21. Hukuk Dairesi 2014/7893 E. , 2015/7760 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, davalı Kurum tarafından yaratılan muarazanın men"i ile 20/04/1984 tarihinden, olmadığı takdirde prim ödeme tarihi olan 21/03/1985 tarihi itibari ile sigortalılığının tesciline ve buna göre borçlanma işleminin kabulüne, 6111 sayılı kanundan yararlandırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Davacı, 1479 sayılı yasa kapsamında 20.4.1984 tarihinden, bu tarih kabul edilmediği takdirde 21.3.1985 tarihinden itibaren sigortalılığının tespiti ve 6111 sayılı yasadan yararlanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece istemin reddine karar verilmiş ise de, varılan sonuç usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan, 1479 sayılı Yasa"ya 4956 sayılı Yasa ile eklenen Geçici 18. maddesinde “Bu Kanuna göre sigortalılık niteliği taşıdıkları halde 04.10.2000 tarihine kadar kayıt ve tescilini yaptırmamış olan sigortalıların sigortalılık hak ve mükellefiyetleri 04.10.2000 tarihinden itibaren başlayacağı ancak bu Kanuna göre zorunlu, sigortalı olarak tescil edilmiş olanların sigortalılıklarının, bu kanunun yürürlük tarihinden itibaren altı ay içinde kuruma yazılı olarak başvurmaları ve 20.4.1982-4.10.2000 tarihleri arasındaki vergi kayıtlarını belgelemek ve belgelenen bu sürelere ilişkin olarak prim borçlarının tamamını tebliğ tarihinden itibaren 1 yıl içinde ödemek kaydıyla bu sürelerin sigortalılık süresi olarak değerlendirileceği bildirilmiştir. Aynı şekilde 8.5.2008 tarihli 5754 sayılı Kanunun 68. maddesi ile değişik 5510 sayılı Kanunun Geçici 8. maddesinde, "Bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (4) numaralı alt bendi hariç diğer alt bentlerine göre sigortalılık niteliği taşıdıkları halde bu Kanunun yürürlük tarihine kadar kayıt ve tescillerini yaptırmayanların sigortalılık hak ve yükümlülüğünün bu Kanunun yürürlük tarihinden itibaren başlayacağı; ancak, bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) ve (3) numaralı alt bentlerine göre sigortalı sayılanlardan bu Kanunun yürürlük tarihinden itibaren sigortalılıkları başlatılanların, bu Kanunun yürürlük tarihi ile 4/10/2000 tarihi arasında geçen vergi mükellefiyet süreleri bulunmak kaydıyla, sigortalının bu Kanunun yürürlük tarihinden itibaren 6 ay içinde talepte bulunmak ve kendisine tebliğ edilen borçlanma tutarının tamamını tebliğ tarihinden itibaren 6 ay içinde ödemesi halinde, bu sürelerin sigortalılık süresi olarak değerlendirileceği bildirilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının 1479 sayılı Yasa’ya tabi Bağ-Kur sigortalılığının bulunmadığı, 1.4.1984 tarihinden itibaren mobilyacılık mesleğinden dolayı vergi kaydının bulunduğu, 28.12.1984 tarihinden itibaren sicil kaydının bulunduğu ve 31.12.1984 tarihinden itibaren oda kaydının bulunduğu anlaşılmaktadır.
Ancak davacı tarafından sunulan 21.3.1985 tarihli- 3986773 numaralı makbuz mahkemece Kurum ile irtibatlandırılamadığı için başvuru sayılmamıştır. Oysa ki bu makbuz üzerinde belirtilen sigorta sicil numarası Kurum"da kayıtlı olup, Kurum ödemeyi kabul edip sadece kaydın olmadığını belrtmiştir. Bu durumda davacı tarafından sunulan makbuzun lehine değerlendirilerek makbuz tarihi itibariyle başvuru kabul edilmesi gerekirdi.
Davacının vergi, oda ve sicil kayıtları göz önünde bulundurularak zorunlu sigortalılık koşullarına sahip olduğu bu dönemde 21.3.1985 tarihli makbuzun o tarih için başvuru kabul edilerek davacının bu yönden talebini kabul edip, 6111 sayılı yasadan yararlanmak istediğine dair talebinin bulunup bulunmadığı Kurum"dan sorularak gelen yazı cevabı değerlendirip karar verilmesi gerekirken mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin davanın reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 09.04.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.