3. Hukuk Dairesi 2017/2488 E. , 2018/11860 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dilekçesinde, tüzel kişiliği sonlanan ve mahalle olarak belediyelerine bağlanan ...Belediyesinin yasa gereğince alacak ve borçlarının da intikal ettiğini, davalının ise 2013 yılına kadar ...Belediyesi"nin kiracısı olduğunu, ancak bu dönemde herhangi bir kira ödemediğini, davalının davaya konu taşınmazı, 2886 sayılı yasa gereğince kiraladığını, taraflar arasında kira sözleşmesinin de yapıldığını, bu tarihten itibaren kiracılık ilişkisinin bulunduğu ve sonlanmasına kadar devam ettiğinin kuşkusuz olduğunu, davalı borçluya alacağın tahsili için Beyşehir İcra Müdürlüğünün 2015/44 Esas sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığını, davalının borca itiraz etmesi üzerine takibin durdurulduğunu belirterek itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı, kira sözleşmesindeki yerin büfe olarak yapılıp işletilmesi hususunda sözleşmenin imzalandığını, davaya konu yerin beton atılmış vaziyette durduğunu, inşaata devam edemediğini, ortada işletilecek bir büfe olmadığını, büfenin yapılmasına Belediye tarafından izin verilmediğini, hiç bir hakka dayanmayan kira bedellerinin talep edilemeyeceğini ileri sürerek davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davaya konu taşınmazın inşaasının davalıya yapılan sözlü uyarı ve fesih bildirimi sebebiyle tamamlanmadığı ve bu haliyle fiili olarak kira sözleşmesinin kurulmadığı ve sözleşme tarihinden icra takibine kadar geçen sürede davacı yanın kira alacağına ilişkin hiç bir talep ve takipte bulunmayıp fiili olarak sözleşmenin feshedildiğine dair davalı yanda hayatın olağan akışına uygun olarak kanaat oluştuğu, bu tespitler karşısında davacının 2015 yılı içerisinde 6 yıl geriye yönelik kira alacağının tahsiline dair talebinin hakkın kötüye kullanılmasını teşkil ettiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık, kira bedellerinin tahsiline yönelik yapılan icra takibine itirazın iptaline ilişkindir.
Davada dayanılan, taraflar arasında usulüne uygun yapılmış ve uyuşmazlık konusu olmayan 11.03.2009 başlangıç ve 31.12.2018 bitiş tarihli kira sözleşmesinin yükümlülükler kısmında; kiracının projeye uygun olarak inşaata başlayacağı, masrafların kendisine ait olacağı açıkça belirtilmiştir. Sözleşmeye bağlılık ilkesi uyarınca taraflar akdettikleri sözleşmede yer alan hüküm ve koşullar ile bağlıdır. Kira sözleşmesi feshedilmediği veya sözleşmenin iptali davası açılmadığı sürece geçerlidir.
Somut olayda iş bu dava ile davacı, akdedilen kira sözleşmesi nedeni ile oluşan kira alacağını talep etmiştir. Davalı ise inşaatın devam edip tamamlanmasına Belediye tarafından izin verilmediğini, fiilen kiraya konu taşınmazın hiç kullanılmadığını savunmuş, mahkemece bu savunmaya itibar edilerek dava konusu büfe inşasına başlandığı, davalıya yapılan sözlü uyarı ve fesih bildirimi sebebiyle inşaatın tamamlanmadığı ve bu haliyle kira sözleşmesinin fiili olarak kurulmadığı kabul edilmiştir.
Taraflar arasında geçerli olan yazılı sözleşme sebebi ile bu sözleşmenin feshedildiği hususundaki iddiaların dikkate alınması için fesih bildiriminin usulüne uygun şekilde davalı tarafından yazılı delillerle ispatlanmalıdır. Dosya kapsamı incelendiğinde, sözleşmenin feshine ilişkin usulüne uygun bildirim bulunmadığı anlaşılmıştır.
O halde mahkemece, kira sözleşmesinin feshedildiği ispat edilemediğinden, halen yürürlükte olduğu kabul edilerek davalı kiracının kira bedelinden sorumlu olduğu dikkate alınıp davacının talepleri konusunda araştırma ve inceleme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken hatalı gerekçeyle usulüne aykırı şekilde dinlenen tanık beyanlarına itibar edilerek davanın reddi şeklinde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bu husus bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK" un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK"nın geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK" un 440.maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 21.11.2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.