve borçlanma talep tarihinde ki şartlar çerçevesinde yurt dışı borçlanması, 5510 sayılı Yasanın 4/1-b madde kapsamında öngörülen sigortalılık niteliğinde olmak üzere, usulünce sağlanmalı ve borçlanmanın varlığı halinde, sigorta başlangıcına hükmedilmelidir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın, eksik inceleme ve araştırmayla yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır..."
gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki belgeler okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, 3201 sayılı Kanun uyarınca borçlanma hakkının bulunduğunun ve Alman Rant Sigortasına giriş tarihi olan 10.09.1979 tarihinin Türkiye’de sigorta başlangıç tarihi olduğunun tespiti istemlerine ilişkindir.
Davacı vekili; müvekkilinin yurtdışı sigorta başlangıç tarihi olan 10.09.1979 tarihi ile Türk Vatandaşlığından çıktığı 23.02.2001 tarihleri arasında Almanya’da çalıştığını, 3201 sayılı Kanun kapsamında Almanya’daki çalışmalarını borçlanmak ve Almanya’daki sigortalılık başlangıcının Türkiye’de de kabulü amacıyla davalı Kuruma başvuruda bulunduğunu, ancak Kurum tarafından müvekkilinin T.C. vatandaşlığından çıkması gerekçe gösterilerek başvurusunun reddedildiğini, Kurum işleminin hatalı olduğunu ileri sürerek müvekkilinin 3201 sayılı Kanun kapsamında borçlanma hakkına haiz olduğunun ve Almanya sigorta başlangıcı olan 10.09.1979 tarihinin Türkiye açısından da sigorta başlangıcı olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı SGK vekili; yasal olarak davacının taleplerinin kabul edilmesine imkân bulunmadığını, Kurum işleminin yerinde olduğunu belirterek davanın reddinin gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece; Alman sigorta merciinin 01.12.2011 tarihli yurtdışı hizmet cetveline göre davacının 10.09.1979 tarihinden itibaren Almanya"da sigortalı olarak çalışmaya başladığının anlaşıldığı ve sigorta başlangıç tarihinin 10.09.1979 olarak kabul edilmesi gerektiği, diğer taraftan davacının yurtdışında çalıştığı süreleri 3201 sayılı Kanun uyarınca borçlanabileceği ve Türk vatandaşlarına tanınan haklardan yararlanabileceği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davalı ... vekilinin temyizi üzerine hüküm, Özel Dairece yukarıda başlık bölümünde açıklanan gerekçelerle bozulmuştur.
Yerel Mahkemece, bir önceki gerekçeler tekrar edilmek suretiyle, Alman Rant sigortasına giriş tarihinin Türkiye’de sigorta başlangıç tarihi olarak kabulünde borçlanmanın gerekmediği belirtilerek direnme karar verilmiştir.
Direnme kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık, yurt dışında geçen çalışmaların Türkiye"de sigortalılık başlangıç tarihi olarak kabul edilebilmesi için 5510 sayılı Kanunun 4/1-b maddesinde öngörülen sigortalılık niteliğinde olmak üzere 3201 sayılı Kanun kapsamında borçlanmanın gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
Somut olayda davacı vekili tarafından karar tarihinden sonra 16.03.2015 havale tarihli dilekçe ile 6552 sayılı Kanun’dan yararlanmak için davadan feragat edildiği anlaşılmaktadır.
Çekişmeli yargıda kural olarak, “tasarruf ilkesi” geçerlidir ve taraflar dava konusu üzerinde serbestçe tasarrufta bulunabilirler. Bu suretle davaya son verilebilmesinin bir yöntemi davadan feragattir ve anılan kurum 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu"nun 307 ila 312"nci maddelerinde (mülga 1086 sayılı Hukuk Usûlü Muhakemeleri Kanunu"nun 91 ila 94"üncü maddelerinde) düzenlenmiştir.
Hükmün kesinleşmesinden önceki herhangi bir aşamada davadan feragat edilebilir. Temyiz edilen ve fakat henüz temyiz Dairesince görüşülmeyen bir karar, usûl hukuku çerçevesinde kesinleşmiş olmadığından, bu aşamada davadan feragat mümkündür.
Hâkim, gördüğü davada tahkikatı bitirip hüküm kurduktan sonra davadan elini çekmiş olur ve kural olarak dava sonunda verilen karar temyiz edilip bozulmadan ve bu suretle yargılamaya yeniden başlanmadan davanın esası ile ilgili hiç bir karar veremez.
Feragat, davayı kesin olarak sonuçlandıran bir hukuki neden olduğundan, hâkim karar verdikten sonra dahi belgelendirilen feragat üzerine davanın bu nedenle reddine karar verebilir ise de, Yargıtay uygulamalarında (örneğin Hukuk Genel Kurulunun 21.10.1981 tarihli 1981/2-551, 1981/683 ve 02.06.1982 tarihli 1982/376-547 sayılı kararları ile 11.04.1940 tarihli ve 1939/15-1940/70 sayılı tevhidi içtihat kararının gerekçesinden esinlenen uygulama) hüküm temyiz edildikten sonra vaki feragat üzerine mahkemece kendiliğinden bir karar verilmeyerek Yargıtay"ın bu konuda (feragat konusunda) mahkemece bir karar verilmek üzere hükmün bozulmasına dair verilecek kararından sonra ancak dosyayı ele alabilir ve feragate dayanarak davayı reddedebilir.
Bu itibarla; somut olayda davadan feragat edildiği bildirdiğinden, hükümden sonra ortaya çıkan ve temyiz incelenmesine usûlen engel oluşturan bu hukuki olgu çerçevesinde, davacının 6552 sayılı Kanun"dan yararlanmak amacıyla davadan feragat ettiği dikkate alınarak yeniden inceleme yapılmak üzere mahkeme hükmünün bozulmasına karar verilmesi gerekmektedir.
Hâl böyle olunca hükümden sonra ortaya çıkan ve temyiz incelenmesine usulen engel oluşturan bu durumun yerel mahkemece değerlendirilip karara bağlanması için direnme kararı bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda belirtilen nedenlerle direnme kararının bu değişik gerekçe ve nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalı ... vekilinin temyiz isteminin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere 26.02.2019 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi.