14. Hukuk Dairesi 2015/17848 E. , 2016/4832 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 16.08.2010 gününde verilen dilekçe ile ortaklığın giderilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 30.06.2015 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ... tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_ K A R A R _
Dava, ortaklığın giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, Dairemizin 24.06.2016 günlü ve 2014/5082 Esas, 2014/8448 Karar sayılı ilamı ile "...dosya kapsamında bulunan .... Sulh Hukuk Mahkemesinin kesinleşmiş 2012/555 E.-737 K. sayılı ilamına göre davalı ..."ın muris ..."ın mirasını reddettiği anlaşılmaktadır. Bu durumda mirası red eden mirasçı yönünden mirasın, kendisi sağ değilmiş gibi hak sahiplerine geçeceği nazara alınarak kanuni mirasçılarının tespiti ile onların da davaya dahil edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken bu hususun gözardı edilerek yazılı şekilde taraf teşkili sağlanmadan karar verilmesi de doğru görülmemiş " gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak davanın kabulüne, ortaklığın satış suretiyle giderilmesine karar verilmiştir.
Hükmü, davalı ... temyiz etmiştir.
Paydaşlığın (ortaklığın) giderilmesi davaları, paylı mülkiyet veya elbirliği mülkiyetine konu taşınır veya taşınmaz mallarda paydaşlar (ortaklar) arasında mevcut birlikte mülkiyet ilişkisini sona erdirip ferdi mülkiyete geçmeyi sağlayan, iki taraflı, tarafları için benzer sonuçlar doğuran davalardır.
Paydaşlığın giderilmesi davasını paydaşlardan biri veya birkaçı diğer paydaşlara karşı açar. HMK"nın 27. maddesi uyarınca davada bütün paydaşların yer alması zorunludur. Paydaşlardan veya ortaklardan birinin ölümü halinde alınacak mirasçılık belgesine göre mirasçılarının davaya katılmaları sağlandıktan sonra işin esasının incelenmesi gerekir.
Diğer taraftan paydaşlığın (ortaklığın) satış yoluyla giderilmesi halinde dava konusu taşınmaz üzerinde bina, ağaç v.s. gibi bütünleyici parçalar (muhdesat) varsa bunların arzla birlikte satılması gerekir. Ancak muhdesatın bir kısım paydaşlara (ortaklara) ait olduğu konusunda tapuda şerh varsa veya bu hususta bütün paydaşlar ittifak ediyorlarsa ve muhdesat arzın değerinde bir artış meydana getiriyorsa bu artışın belirlenmesi için dava tarihi itibariyle arzın ve muhdesatın değerleri ayrı ayrı tespit edilir. Belirlenen bu değerler toplanarak taşınmazın tüm değeri bulunur. Bulunan bu değerin ne kadarının arza ne kadarının muhdesata isabet ettiği yüzdelik (%...) oran kurulmak suretiyle belirlenir. Satış sonunda elde edilecek bedelin bölüştürülmesi de bu oranlar esas alınarak yapılır. Muhdesata isabet eden kısım muhdesat sahibi paydaşa, geri kalan bedel ise payları oranında paydaşlara (ortaklara) dağıtılır.
Bütünleyici parçanın (muhdesat) arzın paydaşlarına (ortaklarına) değil de üçüncü şahsa ait olduğunun anlaşılması halinde bu kimseyi muhdesat sahibi olarak davaya dahil etmek ve ona satış bedelinden pay vermek mümkün değildir.
Somut olayda; dava konusu 362 parsel sayılı taşınmazın paydaşlarından ............."ın mirasçılarından ..."ın yanında ..."ın da ............. Sulh Hukuk Mahkemesinin kesinleşmiş 2012/841 Esas, 949 Karar sayılı ilamına göre mirası reddettiği anlaşılmaktadır. Paydaşlığın (ortaklığın) giderilmesi davalarının niteliği itibariyle ve taraf teşkili kamu düzenine ilişkin olduğundan taraf teşkilini mahkemenin re"sen sağlaması gerekir. Bu durumda mirası reddeden mirasçı yönünden mirasın, kendisi sağ değilmiş gibi hak sahiplerine geçeceği nazara alınarak kanuni mirasçılarının tespiti ile onların da davaya dahil edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken bu husus gözardı edilerek yazılı şekilde taraf teşkili sağlanmadan karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı ..."ın temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 21.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.