8. Hukuk Dairesi 2010/2842 E. , 2010/5645 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tescil
... ile Hazine ve ... aralarındaki tescil davasının kabulüne dair ... Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 09.02.2010 gün ve 305/30 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalı Hazine temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili, dava dilekçesinde mevkii ve sınırları açıklanan taşınmazın kadastro çalışmaları sırasında tespit dışı bırakılan yer olduğunu, vekil edeninin zilyet ve tasarrufunda bulunduğunu açıklayarak TMK.nun 713/1. maddesi gereğince vekil edeni adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, cevap dilekçesinde dava konusu yerin devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu, kazanmayı sağlayan zilyetlikle edinilmesinin mümkün bulunmadığını açıklamış, 2.6.2009 havale tarihli dilekçelerinde ise, uyuşmazlık konusu taşınmazı %20-25 oranında meyilli olduğunu, çok taşlık ve kayalık durumda bulunduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Davalı köy tüzel kişiliğini temsilen köy muhtarı, 19.2.2009 tarihli keşifte; davacının taşınmaz üzerinde 1985-1986 yıllarında ev yaptığını, ev ve etrafındaki taşınmazı tek başına kullandığını, halen ailesiyle birlikte evde oturduğunu, ev yapılmadan önce taşınmazın kayalık ve boş olduğunu, köylüler tarafından kullanılmadığını bildirmiştir.
Mahkemece, teknik bilirkişi ...’in 18.3.2009 günlü rapor ve krokisinde işaretlenen ev yeri de dahil olmak üzere toplam 722.46 m2 yüzölçümlü taşınmaz hakkındaki davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kazanmayı sağlayan zilyetlik, imar ve ihya hukuksal sebeplerine dayalı olarak TMK.nun 713/1, 3402 sayılı Kadastro Kanunun 14 ve 17. maddeleri gereğince açılan tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş ise de, mahkemenin bu görüşüne katılma olanağı bulunmamaktadır. Davacı vekili dava dilekçesinde taşınmazın tespit dışı bırakılan yerlerden olduğunu bildirmiş, teknik bilirkişi de raporunda tapulama harici kalan yerlerden olduğunu belirtmiştir. Uzman bilirkişi ziraat mühendisi ...27.4.2009 günlü raporunda; “…dava konusu taşınmazın makineli tarıma uygun olmadığını, killi-tınlı toprak yapısında orta geçirgen, %20-25 meyilli, çok taşlı, üzerinde büyük kaya parçalarının yer aldığını parsel üzerine ekili bir ürünün bulunmadığını, sadece bir adet ev bulunmakta olup ev ve hali arazi olarak tasarruf edildiğini bildirmiştir. Keşifte dinlenen yerel bilirkişilerde taşınmazın taşlık ve kayalık niteliğinde bulunduğunu açıklamışlardır.
Taşınmazın oldukça taşlık ve kayalık yerlerden olduğu dosya kapsamıyla sabittir. Davacı sadece üzerinde ev yapmış, etrafında taşlık ve kayalık niteliğinde bulunan arazi üzerinde herhangi bir faaliyeti söz konusu değildir. Tarım arazisi niteliğinde kullanılmadığı da açıktır. Kazanmayı sağlayan zilyetlik,imar ve ihya ile bir taşınmazın edinilebilmesi için her şeyden önce dava konusu yerin nitelik itibariyle özel mülkiyete konu olabilecek yerlerden bulunması gerekir. Davacı sadece taşınmaz üzerinde ev yapmış, etrafındaki boş araziyi herhangi bir biçimde kullanmadığı anlaşılmıştır. Bir yer üzerinde ev yapmak imar ve ihya sayılmaz. Yüksek Yargıtay uygulaması da bu yöndedir. Yukarıdaki açıklamalar dosyadaki tüm bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde, niteliği belirlenen taşınmazın TMK.nun 715 ve 3402 sayılı Kadastro Kanunun 16/C madde ve bentleri kapsamında kalan devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olan ve özel mülkiyete konu olmayan bir yerdir. TMK.nun 999. maddesi gereğince de bu tür yerlerin özel mülkiyet niteliğiyle tapuya kayıt ve tescili de mümkün bulunmamaktadır.
Saptanan bu somut olgular karşısında davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle kabulüne karar verilmiş olması usul ve kanuna aykırıdır.
Davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulüyle yerel mahkeme hükmünün açıklanan nedenlerle HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA 25.11.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.