1. Hukuk Dairesi 2016/4668 E. , 2017/4405 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında birleştirilerek görülen tapu iptali, tescil, tenkis davası sonunda, yerel mahkemece davanın kısmen kabul kısmen reddine ilişkin olarak verilen karar davalılardan Muhlis ve Yakup tarafından yasal süre içerisinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 19.09.2017 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz edenler vekili Avukat ... ile temyiz edilenler vekili Avukat ... geldiler, davetiye tebliğine rağmen temyiz edilen davacı ... gelmedi, yokluğunda duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşün
Dava ve birleştirilerek görülen dava, muris muvazaası hukuksal nedeninden kaynaklanmaktadır.
Davacılar, mirasbırakanın 5 oğlu, iki torunu ve gelini aleyhine asıl ve birleşen davaları açarak, babaları ... ... davaya konu taşınmazlarını mirastan mal kaçırmak amacıyla altı oğluna temlik ettiğini ileri sürmüşler; aşamada, davalılardan bazıları hakkındaki davalarından feragat ettiklerini bildirmişlerdir.
Bir kısım davalılar, temliklerde muvazaa bulunmadığını belirtip davanın reddini savunmuşlar; diğerleri ise davaya cevap vermemişlerdir.
Mahkemece, taşınmazların temliklerinin muvazaalı olduğu, ancak tapu iptali-tescile hükmedilemeyeceği gerekçesiyle kısmen tazminata karar verilmiş; haklarındaki davadan feragat edilen davalılar yönünden ise dava reddedilmiş; hüküm, davalılardan Muhlis ve ... tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyaya ibraz edilen veraset ilamından, muris ... ... 26.12.2009 tarihinde ölünce, geride mirasçıları olarak eşi, 6 oğlu ve 8 kızının kaldığı; murisin 6 oğlundan biri olan ... da muristen sonra öldüğü ve iki çocuğunun kaldığı görülmektedir.
Hemen belirtilmelidir ki, gerek mahkemece yapılan değerlendirmeden gerekse tarafların karşılıklı beyanlarından; davadaki uyuşmazlığın muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali-tescil isteğinden kaynaklandığının, ancak yargılama sırasında isteğin tazminata dönüştürüldüğünün mahkemece kabul edildiği ve bu hususun taraflarca da benimsendiği sonucuna varılmaktadır.
Bilindiği üzere, uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir. Bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün, diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bunun için de, Ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, miras bırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı hususlarının araştırılmasında ve taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.
Dosya içeriği ve toplanan deliller yukarıdaki ilkeler çerçevesinde değerlendirildiğinde, mirasbırakan ... ... davaya konu taşınmazlarını mirastan mal kaçırmak amacıyla altı oğluna temlik ettiği anlaşıldığından, muvazaa iddiası sabit görülerek tazminata karar verilmesinde kural olarak bir isabetsizlik yoktur.
Diğer taraftan, haklarındaki davadan feragat edilen davalılar yönünden davanın reddedilmesi de doğrudur.
Ne var ki, hükmü temyiz eden davalılar Muhlis ve Yakup"a mirasbırakan tarafından hangi taşınmazların temlik edildiğinin açıklığa kavuşturulması ve bu temlikler bakımından davacıların payları oranında ayrı ayrı tazminata hükmedilmesi; bunun yanında, hükmedilen tazminat miktarları üzerinden adı geçen davalılara ayrı ayrı harç, yargılama masrafı ve vekalet ücreti yükletilmesi gerekirken, tazminat, harç, yargılama masrafı ve vekalet ücretinin tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesi isabetsizdir.
Öte yandan, kamu düzeniyle ilgili olup mahkemece kendiliğinden gözetilmesi zorunlu bulunan; "Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir." şeklindeki 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu"nun(HMK) 297/2. maddesi dikkate alınarak, hükmü temyiz etmeyen davalılar yönünden hangisi hakkında ne kadar tazminata hükmedildiğinin ayrı ayrı belirtilmesi ve belirtilen miktarlar üzerinden herbirine ayrı ayrı harç, yargılama masrafı ve vekalet ücreti yükletilmesi gerektiğinin göz ardı edilmesi de doğru değildir.
Davalıların temyiz itirazı açıklanan nedenlerden ötürü yerindedir. Kabulü ile, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK"un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 02.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince gelen temyiz eden vekili için 1.480.00.-TL duruşma vekâlet ücretinin temyiz edilenlerden alınmasına, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 19.09.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.