1. Hukuk Dairesi 2014/20835 E. , 2017/3343 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen karar taraflarca yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ..."nin raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı pay oranında tapu iptali ve tescil; olmadığı takdirde tenkis, bu da mümkün olmazsa taşınmaz bedellerinin miraspayı oranında tahsili isteğine ilişkindir.
Davacı, davalılar ile ortak mirasbırakanı ...’in kayden maliki olduğu dava konusu 581 ve 14 ada 17 parsel sayılı taşınmazları tapuda satış suretiyle davalılara devrettiğini, dava konusu 13389, 519, 597, 313, 314 parsel sayılı taşınmazlar ile 505 parselde kayılı 1, 2 ve 3 nolu; 575 parselde kayıtlı 1 ve 2 nolu bağımsız bölümlerin ise alım bedellerinin büyük kısmının mirasbırakan tarafından ödendiğini ancak taşınmazların tapuda davalılar adına tescil edildiğini, yapılan işlemlerin mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek tapu kayıtların iptali ile miras payı oranında adına tescilini, mümkün olmazsa tenkisini, bu da mümkün olmaz ise miraspayına karşılık gelen taşınmaz bedellerinin tahsilini istemiştir.
Davalılar, zamanaşımı itirazıyla beraber, taşınmazları bedellerini bizzat ödeyerek gerçek satışlarla temlik aldıklarını, iddiaların doğru olmadığını belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, dava konusu 581 nolu parsel yönünden mirasbırakanın gerçek irade ve amacının taksim etmek olduğu, diğer taşınmazlar yönünden ise taşınmazların mirasbırakan ile ilgisinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Çekişme konusu 581 parsel sayılı taşınmazda mirasbırakan tarafından davalılara yapılan temliklerin mirasçılardan mal kaçırmak amaçlı ve muvazaalı olmadığı, diğer dava konusu 13389, 519, 597, 313, 314 parsel sayılı taşınmazlar ile 505 parselde kayıtlı 1, 2 ve 3 nolu; 575 parselde kayıtlı 1 ve 2 nolu bağımsız bölümlerle ilgili olarak davacının gizli bağış niteliğindeki iddiasının kanıtlanamadığı gibi, tenkise konu olabilecek bu işlemler yönünde bir yıllık hak düşürücü sürenin de geçtiği gözetilerek anılan parsellere ilişkin davanın reddine karar verilmesi doğrudur. Davacı vekilinin bu yönlere değinen temyiz itirazları yerinde değildir. Reddine.
Davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince;
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden, tarafların mirasbırakanı ..."in kayden maliki olduğu çekişme konusu 14 ada 17 parselin geldisi 14 ada 8 parselde bulunan 260/6300 payını, herbirine 130/6300"er pay olmak üzere 11.10.1985 tarihinde satış suretiyle davalılara temlik ettiği, taşınmazın 16.11.1993 tarihinde ifrazen taksimi sonucu oluşan dava konusu 14 ada 17 parsel sayılı taşınmazın 1/4"er payının tapuda davalılar adına kayıtlı olduğu, mirasbırakan ..."in 22.08.2010 tarihinde ölümü ile geriye mirasçıları olarak davanın tarafları ile, dava dışı... ve ..."in kaldıkları, her bir mirasçının miras payının 1/8 olduğu anlaşılmaktadır.
Her ne kadar mahkemece, 14 ada 17 parsel sayılı taşınmazın davalılara mirasbırakandan intikal etmediği gerekçesiyle bu parsel yönünden de ret kararı verilmiş ise de, söz konusu taşınmazın davalılara mirasbırakan tarafından temlik edildiği geldi parsel olan 14 ada 8 parsel sayılı taşınmazın tapu kütüğü ile kayden sabit olduğundan, 14 ada 17 parsel sayılı taşınmaz bakımından toplanacak delillerin, toplanan delillerle birlikte değerlendirilerek, mirasbırakanın temlikindeki gerçek iradesinin, diğer mirasçılardan mal kaçırma olup olmadığının kuşkuya yer bırakmayacak şekilde saptanarak varılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yetinilerek sonuca gidilmiş olması doğru değildir.
Davalılar vekilinin vekalet ücretine hasren temyiz itirazlarına gelince;
Davalılar vekili, süresinde vermiş olduğu 02.05.2012 havale tarihli cevap dilekçesi ile dava değerine itiraz ettiğine göre, dava konusu taşınmazların tamamının dava tarihi itibariyle değerlerinin keşfen saptanması ve davacının miras payına karşılık gelen miktar üzerinden vekalet ücreti hesaplanarak verilecek karar sonucuna göre davacı ya da davalılar yararına vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, vekalet ücretinin belirlenmesinde dava dilekçesinde belirtilen dava değerinin esas alınması isabetsizdir.
Taraf vekillerinin, temyiz itirazları açıklanan nedenlerden ötürü yerindedir. Kabulü ile, (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK"un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 08.06.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.