22. Hukuk Dairesi 2016/14475 E. , 2018/21485 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :... Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, süresi içinde temyizen incelenmesi taraf vekilleriince istenilmesi ve davalı vekilince duruşma talep edilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 09/10/2018 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalı adına vekili ... ... ile karşı taraf adına vekili ... ... geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, müvekkili işçinin ... sözleşmesinin haklı sebep olmadan feshedildiğini, işçilik alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, prim, ...’de geçen çalışmaları sebebiyle ödenmesi gereken aylık ücret farkları, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak, yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, taraflar vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının tüm, davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Somut uyuşmazlıkta, dava dilekçesinde, davacının aylık ücretinin 20.071,69 TL olduğu, bu tutarın 8.071,69 TL’sinin banka hesabına yatırıldığı, kalan 12.000,00 TL’sinin ise elden ödendiği ileri sürülmüştür. Ayrıca, davacının yurt dışındaki çalışmaları için, yurt içindeki çalışmalarda ödenen aylık ücret miktarının ABD doları olarak (yurt içindeki aylık ücretinin yaklaşık 1,8 kat fazlası) ödeneceğinin kararlaştırılmasına rağmen, aradaki farkın hiç ödenmediği iddia edilmiştir.
Dosyaya sunulan ücret bordrolarında, davacının son aylık ücret miktarının net 8.000,00 TL tutarında tahakkuk ettirildiği, 79,79 TL asgari geçim indirimi ilave edilerek toplam net 8.079,79 TL’nin banka aracılığıyla ödendiği anlaşılmaktadır. Ayrıca dava dilekçesi ekinde sunulan muavin raporlarında, bankaya yatan tutar haricindeki aylık ücret ödemelerinin gösterildiği, söz konusu ilave tutarın ise en son aylık 12.000,00 TL olduğu görülmektedir. Bu belgeler birlikte değerlendirildiğinde ve ayrıca asgari geçim indiriminin aylık ücretten sayılamayacağı hususu dikkate alındığında, davacının son aylık ücreti net 20.000,00 TL’dir.
Davacı her ne kadar, yurt dışındaki çalışmaları için, yurt içindeki çalışmalarda ödenen aylık ücret miktarının ABD doları olarak (yurt içindeki aylık ücretinin yaklaşık 1,8 kat fazlası) ödeneceğinin kararlaştırıldığını, ancak söz konusu farkın hiç ödenmediğini ileri sürmekte ise de, davacıya yurt dışında daha yüksek bir tutarda aylık ücret ödeneceğinin kararlaştırıldığına ilişkin dosya kapsamında itibarı kabil bir delil yoktur.
Açıklanan sebeplerle, Mahkemece, davacının son aylık ücret miktarının net 20.000,00 TL olduğunun kabul edilmesi gerekirken, dosyaya sunulan emsal ücret bildirimine ilişkin cevabi yazı esas alınarak sonuca gidilmesi hatalıdır. Bu halde, ihbar tazminatı ve yıllık izin ücreti alacakları, son aylık ücret miktarının net 20.000,00 TL olduğu esas alınarak yeniden hesaplanmalıdır. Kıdem tazminatı açısından ise, tavan tutar üzerinden hesaplama yapıldığından anılan hatanın hüküm sonuca etki etmediği görülmekle, şimdiki gibi tavan tutar üzerinden hesaplanmış kıdem tazminatı hüküm altına alınmalıdır. ...’de geçen çalışmaları sebebiyle ödenmesi gereken aylık ücret farklarına yönelik talep ise, yukarıda açıklandığı üzere, davacıya yurt dışında daha yüksek bir tutarda aylık ücret ödeneceğinin kararlaştırıldığına ilişkin dosya kapsamında itibari kabil bir delil olmaması karşısında, reddedilmelidir.
3-Dava dilekçesinde, işyerinde davacı gibi çalışan üst düzey yöneticilere, ... bitirme primi olarak, kardan yüzde üç oranında prim ödemesi uygulamasının olduğu, davacının ... Barajı, .. projeleri ile Hamzalı ... inşaatı işlerinden kaynaklı, yüzde üç oranındaki prim alacaklarının ödenmediği ileri sürülmüştür. Yargılama safahatında ise, ...... projeleri ile Hamzalı ... inşaatı işleriyle ilgili prim alacağı talepleri yönünden, davanın atiye bırakıldığı beyan edilmiştir.
Mahkemece, davacıya, ... Barajı inşaatı işi bakımından, karın yüzde üçü oranında prim ödenmesi gerektiği kabul edilerek, bilirkişi kurulu raporunda gösterilen hesaba itibar edildiği açıklanmış, dava dilekçesindeki talep miktarıyla bağlı kalınarak, prim alacağı hüküm altına alınmıştır. Diğer inşaat işleriyle ilgili prim alacağı talepleri bakımından ise, davacı vekilinin beyanı gereği, karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Dinlenen davacı tanıkları, proje karı üzerinden yüzde üç oranında prim ödenmesi uygulaması olduğunu beyan etmiştir. Davalı tanıkları ise, işyerinde prim uygulaması olmadığını söylemiştir.
Davacı vekili, işyerinde prim ödeme uygulaması olduğuna ilişkin iddia kapsamında, daha önce “... Sulama” işiyle ilgili olarak da prim ödendiğini ileri sürerek, dosyaya 05/09/2011 tarihli T. ... Bankası’nca düzenlenmiş iki adet dekont sunmuştur. Bu dekontlar üzerinde, ödeme açıklaması yoktur. Ne var ki, 15/09/2015 tarihli ek bilirkişi kurulu raporunda, bu ödemeye ilişkin olarak “Heyetimizce 25.03.2015 tarihinde davalının işyerinde şirket defter ve kayıtları üzerinde yapılan incelemede, davacıya prim ile ilgili olarak şirket başkanının hesabından çekilip davacının banka hesabına yatırılan prim ödemesi olduğu tespit edilmiş olup...” şeklinde mütalaaya yer verildiği görülmektedir. Söz konusu mütalaada, şirket defter ve kayıtları üzerinde yapılan incelemeden, bahsi geçen ödemenin prim ödemesi olduğunun tespit edildiği açıklanmış ise de, dosya içeriğinde, tespite dayanak gösterilen şirket defter ve kaydı olmadığından, bir denetleme yapılamamaktadır. Bu halde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 281/2. maddesi gereğince, bilirkişilerden, şirketin hangi defter ve kaydından hareketle bu mütalaanın verildiği hususunun açıklanması istenilmeli ve bir denetleme yapılmalıdır. Ayrıca, 05/09/2011 tarihli T. ... Bankası’nca düzenlenmiş iki adet dekonta konu banka işlemleri hakkında, ilgili bankadan ödemenin neye ilişkin olduğu hususunda banka kayıtlarında bir bilginin bulunup bulunmadığı sorulmalıdır. Belirtilen yönlerden yapılacak araştırma ve inceleme neticeleriyle birlikte dosya kapsamı yeniden değerlendirmeye tabi tutularak, prim talebine ilişkin uyuşmazlık çözülmelidir.
Yukarıda yazılı sebeplerden kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, davalı yararına takdir edilen 1.630,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 09/10/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.