Abaküs Yazılım
6. Ceza Dairesi
Esas No: 2022/1953
Karar No: 2022/5517
Karar Tarihi: 12.04.2022

Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2022/1953 Esas 2022/5517 Karar Sayılı İlamı

6. Ceza Dairesi         2022/1953 E.  ,  2022/5517 K.

    "İçtihat Metni"



    İNCELENEN KARARIN;
    MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
    SUÇ : Nitelikli yağma
    HÜKÜMLER : İstinaf başvurularının esastan reddine

    Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
    Sanıklar ..., ... ve ... müdafiileri duruşmalı inceleme isteminde bulunmuşlar ise de; 01.02.2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanun’un 94. maddesi ile değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun 299. maddesi gereğince takdiren duruşmasız olarak yapılan incelemede;
    5271 sayılı CMK'nın 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'', aynı Kanunun 294. maddesinin ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' ve aynı Kanunun 301. maddesinin ''Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usule ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanık ... müdafiinin temyiz itirazlarının dosyanın Bölge Adliye Mahkemesi’nce incelenmeksizin karar verildiğine, kişi güvenliği ve özgürlük hakkı ile adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine, gerekçesiz hüküm kurulduğuna, eksik inceleme sonucu karar verildiğine, müşteki beyanı dışında dosyada hiçbir delil bulunmadığına, hangi sebeple müşteki beyanına üstünlük tanındığının mahkemece açıklanmadığına, mahkemece iddiaya konu 13 eylemden hangisinde cebir ve tehdidin varlığının kabul edildiğinin açıklanmadığına, yağma olarak kabul edilen eylemdeki suçun unsurları ile delillerinin yasaya uygun şekilde gösterilmediğine, cebir ve tehdit unsurunun oluşmadığına, yağmanın nitelikli halleri olan işyerinde ve birden fazla kişi ile birlikte gerçekleşme unsurunun bulunmadığına, TCK’nın 150/1. maddesinin irdelenmediğine, müşteki vekili tarafından zararın giderildiğine ilişkin sunulan dilekçenin dikkate alınmadığına, delil yokluğu ve unsur yokluğundan sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine, sanığın tahliyesine ve hükmün bozulmasına karar verilmesine; sanık ... müdafiinin temyiz itirazlarının sanığın hiçbir eylemde dahlinin bulunmadığına, menfaat temin etmediğine, yağma suçunun unsurlarının oluşmadığına, sanığın cebir ve tehdit içeren herhangi bir hareketinin ve suç işleme kastının bulunmadığına, sanık ...’ın diğer sanık ... ile beraber katılanın ofisine gittiği için yağma suçundan yargılanmasının hakkaniyete aykırı olduğuna, suçun maddi unsurlarının oluşmadığına, olayda sadece iki kez ismi geçen sanığın 11 yıl hapis cezası almasının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğuna, sanığın yakınları tarafından tüm zararın karşılandığına, bu çerçevede sanığın iyi niyetli olduğuna, diğer sanıklarla birlikte suç işleme iradesinin bulunmadığına, müştekinin uğradığını iddia ettiği zarar sanığın yakınları tarafından karşılanmasına rağmen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmamasının bozma nedeni olduğuna, sanığa suç isnadından başka her türlü kuşkudan uzak, inandırıcı, kesin ve yeterli delil olmadığı halde, şüpheden sanık yararlanır evrensel ceza ilkesinin gözetilmediğine, sanığın beraatine karar verilmesi gerekirken işlemediği suçtan dolayı atılı suçu işleyen diğer sanıklarla birlikte aynı şekilde cezalandırıldığına; sanık ... müdafiinin temyiz itirazlarının sanığın üzerine atılı suçun maddi ve manevi yasal unsurlarının oluşmadığına, yağma suçunu işlediğine dair müştekinin soyut beyanı dışında somut herhangi bir delil ve suç işleme kastının bulunmadığına, sanıkların aralarında iştirak iradesinin varlığını gösteren ya da sanık ...’ın yağma suçuna iştirak ettiğine ilişkin herhangi bir delil olmadığına, sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerekirken mahkumiyet hükmü tesis edilmesi ile istinaf başvurularının reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğuna, hükmolunan cezanın nev’i ve miktarının hakkaniyete aykırı olduğuna, ceza miktarının yüksek olduğuna, zarar miktarının karşılandığına ve müştekinin tüm sanıklar hakındaki şikayetinden vazgeçtiğine, bu hususun dikkate alınarak mutlak bozma sebebi yapılması gerektiğine, sanık ... müdafiinin temyiz itirazlarının adil yargılanma, gerekçeli karar ve özgürlük haklarının ihlal edilmiş olması sebebiyle anılan bu ihlallerin giderilmesi ve manevi tazminata hükmedilmesi amacıyla Anayasa Mahkemesi’ne başvurduklarına, hayatın olağan akışına aykırı düşen müşteki beyanının hangi sebeple sanığın beyanına üstün tutulduğu dahi açıklanmadan, eylemin tamamen müştekinin anlattığı gibi kabul edilmesinin hatalı olduğuna, müştekiye karşı cebir ve tehdit kullanıldığı sırada sanığın olay yerinde bulunmaması sebebiyle mutlak hakimiyeti söz konusu olmadığından suça iştirak etmesinin mümkün olmadığına, TCK’nın 37/1. maddesinin uygulanma şartlarının oluşmadığına, tehdit ve cebir anında olay yerinde bulunmayan sanığın suçun gerçekleştirilmesini kolaylaştırdığının kabul edilmesi halinde ise sanığa verilen cezada TCK’nın 39. maddesi uyarınca indirim yapılması gerektiğine, oyunu sergilemekten öteye gitmeyen sanığın eylemi nedeniyle suç vasfının dolandırıcılık olup olmadığı yönünde değerlendirme yapılması gerektiğine, sanık ...’un katıldığı eylem sayısı diğer sanıkların katıldığı eylemler kadar olmadığından ve cezanın bireyselleştirilmesi gerektiğinden TCK’nın 61. maddesi uyarınca alt sınırdan uzaklaşılarak hüküm kurulmasının hatalı olduğuna, TCK’nın 168. maddesi uyarınca etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğine, TCK’nın 62. maddesinin uygulanmama gerekçesinin gösterilmediğine, kararın bozulması ve sanığın tahliyesine karar verilmesi gerektiğine; sanık ... müdafiinin temyiz itirazlarının müştekinin soyut beyanları dışında sanığın mahkumiyetini gerektirecek her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığına, gerekçesiz hüküm kurulduğuna, suçun unsurlarının oluşmadığına, sanığın yağma kastının bulunmadığına, müşterek fail olarak sorumlu tutulamayacağına, sanığın eyleminin suç oluşturduğu kabul edilse dahi sanık hakkında müşterek faillik uyarınca değil, yardım eden sıfatı ile hüküm kurulması gerektiğine, yağma suçunun unsurlarının oluştuğu bir an için kabul edilse bile söz konusu fiillerin TCK’nın 150/1. maddesinin yollamasıyla TCK’nın 106. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiğine, müştekinin zararının giderildiğine ve tüm sanıklar yönünden şikayetinden vazgeçtiğinden TCK’nın 168. maddesinin uygulanmamasının bozma sebebi teşkil ettiğine, istinaf incelemesinin oldukça kısa bir sürede yapılmış olması sebebiyle dosyanın yeterince incelenmeden karar verildiğine, kararın bozulması gerektiğine ilişkin olduğu belirlenerek anılan sebeplere yönelik yapılan incelemede;
    Sanıklar ... ile ...’nin, tekerrüre esas alınan ilamlarındaki hükümlülüklerinin birden fazla suçlardan verilen cezalardan oluşması karşısında, en ağır cezayı içeren hükümlülüklerinin tekerrüre esas alınması gerektiği gözetilmemiş ise de, 5275 sayılı Kanun’un 108/2. maddesinde yer alan “tekerrür nedeniyle koşullu salıverme süresine eklenecek miktar, tekerrüre esas alınacak cezanın en ağırından fazla olamaz” hükmü uyarınca tekerrüre esas alınacak miktarların infaz aşamasında belirlenebilecek olması nedeniyle, belirtilen bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
    Oluş ve dosya içeriğine göre, olay tarihinde birden fazla kişi tarafından birlikte ve işyerinde nitelikli yağma suçunu gerçekleştiren sanıklar hakkında nitelikli yağma suçunun unsurlarının oluştuğu; suç vasfının doğru olarak nitelendirildiği, bu itibarla dolandırıcılık suçunun unsurlarının, yine daha az cezayı gerektiren hali düzenleyen 5237 sayılı TCK’nın 150/1. maddesinde yer alan şartların somut olayda gerçekleşmediği; sanıklar ..., ... ve ...ile olayın başından itibaren fikir ve eylem birliği içerisinde hareket eden diğer sanıklar... ve ...’nun TCK’nın 37/1. maddesi uyarınca müşterek fail olarak sorumlu tutulmalarının hukuka uygun olduğu, haklarında TCK’nın 39. maddesinin uygulanma şartlarının oluşmadığı; eylemlerin birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi sebebiyle TCK’nın 149/1-c bendinde yer alan nitelikli halin uygulanma şartlarının oluştuğu, 12.ncisi suç üstü yapılan ve her biri farklı tarihlerde olmak üzere toplamda 11 seferde yağmalanan paraların alındığı yerler arasında işyeri vasfı bulunan pastanenin de yer alması sebebiyle yine TCK’nın 149/1-d bendinde yer alan nitelikli halin uygulanma şartlarının oluştuğu; suçun işleniş biçimi, eylem sayısı, suçun konusunun önem ve değeri, meydana gelen zararın ağırlığı dikkate alındığında, yine TCK’nın 149/1. maddesinin (c) ve (d) bentlerine aykırı biçimde birden fazla bendin aynı anda gerçekleşmesi sebebiyle temel ceza belirlenirken TCK'nın 61. maddesi uyarınca alt sınırdan uzaklaşılması yönündeki Hakimler Kurulu’nun takdirinin isabetli olduğu; etkin pişmanlığına ilişkin TCK’nın 168/3. maddesinin yollamasıyla TCK’nın 168/2. maddesinin ancak ve ancak hüküm verilinceye kadar uygulanabileceği, somut olayda zararın ilk derece mahkemesinin hüküm tarihi olan 17.12.2021 tarihinden sonra 20.12.2021 tarihinde karşılanmış olması sebebiyle etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanma şartlarının oluşmadığı; sanıklar ...,..., ... ve ... hakkında TCK’nın 62. maddesinin uygulanmama gerekçesinin kararda hukuka uygun olarak gösterildiği; bu itibarla sanıklar hakkında nitelikli yağma suçundan kurulan hükümlerde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır.
    Ayrıca dosyada CMK'nın 289. maddesinde sayılan hukuka kesin aykırılık hallerinin herhangi birinin varlığı da tespit edilememiştir.
    Yapılan yargılamaya, dosya içeriğine göre, sanıklar ..., ..., ..., ... ile ... hakkında nitelikli yağma suçundan kurulan hükümlerde ileri sürülen temyiz itirazları yönünden bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, 5271 sayılı CMK'nın 302/1. maddesi uyarınca, sanıklar ..., ..., ..., ... ile ... müdafiilerinin yerinde görülmeyen TEMYİZ İTİRAZLARININ ESASTAN REDDİ ile tebliğnameye uygun olarak HÜKÜMLERİN ONANMASINA, dosyanın mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na iadesine, 12.04.2022 gününde oy birliğiyle karar verildi.




    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi