3. Hukuk Dairesi 2017/10897 E. , 2018/11557 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki tazminat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, dava dilekçesinde; müvekkiline ait otomobilin davalıya ait apartmanın önüne park edildiği sırada aracının üzerine sıva düştüğünü ve böylece araçta maddi hasar meydana geldiğini, bu nedenle müvekkiline ait aracın değer kaybına da uğradığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 1.000TL tazminatın olay tarihi olan 23/01/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, cevap dilekçesinde; davayı kabul etmediklerini, şiddetli fırtına nedeniyle apartmandan sıva parçası koparak davalıya ait aracın hasar görmesine neden olduğunu, müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, davacının maddi hasar yönünden zararının sigorta şirketi tarafından karşılandığını ve zararının bulunmadığını savunarak; davanın reddini istemiştir.Mahkemece; açılan davanın kabulü ile 4.000TL tazminatın 1.000 TL"sinin dava, kalan kısmının ıslah tarihinden (21/12/2015) itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-HMK"nın 266. maddesi hükmüne göre; genel hayat tecrübesi ve kültürünün sonucu olarak herkesin bilmesi gereken konularla hâkimlik mesleğinin gereği olarak hâkimin hukuki bilgisi ile çözümleyebileceği konular dışında kalan ve çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişi oy ve görüşünün alınması zorunludur. Bilirkişi incelemesinin zorunlu olduğu konularda bilirkişi dinlenmeden karar verilemez.
Somut olayda, mahkemece; dava konusu olayın nasıl ve ne şekilde gerçekleştiği, olay nedeniyle fiil ve zarar arasında illiyet bağının kesilip kesilmediği,tarafların kusur durumları gibi hususlar araştırılmadığı gibi, gerekli kusur hesabı hakkında herhangi bir bilirkişi incelemesi yapılmadan, hüküm tesis edilmiştir.Hal böyle olunca mahkemece; tarafların kusur oranını belirleyen ve kusursuz sorumluluğu da değerlendiren ,konusunda uzman bilirkişiden Yargıtay denetimine uygun rapor alınıp, hasıl olacak sonuç dairesinde bir hüküm kurulması gerekirken, bilirkişi raporu alınmadan yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı görülmüş, bu husus bozmayı gerektirmiştir.
2-Öte yandan, hükme esas alınan bilirkişi raporunda; "... tamirin yetkili serviste yapılmış olması ,değiştirilen parça ve işçiliklerin özellikleri ,aracın tamir sonrası satışı sırasında kaza geçirdiğinin öğrenilmesi durumu,değiştirilen parçaların kıymet kazanma tenzili ile hep birlikte değerlendirilerek piyasada ve galerilerde yaptığım araştırmada otomobilin tamir sonrası kazadan önceki değerine göre 4 bin TL değer kaybı olduğu" denilmektedir. Bilirkişinin, dört bin TL değer kaybı olduğuna ilişkin vardığı sonuç, genel ve soyut olup, denetlenebilir olmadığından, hükme esas alınamaz. Eksik ve yetersiz bilirkişi raporuna dayalı olarak hüküm kurulmuş olması da doğru görülmemiştir.Hal böyle olunca, mahkemece; Üniversitelerin Otomotiv Ana Bilim Dalından seçilecek öğretim üyesi sıfatına haiz öğretim üyeleri yanında, otomobil satışı yapan bir firma yetkilisi de olmak üzere; 3"lü bilirkişi heyetinden; davacının aracında meydana gelen hasardan dolayı oluşan değer kaybının tespiti ile ilgili, dava konusu aracın ilgili sigorta şirketlerinden hasar dosyaları getirtilmek ve tramer kaydı soruşturulmak suretiyle davacıya ait aracın daha önceden başka bir kazaya karışıp karışmadığının da tespiti ile duraksamaya yer bırakmayacak şekilde somut verilere dayalı, açıklayıcı, gerekçeli ve denetime elverişli yeni bir rapor alınmalı; tüm deliller birlikte değerlendirilerek, hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmelidir. Yanılgılı değerlendirme ve eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.SONUÇ: Yukarıda birinci ve ikinci bentte açıklanan nedenlerle, hükmün HUMK"nun 428. maddesi gereğince davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK"nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK.nun 440.maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 14.11.2018 gününde oy birliğiyle karar verildi.