3. Hukuk Dairesi 2017/10782 E. , 2018/11852 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı, 235 pafta 1027 ada 14 parsel sayılı taşınmazın 32/100 oranında paydaşı olduğunu, davalının da aynı taşınmazda 46/100 oranında payı bulunduğunu, davalının taşınmazı kiraya verdiğini ve kira bedellerini tahsil ettiğini, bunun üzerine davalıdan payına düşen kira bedellerinin talep edildiği fakat herhangi bir ödeme yapılmadığını, davalının sebepsiz zenginleştiğini, ayrıca kira sözleşmelerinin, kira bedellerini düşük göstermek sureti ile muvazaalı olarak yapıldığını bu nedenle de kira bedellerinin belirlenmesi gerektiğini belirterek, 2006 şubat -2008 nisan dönemi içinde davalının elde ettiği bedelin şimdilik 15.000 TL"sini dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı, sebepsiz zenginleşme davasının davalıya karşı açılmasının mümkün olmadığını, taşınmaz paydaşlarının çoğunluğun rızası ile imzalanan kira sözleşmesi ile taşınmazın kiraya verildiğini, hissedarlara ne şekilde ödeme yapılacağının sözleşmede düzenlendiğini, davacının tahsil etmediği kira bedelleri ile ilgili olarak açtığı bu davada husumetin kiracı şirkete yöneltilmesi gerektiğini, sözleşmede davacıya düşen kira bedellerinin, davacının adresine posta havalesi ile gönderilerek ödeneceğinin kararlaştırıldığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, mecuru kiraya veren diğer paydaşın, kendi payına düşen kira bedellerini tahsil ettiğini ispat külfetinin davacı taraf üzerinde olduğu ve bu husus ispat edilemediğinden davacının kira bedelinden pay talep etme hakkı bulunmadığı, davacının ödenmeyen kira bedellerini ancak kiracıdan talep edilebileceği gerekçesiyle davanın husumetten reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık, davaya konu taşınmaz üzerinde pay sahibi olan davacının, kira bedellerini diğer paydaş olan davalıdan isteyip isteyemeyeceği noktasında toplanmaktadır.
Paydaş oldukları taşınmazı kiraya veren paydaş, diğer paydaşlara düşen kira bedellerini vermek zorundadır. Davalının bu yeri kiraya verip parasını almış olması davanın açılması için yeterlidir.
Sebepsiz zenginleşmeye dayalı olarak iade isteminde bulunulabilmesi için bir tarafın malvarlığının diğer tarafın malvarlığı aleyhine çoğalması gerekir. Buna göre sebepsiz zenginleşmeden söz edilebilmesi için bir taraf zenginleşirken diğerinin fakirleşmesi, zenginleşme ve fakirleşme arasında uygun nedensellik bağının bulunması ve zenginleşmenin hukuken geçerli bir nedene dayalı olmaması gerekir. Zenginleşen, başkasının malvarlığından veya emeğinden haklı bir sebep olmaksızın elde ettiği zenginleşmeyi geri vermek zorundadır. (TBK m.77/1)
Somut olayda davacı, davalının davaya konu taşınmazı üçüncü şahsa kira bedellerini düşük göstermek sureti ile kiraya verdiğini iddia ederek kira bedellerinin tespiti ile hissesi oranında kendisine ödenmesini talep etmiştir. Mahkemece, davacının hissesine düşen kira bedellerini davalının aldığını ispat edemediği belirtilerek dava dışı üçüncü kişi olan kiracıdan kira bedelini talep etmesi gerektiği gerekçesiyle dava husumetten reddedilmişse de, bir taşınmazı kiraya verebilmek için taşınmaz üzerinde malik olmayı gerektirir yasal bir düzenleme yoktur. Bu anlamda davalı, müşterek malik olduğu taşınmazı kiraya verebilir. Davacı da payına düşen kira bedellerini davalıdan talep edebilir.
O halde mahkemece, davacının talebi doğrultusunda kira bedellerinin düşük gösterildiği iddiasının araştırılarak davalıya payına düşen miktardan fazla kira ödemesi yapıldığı takdirde davacının davalıdan kira bedellerini talep edebileceği kabul edilip sonucuna uygun karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde yerinde olmayan gerekçelerle davanın husumetten reddi doğru görülmemiş, bu durum bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, davacının temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK"un 428.maddesi gereğince davacı yararına BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 6100 sayılı HMK"nın geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK" un 440.maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 21.11.2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.