1. Hukuk Dairesi 2014/22159 E. , 2017/3400 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen elatmanın önlenmesi davası sonunda, yerel mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen karar davacı tarafından yasal süre içerisinde duruşma istekli temyiz edilmiş ancak duruşma isteği değerden reddedilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ..."in raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, paydaşlar arasında el atmanın önlenmesi isteğine ilişkindir.
Davacı; halen mirasbırakan... adına kayıtlı 3 parsel sayılı taşınmazda mirasçılar arasında rızai taksim yapıldığını, davalı ..."in dava konusu taşınmaza el attığını ileri sürerek, davalının el atmasının önlenmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı; mirasçılar arasında rızai taksim yapıldığını, rızai taksime göre kendi payına düşen kısmı kullandığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, mirasçılar arasında geçerli bir harici taksimin veya fiili kullanımın olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bilindiği üzere, paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan payına vaki elatmanın önlenilmesini her zaman istiyebilir. Hatta elbirliği mülkiyetinde dahi paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine elatmanın önlenilmesi davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer varsa açacağı elatmanın önlenilmesi davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu elatmanın önlenilmesi davası ile değil, kesin sonuç getiren taksim veya şuyun satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir.
Öte yandan, yurdumuzda sosyal ekonomik nedenlerle kırsal kesimlerden kentlere aşırı akım, nüfus çoğalması, büyük mesken ve işyeri ihtiyacı nedeniyle hızlı yapılaşma karşısında görevli mercilerin aciz kalmaları veya çeşitli nedenlerle göz yummaları sonucu, izinsiz, ruhsatsız, resmi kayıtlara bağlanmayan büyük yerleşim alanları oluştuğu, bu arada paylı taşınmazların tapuda resmi ifrazları yapılmadan paydaşlar arasında haricen veya fiilen taksim edilip üzerlerine büyük mahalleler hatta beldeler yapıldığı bir gerçektir. Bilindiği üzere Medeni Kanunu"nun 706., Borçlar Kanunu"nun 2l3. (6098 Sayılı 237. maddesi) Tapu Kanunu"nun 26. maddeleri hilafına tapulu taşınmazlarda harici veya fiili taksim ile payların mülkiyeti ana taşınmazdan ayrılamaz. Ne var ki, taşınmazın kullanma biçimi tüm paydaşlar arasında varılan bir anlaşma ile belirlenmiş yada fiili bir kullanma biçimi oluşmuş, uzun süre paydaşlar bu durumu benimsemişlerse kayıtta paylı, eylemsel olarak ( fiilen) bağımsız bu oluşumun tapuda yapılacak resmi taksime veya şuyun satış suretiyle giderilmesine yahut o yerde bir imar uygulaması yapılmasına kadar korunması, " ahde vefa" kuralının yanında Medeni Kanunu"nun 2. maddesinde düzenlenen iyiniyet kuralının da bir gereğidir. Aksi halde, pek çok kimse zarar görecek toplum düzeni ve barışı bozulacaktır.
O halde, paydaşlar arasındaki elatmanın önlenilmesi davalarında öncelikle tüm paydaşları bağlayan harici bir taksim sözleşmesi ve özel bir parselasyon planın olup olmadığı veya fiili kullanma biçiminin oluşup oluşmadığı üzerinde özenle durulmalı, varsa çekişmeli yerin kimin kullanımına terkedildiği saptanılmalı, harici veya fiili taksim yoksa uyuşmazlık yukarıda değinildiği gibi, Medeni Kanunu"nun müşterek mülkiyet hükümlerine göre çözümlenmelidir.
Somut olaya gelince, mahkemece keşif mahallinde dinlenen tanık beyanlarına göre fiili taksim olgusunun kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, tanık... ifadesinde "... kendisine gösterilen yerde ...lerin fiilen taksimat yaptıklarını bildiğini.." beyan etmiş, diğer tanık ...te ifadesinde ".. kendisinin dedesinden kalan bu parselde hisse sahibi olduğunu, intikal yapmadıklarını ama aralarında fiili bir taksimat yaptıklarını, ... bu fiili taksimatın babaları zamanında yapıldığını, kendisine gösterilen yerde ..."lerin fiilen taksimat yaptıklarını bildiğini.." beyan etmiştir.
Hal böyle olunca, kök tapu kayıt maliki..."in tüm mirasçılarını gösterir mirasçılık belgesi dosyaya alındıktan sonra yukarıda belirtilen ilkeler doğrultusunda; dava konusu parselde tüm paydaşları bağlayan fili kullanma biçiminin oluşup oluşmadığı, oluşmuş ise kimin ya da kimlerin kullanımına terk edildiğinin tereddüte mahal bırakmayacak şekilde mahallinde keşif yapılarak ve keşif mahallinde tanıklar dinlenilerek saptanması ve keşif sonucu denetime elverişli rapor alınarak krokide tüm mirasçıların kullanımına bırakılan yerler belirlendikten sonra varılacak sonuç çerçevesinde işin esasına girilerek karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yetinilerek sonuca gidilmiş olması doğru değildir.
Davacının temyiz itirazları belirtilen nedenlerle yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK"un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 12.06.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.