17. Ceza Dairesi 2020/308 E. , 2020/990 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık
Hükümlü ...’in hırsızlık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu"nun 142/1-b, 143 ve 35/2. maddeleri gereğince 1 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Bakırköy 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 29/01/2013 tarihli, 2010/440 Esas, 2013/22 Karar sayılı kararının kesinleşmesini müteakip anılan karar karşı Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü tarafından 11/12/2019 tarihli ve 94660652-105-34-12941-2019-Kyb sayılı “Kanun Yararına Bozma” isteminde bulunulduğundan, bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 24/12/2019 tarihli ve 2019/130077 sayılı ihbarnamesiyle Dairemize gönderilmekle incelenip görüşüldü:
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının istem yazısında;
“Dosya kapsamına göre, sanığın, geceleyin müştekiye ait evin balkonuna hırsızlık amacıyla girmesi şeklindeki eyleminin, suç tarihi itibarıyla, 765 sayılı Kanun"un 492/1. maddesi kapsamında kaldığı ve 5237 sayılı Kanun"un 7, 5252 sayılı Kanun"un 9. maddelerine göre lehe olan 765 sayılı Kanun"un 102/4 ve 104/2. maddelerine göre hesaplanan yedi yıl altı aylık zamanaşımının, suçun işlendiği 27/08/2004 tarihinde işlemeye başlayıp, hükmün açıklandığı 29/01/2013 tarihinden önce 27/02/2012 tarihinde dolduğu gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilmektedir.
Hukuksal değerlendirme:
5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca hâkim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddî hukuka veya yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtay’ca bozulması istemini, yasal nedenlerini açıklayarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirecektir. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da hükmün veya kararın bozulması istemini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak, Yargıtay ceza dairesine verecek, ileri sürülen nedenlerin Yargıtayca yerinde görülmesi halinde karar veya hüküm yasa yararına bozulacak, yerinde görülmezse istem reddedilecektir.
Kanun yararına bozma yasa yoluna, istinaf ve temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş hüküm ve kararlara karşı gidilebilmesi nedeniyle kesin hükmün otoritesinin bütünüyle zedelenmemesi amacıyla bu yola başvurabilmek için hukuka aykırılık halinin ciddi boyutlara ulaşması gerekmektedir.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 14.11.1977 gün ve 3-2 sayılı kararında da açıkça vurgulandığı üzere, bu yasa yolunun olağan üstü bir yasa yolu olması nedeniyle, her türlü hukuka aykırılık iddiası, yasa yararına bozma konusu yapılamayacak, bu kapsamda hâkimlerin takdir hakkı alanına giren ve suç işleyenler için bir hak teşkil etmeyen hususlar ile mahkemenin takdirine bağlı istekler ve uygulamadaki takdir yanılgıları veya takdirin yerinde olup olmadığının denetlenmesine ilişkin başvurular, temyiz yasa yolundan farklı olarak yasa yararına bozma konusu yapılamayacağından, bu yolla denetlenemeyecektir.(Ceza Genel Kurulunun 23/03/2010 tarih ve 2/29-56 sayılı kararı da bu doğrultudadır.)
Böylece ülke sathında uygulama birliğine ulaşılacak, hâkim ve mahkemelerce verilen cezaya ilişkin karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıklar ile uygulamadaki esaslı yanlışlar ve esasa etkili usul yanılgılarının, toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi sağlanacaktır.
Kesinleşen bu karar veya hükümlerdeki aykırılıklar başka suretle giderilmesi mümkün olmadığı takdirde, ikincil ve olağanüstü nitelikte olan kanun yararına bozma yasa yoluna konu edilebilecektir.
765 sayılı Kanun’un 492. maddesinde
“Hırsızlık:
1. Geceleyin bir bina içinde yahut süknaya mahsus bir yerde veya müştemilatında işlenirse;
2. Kanunen veya Hükümetin emri ile resmen mühür altına alınmış şeyler hakkında işlenirse;
3. Çalınan şey umumi bir felaket ve musibetin tesir ve neticesini gidermek veya hafifletmek maksadiyle hazırlanmış eşya hakkında olur yahut umumi musibet veya heyacandan yahut mal sahibinin uğradığı hususi bir felaketten mütevellit kolaylıktan istifade suretiyle yapılırsa;
4. Mezarlıkların veya mahfuz mezarların muhafaza veya tezyini için konulmuş yahut cesetle gömülmüş eşya hakkında işlenirse;
5. İbadet olunan yerde mabede ait eşya hakkında işlenirse;
6. Her nevi nakil vasıtaları içinde seyahat eden yolcuların eşya ve parası hakkında yahut umuma mahsus nakliye vasıtalarını işletmekte bulunan idarelerin dairelerinde veya istasyon ve iskele ve meydanlarında veya mabetlerin içinde yapılırsa;
7. Yankesicilik suretiyle işlenirse;
8. Ormanlarda kesilmiş odunlar ve istif edilmiş kereste ve ağaçlar ve sair yerlerde koparılmış veya biçilmiş ve lüzumuna göre açıkta bırakılmış olan mahsuller ve tarlalarda bırakılmış ziraat aletleri hakkında işlenirse;
9. Meskun bir hanenin doğrudan doğruya müştemilatından olan veya duvarla çevrilmiş bulunan yerlerindeki hayvan hakkında işlenirse;
Suçlu iki seneden beş seneye kadar hapsolunur.
(Ek fıkra: 28/09/1971 - 1490/13 md.) Hırsızlık enerji naklini veya haberleşme tesislerinin irtibatını sağlayan tel, kablo veya benzeri iletkenler hakkında işlenirse fail üç seneden beş seneye kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(Ek fıkra: 28/09/1971 - 1490/13 md.) Bu maddede yazılı suçlar ikiden fazla kimseler tarafından birlikte yapılır yahut suçun işlenmesinde yukarıda yazılı hallerden iki veya daha fazlası birleşirse cezanın yukarı haddi verilir.” şeklinde hükümlere yer verilmiştir.
Aynı Kanun’un 102. maddesi;
“Kanunda başka türlü yazılmış olan ahvalin maadasında hukuku amme davası:
1 - Ağırlaştırılmış müebbet ağır hapis ve müebbed ağır hapis cezalarını müstelzim cürümlerde yirmi sene,
2 - Yirmi seneden aşağı olmamak üzere muvakkat ağır hapis cezasını müstelzim cürümlerde on beş sene,
3 - Beş seneden ziyade ve yirmi seneden az ağır hapis veya beş seneden ziyade hapis yahud hidematı ammeden müebbeden mahrumiyet cezalarından birini müstelzim cürümlerde on sene,
4 - Beş seneden ziyade olmamak üzere ağır hapis veya hapis yahud sürgün veya hidematı ammeden muvakkaten mahrumiyet cezalarını ve ağır para cezasını müstelzim cürümlerde beş sene,
5 - Bir aydan ziyade hafif hapis veya otuz liradan ziyade hafif para cezasını müstelzim fiillerde iki sene,
6 - Bundan evvelki bendlerde beyan olunan mikdardan aşağı cezaları müstelzim kabahatlerde altı ay geçmesile ortadan kalkar.
Bu kanunun ikinci kitabının birinci babında yazılı ağırlaştırılmış müebbet ağır hapis veya müebbed yahud muvakkat ağır hapis cezalarını müstelzim cürümlerin yurd dışında işlenmesi halinde dava müruru zamanı yoktur.” biçiminde düzenlenmiştir.
Aynı Kanun’un 104. maddesi ise;
“Hukuku amme davasının müruru zamanı, mahkumiyet hükmü yakalama, tevkif, celb veya ihzar müzekkereleri, adli makamlar huzurunda maznunun sorguya çekilmesi, maznun hakkında son tahkikatın açılmasına dair olan karar veya C. müddeiumumisi tarafından mahkemeye yazılan iddianame ile kesilir.
Bu halde müruru zaman, kesilme gününden itibaren yeniden işlemeğe başlar.
Eğer müruru zamanı kesen muameleler müteaddid ise müruru zaman bunların en sonuncusundan itibaren tekrar işlemeğe başlar. Ancak bu sebepler müruru zaman müdetini 102 nci maddede ayrı ayrı muayyen olan müddetlerin yarısının ilavesile baliğ olacağı müddetten fazla uzatamaz.” şeklinde hükümlere yer verilmiştir.
İnceleme konusu somut olayda:
Hükümlünün, inceleme dışı suç ortakları ile birlikte hırsızlık yapmak amacıyla gece vakti saat 03.00 sıralarında müştekilere ait konutun önüne geldikleri, diğer şeriklerin gözcülük yaptıkları, hükümlü ...’in ise müştekilere ait evin balkonuna tırmandığı, bu esnada mağdur ...’ın durumun farkına varıp bağırmaya başladığı, mağdurun oğulları olan müştekilerin uyanarak balkona yöneldikleri, hükümlü ve müştekiler arasında arbede yaşandığı, hükümlünün müştekileri yaralayarak balkondan atlayıp herhangi bir şey alamadan kaçtığı olayda hükümlünün eylemi zamanaşımı bakımından lehe olan ve 765 sayılı TCK’nin 492/1-son maddelerinde düzenlenen suça uymaktadır. Anılan suçun gerektirdiği cezanın türü ve miktarına göre aynı Kanun’un 102/4 ve 104/2. maddeleri uyarınca 7 yıl 6 aylık zamanaşımı süresi öngörülmüştür. 7 yıl 6 aylık zamanaşımı süresi ise suçun işlendiği 27/08/2004 tarihinden itibaren hükmün kurulduğu 29/01/2013 tarihe kadar geçmiş bulunmaktadır. Bu nedenle hükümlü hakkında hırsızlık suçundan açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşürülmesi yerine, anılan suçtan hükümlünün mahkumiyetine karar verilmesine dair Bakırköy 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 29/01/2013 tarihli, 2010/440 Esas, 2013/22 Karar sayılı kararında isabet bulunmamaktadır.
SONUÇ VE KARAR:
Kanun yararına bozma talebine atfen düzenlenen ihbarnamedeki bozma isteği incelenen dosya kapsamına nazaran yerinde görüldüğünden, Bakırköy 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 29/01/2013 tarihli, 2010/440 Esas, 2013/22 Karar sayılı ilamı ile hükümlü hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükmün 5271 sayılı CMK"nin 309. maddesinin 3. fıkrası uyarınca BOZULMASINA, aynı Kanun"un 309. maddesinin 4. fıkrasının (d) bendinin verdiği yetkiye dayanılarak hükümlü ... hakkında hırsızlık suçundan açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞÜRÜLMESİNE, hükümlü ...’in hırsızlık suçundan 1 yıl 3 ay hapis cezalandırılmasına dair Bakırköy 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 29/01/2013 tarihli, 2010/440 Esas, 2013/22 Karar sayılı ilamıyla hükmolunan ve halen başka hükümlülükleriyle birlikte içtimalı olarak cezaevinde infaz edildiği anlaşılan 1 yıl 3 ay hapis cezasının İNFAZININ DURDURULMASINA, hükümlü ...’in bu suçun dışında başka bir suçtan hükümlü veya tutuklu değilse, bu suçtan derhal TAHLİYESİNE, dosyanın adı geçen mahkemeye iletilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı"na GÖNDERİLMESİNE, 21/01/2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.