(Kapatılan)22. Hukuk Dairesi 2020/1455 E. , 2020/7717 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : 8. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : TESPİT
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkili sendika tarafından Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığından 4857 sayılı Kanunun 2. maddesine göre asıl işveren ile alt işveren arasındaki ilişkinin muvazaalı olduğunun tespiti için 24/11/2014 tarih ve 2132 sayılı yazı ile başvuruda bulunulduğunu, ... İş Teftiş Kurulu Başkanlığı, ... Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreterliğine bağlı ... Devlet Hastanesinde ihale ile iş alan alt işveren şirkette müfettişler aracılığı ile yaptığı incelemede, bu ilişkinin muvazaalı (kanuna aykırı) olmadığı yönünde rapor hazırlandığını, davalı Bakanlığın gönderdiği inceleme raporunun hatalı ve kanuna aykırı olduğunu, şirketin hizmet alım ihalesi ile sağlık ve yardımcı sağlık hizmetlerinde işçi çalıştırdığını, çalışılan bu işyerinin sağlık hizmeti veren işyeri olduğunu, ... Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğü ... Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğünün 25/06/2015 tarih ve 1430 sayılı asıl işveren Sağlık Bakanlığı ... Devlet Hastanesi (... Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreterliği) tarafından ihale edilen ve alt işveren ... İnş. Dan. Tem. Tur. Gıda ve Güv. Sis. Taah. San. ve Tic. Ltd. Şti. - Seyitoğlu İnş. Nak. Tem. Akar. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti. ortak girişimi tarafından yürütülen veri hazırlama, bilgi işlem, tıbbi sekreterlik hizmetleri işinin, asıl işveren alt işveren arasındaki ilişkinin muvazaalı olmadığına ilişkin ... İş Müfettişi tarafından düzenlenen inceleme raporuna karşı itirazlarının kabulü ile inceleme raporunun iptaline ve alt işveren asıl işveren arasındaki ilişkinin muvazaalı olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti:
Mahkemece asıl işveren alt işveren ilişkisinin muvazaalı olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İstinaf başvurusu :
İlk derece mahkemesinin kararına karşı davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti :
Bölge Adliye Mahkemesince ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak “...açılacak bir eda davasında iş yerindeki bütün alt işverenlik ilişkilerinin muvazaalı işleme dayandığı, alt işveren işçilerinin başlangıçtan itibaren asıl işveren işçisi sayılmak suretiyle karar verilmesi talep edilebileceğinden muvazaa bulunmadığına ilişkin olumsuz tespite itiraz ve mücerret tespit istemiyle açılan davanın dinlenmesinin ve hüküm altına alınması mümkün olmadığı, dolayısıyla davacı sendika açısından hukuki yarar bulunmadığı...” gerekçesiyle hukuki yarar yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Temyiz:
Bölge Adliye Mahkemesinin kararına karşı davacı vekili temyiz kanun yoluna başvurmuştur.
Gerekçe:
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu"nun 106 ncı maddesinde tespit davası yoluyla mahkemeden, bir hakkın veya hukuki ilişkinin varlığının ya da yokluğunun yahut bir belgenin sahte olup olmadığının belirlenmesinin talep edilebileceği, tespit davası açanın, kanunlarda belirtilen istisnai durumlar dışında, bu davayı açmakta hukuken korunmaya değer güncel bir yararı bulunması gerektiği ve maddi vakıaların, tek başına tespit davasının konusunu oluşturamayacağı hususları düzenlenmiştir.
Tespit davasında, sadece tespit hükmü verilebilir. Tespit davasında verilen karar ile hukuki ilişkinin varlığı veya yokluğu kesin olarak tespit edilir.
Bir tespit davasının kabule şayan olabilmesi için, kanunla belirtilen istisnalar dışında bu davanın konusunu oluşturan hukuki ilişkinin var olup olmadığının mahkemece hemen tespit edilmesinde davacının güncel bir hukuki yararının bulunması gerekir.
Davacının hukuki ilişkinin derhal tespitinde hukuki yararının varlığı için öncelikle davacının bir hakkı veya hukuki durumu güncel halihazır ve ciddi bir tehditle karşı karşıya olması gerekir. Bu tehdit çoğunlukla davalının davranışları ile ortaya çıkar. Bu tehdidin davacı için bir tehlike oluşturabilmesi, bu tehdit sebebiyle, davacının hukuki durumunun tereddüt içinde olmasına ve bu hususun davacıya zarar verebilecek nitelikte bulunmasına bağlıdır.
6356 sayılı Kanun"un 26 ncı maddesinde de sendikaların, çalışma hayatından, mevzuattan, örf ve adetten doğan uyuşmazlıklarda işçi ve işverenleri temsilen dava açmak ve bu nedenle açılmış davada davayı takip yetkisine sahip olduğu ifade edilmiştir. Anılan durumda sendikaların kollektif nitelikli bir temsili söz konusudur (..., ...: Sendikalar Hukuku, İstanbul 1995, s.225).
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu"nun “Topluluk Davası” başlıklı 113 üncü maddesine göre de “Dernekler ve diğer tüzel kişiler, statüleri çerçevesinde, üyelerinin veya mensuplarının yahut temsil ettikleri kesimin menfaatlerini korumak için, kendi adlarına, ilgililerin haklarının tespiti veya hukuka aykırı durumun giderilmesi yahut ilgililerin gelecekteki haklarının ihlal edilmesinin önüne geçilmesi için dava açabilir.”
Bu açıklamalara göre, inceleme konusu davada işçilerin muvazaalı çalıştırılıp çalıştırılmadığının tespitine göre işyerlerinde çoğunluğun sağlanıp sağlanmadığı, yetki tespiti, işkolu tespitleri ve toplu iş sözleşmesi imzalanması ile üye işçilerin alacak davası açma aşamalarında sendikanın bir kısım hak ve yetkileri bulunmaktadır. Bu durumlar gözetildiğinde davacı sendikanın iş müfettişi raporuna karşı itiraz hakkı yok ise de HMK’nın 106 ncı ve 113 üncü maddeleri çerçevesinde bu tür bir dava açmakta güncel hukuki yararının mevcut olduğunun kabulü gerekir.
Bu itibarla Bölge Adliye Mahkemesince davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmesi isabetsiz olup, ilk derece mahkemesi kararının esasa dair istinaf denetiminin yapılması gerekmektedir.
Anılan hususlar gözetilmeksizin yanılgılı değerlendirme ile Bölge Adliye Mahkemesince yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç:
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının yukarıda yazılı sebeplerle BOZULMASINA, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 24/06/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.