3. Hukuk Dairesi 2017/1444 E. , 2017/402 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki temerrüt nedeniyle tahliye ve alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
1) Uyuşmazlık, temerrüt nedeni ile tahliye ve alacak istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm hem davacı vekili hem de davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinde; Tapuda adına kayıtlı olan sayılı kargir olan bahçeli ahır samanlığı davalıya sözlü anlaşmalı olarak aylık 250.- TL"den kiraya verdiğini, noterde sözleşme yaptığı sırada 10 yıllık sözleşme olarak toplam 1.000.- TL olarak yazdırdığını, kendisinin de sözleşmeyi okumadan imzaladığını, daha sonra sözleşmeyi iptal ettiklerini, sözleşmeyi iptal ettikten sonra davalının kendisine taşınmazdan çıkacağını bildirdiğini, davalının ilk girdiği zaman kendisine sadece 1.500.- TL kira bedelini adresine posta ile gönderdiğini, bundan başka herhangi bir kira bedeli ödemediğini, 46 ayda aylık 250.- TL "den kira bedelini ödemediğinden davalının taşınmazından tahliyesine, toplam 11.500.- TL kira bedeli alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davacı ile davalının 17/08/2010 tarihinde 10 yıllık süre ile peşin toplam kira bedeli 1.000 TL kira sözleşmesini noter aracılığıyla yaptıkları, tarafların 20/04/2011 tarihinde bu sözleşmeyi karşılıklı fesh ettikleri, yeni bir sözleşme yapmadıkları, tanık beyanlarında yıllık kira bedelinin 1.000.-TL olduğu, davacının aylık 250.- TL "den toplam 11.500.- TL kira alacağı üzerinden dava açtığı, bugüne kadar 1.500.- TL kira parası aldığı, yukarıda kira başlangıç tarihi ile davanın açıldığı tarihe kadar yıllık tefe/tüfe artışları
dikkate alınarak yapılan asıl kira alacağının 5.584.- TL olduğu, bu tutardan 1.500.- TL davalının ödediği tutarın düşülmesi sonucu 4.084.- TL asıl alacak ve yıllık gecikme faizi üzerinden yapılan hesaplama sonucu 408,06.-TL geçmiş faizi ile birlikte davacının davalıdan toplam 4.492,06.- TL alacaklığı olduğu, yine davacının toplam belirlenen bu miktarı ödemeyerek ve yapılan feshe rağmen mecuru kullanmaya devam etmekle temerrüde düştüğü anlaşılmakla davacının davasının tahliye yönünden kabulüne, alacak yönünden ise kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiştir.
01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK."nun Sulh Hukuk Mahkemelerinin görevini düzenleyen 4. maddesinin 1 / a bendi gereğince kiralanan taşınmazların İcra ve İflas Kanunu"na göre ilamsız icra yolu ile tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dahil tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davalar Sulh Hukuk Mahkemesinin görevine girmektedir. Mülga 1086 Sayılı HMUK"dan farklı olarak bu düzenlemede miktar ayırımı yapılmaksızın tahliye, alacak, tazminat, kiracılık sıfatının tespiti gibi tüm kira ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıkların çözüm yeri Sulh Hukuk Mahkemesi olarak gösterilmiştir.
Olayımıza gelince; Taraflar arasındaki 17.08.2010 başlangıç tarihli 10 yıllık kira sözleşmesinin 20.04.2011 tarihinde taraflarca karşılıklı olarak feshedildiği mahkemenin de kabulünde olup, davalının dava konusu kiralananda fuzuli şagil durumunda olan ... aleyhine, davacı kiralayan tarafından kira alacağı olduğundan söz edilerek kira alacağının tahsili ve kiralananın tahliyesini istemesi mümkün değildir. Alacak istemi ecr-i misil alacağı olup, 6100 sayılı HMK’ nun 2.maddesine göre davaya bakma görevi Asliye Hukuk Mahkemesinindir. Görev kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın her aşamasında resen gözetilmelidir. Mahkemece açıklanan gerekçeyle görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yargılamaya devam edilerek uyuşmazlığın esası hakkında bir karar verilmiş olması doğru değildir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
2)Bozma nedenine göre davalının sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı ...ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine, HUMK"nun 440/III-1 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 23/01/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.