17. Ceza Dairesi 2018/2503 E. , 2018/9186 K.
"İçtihat Metni"Üç ayrı kişiye karşı hırsızlık ve hırsızlığa teşebbüs suçlarından sanık ...’ın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 141/1 (3 kez), 35 ve 62. (3 kez) maddeleri gereğince iki kere 10 ay hapis ve 7 ay 15 gün hapis cezaları ile cezalandırılmasına ve cezasının anılan Kanun"un 58. maddesine göre mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine dair Samsun 1. Asliye Ceza Mahkemesi"nin 10/10/2017 tarih, 2016/841 Esas ve 2017/500 sayılı Kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığı"nca verilen 25/04/2018 tarih ve 94660652-105-55-2047-2018-Kyb sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı"nın 03/05/2018 tarih ve 2018/37117 sayılı ihbarnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
MEZKUR İHBARNAMEDE:
Dosya kapsamına göre, mahkemece sanığın kovuşturma aşamasında savunmasının usulüne uygun şekilde tespit edilmediğinin anlaşılması karşısında, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu"nun 195. maddesindeki istisnaî durumlar dışında sanığın savunması alınmadan mahkûmiyet hükmü kurulmasının mümkün olmadığı gözetilmeden, savunma hakkı kısıtlanmak suretiyle yazılı şekilde karar verilmesinde,
İsabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK"nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
DOSYA İNCELENEREK GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ;
7201 sayılı Tebligat Kanunu"nun 10/2. fıkrasının, “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, önce bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise mernis adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, Tebligat Kanunu"nun 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun"un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından, tebligata, Tebligat Kanunu"nun 23/1-8 ve Tebligat Kanunu"nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu"nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerekir.
Ayrıca, gerçek kişiler yönünden Tebligat Kanunu"nun 35. maddesine göre tebliğ yapılabilmesi için, muhatabın adres kayıt sisteminde bir adresinin bulunmaması ve daha önce kendisine veya adresine Kanunun gösterdiği usullere göre tebliğ yapılmış olması zorunludur.
İncelenen dosyada; sanık ..."ın Denizevleri Polis Merkezi Amirliğinde 27/10/2016 tarihinde alınan savunmasında .... Mahallesi 58. Sokak No:10 İç Kapı No:3 .... adresini ikamet adresi olarak bildirdiği, sanığın bilinen en son adresinin bildirdiği bu adres olduğu, dosya kapsamında sanık ..."a yokluğunda verilen 10/10/2017 tarihli kararın tebliği için adı geçenin bilinen en son adresi esas alınarak Tebligat Kanunu"nun 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun"un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından, tebligata, Tebligat Kanunu"nun 23/1-8 ve Tebligat Kanunu"nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu"nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerekirken, doğrudan mernis adresi ile aynı olan bilinen en son adresine “7201 sayılı Tebligat Kanunu"nun 21/2. maddesi gereğince tebliği rica olunur.” şerhi verilmek suretiyle yapılan tebliğin usulsüz olduğu ve bu itibarla yapılan tebligat işleminin geçersiz olduğu anlaşılmakla; sanığa gerekçeli kararın usulüne uygun tebliğ edilmemesi nedeniyle hükmün kesinleşmediği, kesinleşmemiş karara karşı kanun yararına bozma yoluna başvurulamayacağından sanık ..."a gerekçeli kararın usulüne uygun tebliği ile hükmün kesinleşmesi halinde yeniden kanun yararına bozma yoluna gidilmesi mümkün olup, henüz kesinleşmemiş olan karara yönelik kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, 20/06/2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.