Abaküs Yazılım
11. Ceza Dairesi
Esas No: 2018/4448
Karar No: 2021/1041

Resmi belgede sahtecilik - Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2018/4448 Esas 2021/1041 Karar Sayılı İlamı

11. Ceza Dairesi         2018/4448 E.  ,  2021/1041 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
    SUÇ : Resmi belgede sahtecilik
    HÜKÜM : Mahkumiyet

    Suça konu belgelerin 14.02.2009 tarihinde kullanıldığı ve ayrıca hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği 03.05.2011 tarihinden itibaren, deneme süresi içinde işlenen ikinci suçun suç tarihi olan 27.10.2013 tarihine kadar dava zamanaşımının da durduğu gözetilerek yapılan incelemede;
    1-Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 18.11.2014 tarihli 2013/830 Esas ve 2014/502 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere; CMK"nin 231/11. maddesine göre hükmün açıklanmasına dair kararda, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası"nın 141/3, CMK"nin 34 ve 230. maddeleri uyarınca gerekçe bölümünde iddia ve savunmada ileri sürülen görüşlerin belirtilmesi, mevcut delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterilmesi, bu delillere göre ulaşılan sonuçların, iddia, savunma ve dosyadaki diğer belgelere ilişkin değerlendirmeler ile sanığın eyleminin ve yüklenen suçun unsurlarının nelerden ibaret olduğunun, hangi gerekçeyle hangi delillere üstünlük tanındığının açık olarak gerekçeye yansıtılması, delillerle sonuç arasında bağ kurulması gerektiğinden; somut olayda sanığın sabit kabul edilen fiilinin ne olduğu belirtilip buna dayanak olan deliller gösterilip tartışılmadan gerekçesiz hüküm kurulması,
    2-Sanık ...’in motorlu taşıt sürücü adayları sınavına kendisi yerine girmesi için temyiz dışı diğer sanık ...’e sahte nüfus cüzdanı ve sınav giriş belgesi temin ettiği ve sınav günü sanık ...’in yerine girmeye çalışan sanık ...’in de sınava girmek için yerini aldığı sırada yapılan kontrolde yakalandığı ve böylece sanığın resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği iddia edilen kamu davasında; dosyada mevcut 14.02.2009 tarihli tutanak içeriğinden olayın sınav esnasında mı yoksa cevap kağıdının doldurulup salon başkanına tesliminden sonra mı ortaya çıktığının tam olarak anlaşılamaması karşısında; öncelikle salon görevlisi ile tutanak tanıkları dinlenerek bu durumun açığa kavuşturulması ve olayın ...’in "Motorlu Taşıt Sürücü Adayları Sınavı Salon Aday Yoklama Listesini" imzalayıp "Motorlu Taşıt Sürücü Adayları Sınavı Sınav Cevap Kağıdını" doldurmaya başladıktan sonra ancak salon görevlisine teslim etmesinden önce durumun anlaşılması halinde, teslim edilen sınav cevap kağıdı belgesinin baştan itibaren görevlilerce içeriği itibarıyla sahte olduğunun bilinmesi nedeniyle hukuki sonuç doğurmaya elverişli olmayacak; sanık ...’in gerçek kimlik ve sınava giriş belgesinde hiçbir tahrifat yapmadan "Salon Aday Yoklama Listesini" ... olarak imzalaması eylemi TCK"nin 206. maddesindeki resmi belgenin düzenlenmesi sırasında memura yalan beyan suçunu oluşturacak; cevap kağıdının doldurularak görevli salon başkanı ve sınav gözetmenine teslim edilip bu kişiler tarafından imzalanmasından sonra tespit edilmesi halinde ise, eylem TCK"nin 204/1. maddesindeki resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturacak aksi halde suç oluşturmayacaktır.
    Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde, 19.02.2009 tarihli Jandarma Kriminal Raporunda, sınav giriş belgesinin renkli fotokopi, nüfus cüzdanı ön yüzünde soğuk mühür izinin bulunmadığı, orijinal fotoğrafın laminesiyle birlikte kesilip çıkarılarak yerine mevcut fotoğrafın yapıştırılarak ikinci lamine kaplama yapıldığı ve aldatma niteliğine sahip olmadıklarının, inceleme konusu cevap kağıdı üzerinde ise tahrifat yapıldığını gösteren bulguya rastlanmadığının tespit edildiği, 15.03.2011 tarihli mahkeme gözleminde, nüfus cüzdanı üzerinde soğuk mühür izinin bulunmadığı, fotoğrafın sonradan yapıştırıldığının belli olduğu, sınav giriş belgesinin ise renkli fotokopi olduğu ve aldatma niteliğine sahip olmadığının değerlendirildiği, 14.02.2009 tarihli kolluk tutanağında ise, sınav sırasında ibraz edilen nüfus cüzdanının tetkik edildiğinde fotoğraf değişikliği yapıldığının tespit edildiği, aslı dosya içerisinde bulunan belgeler üzerinde heyetimizce yapılan gözlemde, suça konu nüfus cüzdanındaki fotoğraf üzerinde soğuk mühür izinin bulunmadığı, sınav giriş belgesinin ise renkli fotokopi olduğu bu haliyle belgelerin aldatma niteliğini haiz olmadığı, cevap kağıdı üzerinde ise kurşun kalem ile atılmış adayın imzası ile aday sınava girmedi şeklinde kutucuğun işaretlendiği, salon başkanı ya da gözcünün adı-soyadı ve imzasının bulunmadığı ve ayrıca salon aday yoklama kağıdının imzalanmasının dava konusu yapılmadığının anlaşılması karşısında, sanığın üzerine atılı resmi belgede sahtecilik suçunun yasal unsurlarının oluşmadığından beraatine karar verilmesi gerekirken eksik inceleme sonucu mahkumiyet hükmü kurulması,
    3-Kabule göre;
    a)Hükmün açıklanması geri bırakılan sanığın, denetim süresi içerisinde kasıtlı suç işlemesi nedeniyle yeniden yapılan yargılamada hakkındaki hüküm açıklanırken 5271 sayılı CMK"nin 231/11. maddesi uyarınca erteleme kararı verilemeyeceğinin gözetilmemesi yasaya aykırı,
    b)5237 sayılı TCK"nin 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarih ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
    Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK"nin 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, 03.02.2021 tarihinde (1) nolu bozma düşüncesi yönünden Üye ..."ın karşı oyu ve oy çokluğu ile diğer yönlerden ise oy birliği ile karar verildi.



    KARŞI OY GEREKÇESİ

    Dairemizin 03.02.2021 tarih, 2018/4448 Esas, 2021/1041 Karar sayılı (1) nolu bozma düşüncesine aşağıdaki sebeplerden katılmıyorum.
    Tartışmanın konusunu, denetim süresi içinde kasıtlı suç işleyen sanık hakkında, açıklanması geri bırakılan hükmü açıklayan mahkemenin, CMK"nin 34 ve 230. maddeleri gereğince yeniden gerekçeli hüküm kurmasının gerekli olup olmadığı oluşturmaktadır.
    Öncelikle belirtmek gerekir ki, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin düzenleme, Ceza Muhakemesi sistemi ile bağdaşmamakta ve uygulamada sayılamayacak kadar sorun ve tartışma yaratmaktadır. Ancak sorunu mevcut yasal düzenlemeye göre çözüme ulaştırmak gerekmektedir.
    CMK"nin 231. maddesinin 11. fıkrasının birinci cümlesinde, sanığın, “Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde, mahkeme hükmü açıklar.” denmiştir.
    Bu açık hüküm gereğince, mahkeme, denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işleyen sanık hakkındaki açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanmasına karar vermekle yetinecektir. Yani hükmü açıklayan mahkeme açıklama koşullarının oluştuğuna dair gerekçeleri göstermekle yükümlüdür.
    Aynı fıkranın ikinci cümlesinde ise, mahkemenin, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine ya da koşullarının varlığı halinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkûmiyet hükmü kurabileceği öngörülmüştür. Yeniden hüküm kurulması ancak bu durumda mümkündür.
    Sanığın kasıtlı bir suç işlemesi nedeniyle hüküm açıklandığında; açıklama kararının gerekçesi, sadece açıklama koşullarının gerçekleştiğine, bu nedenle açıklanması geri bırakılan hükmün açıklandığına ve hükme karşı başvurulacak yasa yoluna ve şekline ilişkin olmalıdır. Mahkûmiyet kararının gerekçesi ise açıklanan hükümdeki gerekçedir. Bu durumda bir hüküm bir de bunun açıklanmasına ilişkin karar bulunmaktadır. Açıklama kararı bir anlamda açıklanması geri bırakılan hükmün tefhimi niteliğindedir. Açıklama kararının tefhimi veya tebliği üzerine yasa yoluna başvurma süresi işlemeye başlayacaktır. Hüküm kesinleştiğinde, açıklanan hükmün altına, hükmün açıklandığı kararla ilgili bilgiler ve kesinleşme şerhi yazılacak, bu şekilde açıklanan hüküm infaza verilecektir.
    Sayın çoğunluk görüşüne göre, hüküm açıklanırken yeni baştan hüküm kurulması ve hükümlerde bulunması gereken gerekçenin gösterilmesi gerektiği öngörülmektedir. Bu durumda, daha önce açıklanması geri bırakılan ve kasıtlı suç işlenmesi nedeniyle açıklanan hükmün ortadan kalktığı kabul edilmektedir.
    Oysa daha önce açıklanması geri bırakılan hükmün ortadan kalktığı kabul edilemez, çünkü bir hüküm ancak açık bir yasa hükmü veya yasa yoluna başvurulması sonucu bozulması ya da kesinleştikten sonra yargılamanın yenilenmesi üzerine CMK"nin 323. maddesi uyarınca iptali ile ortadan kalkar. Hükmün açıklanması halinde, bu durumlardan hiçbiri bulunmadığına göre, aynı konuda yeni bir hüküm kurulması ile açıklanan hüküm ortadan kalkmış olamaz. Yeniden hüküm kurulması gerektiği kabul edildiği takdirde, aynı konuda iki hüküm bulunacaktır. Bunu kabul etmek mümkün değildir.
    Belirttiğim sebeplerle; açıklanan hükmün esasının incelenmesi gerekirken, yeniden hüküm kurulması ve bu hükmün CMK"nin 34 ve 230. maddelerinde öngörülen gerekçeyi içermesi gerektiğine, açıklanan hükme atıf yapılmasının yeterli olmadığına ilişkin CMK"nin 231. maddesinin 11. fıkrasına açıkça aykırı olan (1) nolu bozma görüşüne katılmıyorum. 03.02.2021



    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi