
Esas No: 2016/795
Karar No: 2016/403
Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2016/795 Esas 2016/403 Karar Sayılı İlamı
"İçtihat Metni"
Yargıtay Dairesi : 14. Ceza Dairesi
Mahkemesi :Ağır Ceza
Cinsel taciz suçundan sanık ..."in 5237 sayılı TCK"nun 105/1, 62 ve 51. maddeleri uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, ertelemeye ve 1 yıl denetim süresi belirlenmesine ilişkin, Kütahya 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 09.06.2011 gün ve 263-142 sayılı hükmün sanık müdafii ve Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay 14. Ceza Dairesince 09.04.2013 gün ve 15583-4183 sayı ile;
"Mağdurenin aşamalarda samimi görülen istikrarlı beyanları ve bu beyanı doğrulayan tanık...."nun ifadeleri ve sanığın ısrarla mağdureyi bürosuna çağırması ve eylemlerin işlendiğine yönelik kabul ile tüm dosya içeriğinden sanığın mahkûmiyetine yeterli delil bulunduğundan tebliğnamedeki eksik inceleme nedeniyle bozmaya ilişkin görüşe iştirak edilmemiştir" açıklamasıyla onanmasına karar verilmiştir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 09.02.2016 gün ve 4306 sayı ile;
"Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 05.12.2012 tarih ve 322110 sayılı tebliğnamesinde belirtildiği üzere; "Sanığın tüm aşamalarda üzerine atılı suçu inkarı, kendisine iftira atıldığını iddia etmesi, olayın görgü tanığının bulunmaması ve olaydan uzunca bir süre sonra şikâyet yapılması karşısında, sanığın kendisine iftira atılmasına neden olaylarla ilgili gösterdiği tanıklar dinlenip, buna göre iddia ve savunma değerlendirilip sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayini gerektiği halde yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi,
Kabule göre ise;
Sanığın üzerine atılı suçun sübuta erdiğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve yeterli delil elde edilmemesine rağmen yazılı şekilde hüküm kurulması" nedeniyle Özel Daire onama kararının kaldırılarak yerel mahkeme hükmünün bozulması gerektiği" düşüncesiyle itiraz kanun yoluna başvurmuştur.
5271 sayılı CMK"nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 14. Ceza Dairesince 07.04.2016 gün ve 2373-3454 sayı ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
CEZA GENEL KURULU KARARI
Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanık hakkında cinsel taciz suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün eksik araştırmaya dayalı olarak verilip verilmediği ve buna bağlı olarak sanığın üzerine atılı suçun sabit olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
İncelenen dosya kapsamından;
Olay tarihi itibarıyla sanığın Eskişehir Vergi Mahkemesi hâkimi, katılanın ise Eskişehir Barosuna kayıtlı serbest avukat olarak görev yaptıkları,
Katılan ..."in, 17.03.2010 tarihinde Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığına dilekçe vererek, sanık hakkında kendisine cinsel tacizde bulunduğu iddiasıyla şikâyetçi olduğu,
Katılanın müracaatı üzerine Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından beyanının alınmasına müteakip dosyanın, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanununun 93. maddesi gereğince Kütahya Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği,
Kütahya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma sonucu sanık hakkında 12.08.2010 tarihinde verilen kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair kararın, katılan vekili tarafından yapılan itiraz üzerine Tavşanlı Ağır Ceza Mahkemesinin 21.09.2010 tarihli kararıyla sanık hakkında kamu davası açılmak üzere kaldırılması nedeniyle, Kütahya Cumhuriyet Başsavcılığınca sanığın TCK"nun 105/1. maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle Kütahya 1. Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı,
Soruşturma ve kovuşturma evrelerinde yapılan araştırmalarda; suç tarihi itibarıyla katılanın bürosunun bulunduğu iş hanında aktif kamera sistemi olmadığının anlaşıldığı,
Suç tarihi olan 06.02.2010 gününe ait HTS kayıtlarının incelenmesinde; sanığın saat 12.43’te katılanı arayarak 61 saniye; katılanın saat 16.17"de sanığı arayarak 30 saniye; sanığın saat 17.16"da katılanı tekrar arayarak 30 saniye görüşme yaptıklarının tespit edildiği,
Katılan ..."in; olay günü meslektaşı ve arkadaşı olan tanık....ile alışveriş yaparken telefonunun çaldığını, telefonu açtığında Eskişehir Vergi Mahkemesi hâkimi olan sanığın kendisini ziyaret etmek istediğini söylediğini, müsait olmadığını belirtmesine karşın sanığın ısrarı üzerine alış-veriş bittiğinde kendisine haber edeceğini söylediğini, alış-veriş bitip büroya geçtikten sonra sanığı arayarak müsait olduğunu ve beklediğini haber verdiğini, büroya gelen sanıkla sohbet etmeye başladıklarını ancak sanığın bir türlü ziyaret sebebine ilişkin bir konuşma yapmadığını, daha sonra sanığın, masasının yanında bulunan rafın üzerindeki ailesine ait fotoğraflara bakarak, kendisine hangi okuldan mezun olduğunu sorup duvarda asılı olan diplomaya yöneldiğini, kendisinin Anadolu Üniversitesi mezunu olduğunu söylemesi üzerine sanığın diplomaya baktıktan sonra oturduğu masanın üzerine doğru eğildiğini, bunun üzerine "ne oluyor" deyip sanığı iterek masadan kalktığını, sonrasında sanığın "çok çekici bir bayansınız, size karşı koyamıyorum" diyerek yere çömeldiğini, sanığa yaptığının ayıp olduğunu, kendisinin evli olduğunu söyleyerek yerden kalkmasını istediğini, sanığın ise yeni çocuğu olduğunu ancak eşiyle mutlu olmadığını ve anlaşamadığını söylediğini, daha sonra kendisi odadan çıkarken sanığın peşinden gelerek "sen de yeni boşanmışsın, dul bir bayansın, maddi manevi ihtiyaçların vardır, ben karşılarım" demesi üzerine sanıktan büroyu terk etmesini istediğini, bunun üzerine sanığın bürodan gittiğini, masada otururken sanığın ellerini masaya koymak suretiyle kendisine doğru eğildiğini, ancak cinsel amaçlı vücuduna dokunma ya da öpme gibi bir hareketinin olmadığını, bürosunun binanın dördüncü katında olduğunu, herhangi bir şekilde sanığı kapıya çıkarak uğurlamasının söz konusu olmadığını, sanığın bürodan ayrılmasından sonra arkadaşı olan tanık Pınar"ın yanına gidip yaşadığı olayları ağlayarak anlattığını, hâkim olan sanığın yaşattığı bu durumun çok yakışıksız bir olay olması sebebiyle bunu sadece tanık....ile paylaştığını, önce ne yapacağını şaşırdığını ve nasıl davranacağını da bilemediğini, bu nedenle olaydan bir buçuk ay sonra şikâyetçi olabildiğini, yaşananlardan sonra sanığın, kendisi hakkında dedikodu çıkardığını ve sanıktan şikâyetçi olduğunu söylediği,
Tanık...."nun; olay günü katılan ile alış-veriş merkezinde dolaşırken katılanın telefonunun çaldığını, telefonda konuşurken karşısındaki kişiye "Vehbi Bey" diye hitap eden katılanın sıkılgan bir tavırla sürekli işinin olduğunu söyleyerek bahaneler sıralamaya çalıştığını, konuşma bittikten sonra arayanın kim olduğunu sorduğunda katılanın arayan kişinin Eskişehir Vergi Mahkemesi Hâkimi ... olduğunu ve kendisini ziyaret etmek istediğini söylediğini, bu talepten dolayı katılanın sıkıntılanmış ve şaşırmış göründüğünü, bir müddet sonra katılandan ayrılıp bürosuna geçtiğini, daha sonra akşam saatlerinde bürosuna ziyarete gelen katılanın kendisine, bürosuna sanığın geldiğini, kendisine çok güzel ve çekici bir bayan olduğunu, bir takım ihtiyaçlarının olabileceğini, o ihtiyaçları karşılamakta yardımcı olabileceğini söyleyip saldırmaya kalktığını, sanığı itekleyip büroyu terk etmemesi halinde polise haber vereceğini söyleyince çıkıp gittiğini çok donuk bir halde ve boş boş bakarak anlattığını, ağlar vaziyette olmadığını, katılanın sanıkla önceden bir arkadaşlıklarının bulunmadığını, vergi mahkemesindeki işleri nedeniyle katılanın sanığı tanıdığını, sanığın daha önce de katılanın ofisine gelip gitmediğini katılandan öğrendiğini, katılana sanığın telefon numarasını nerden bildiğini sorduğunda, sanığa daha önce kartını verdiğini söylediğini beyan ettiği,
Sanık ..."in 08.04.2010 tarihinde savcılıkta; katılan ile Sulh Ceza mahkemesinde çalışan katip .... isimli şahıs vasıtası ile tanıştığını, yanına birkaç kez gelip gittiklerini ve yemeğe de davet ettiklerini, ancak kendisinin uygun olmayacağını belirterek bu teklifi reddettiğini, görev yaparken tanıştığı Avukat ...."i ziyarete gidecek olması nedeniyle katılanı da ziyaret etmeye karar verdiğini, bu nedenle katılanı telefon ile aradığını, katılanın alış-verişte olduğunu ve büroya geçince arayacağını söyleyip sonrasında kendisini arayarak büroya geçtiğini haber verdiğini, 10-15 dakika oturup sohbet ettiklerini, o sırada masasının yanındaki duvarda bulunan resim ve diplomanın dikkatini çektiğini, bakmak için ayağa kalktığında katılanın fotoğrafın annesine ait olduğunu söylediğini, daha sonra katılan ile vedalaşarak iş yerinden ayrıldığını, katılanın kendisini kapıya kadar uğurladığını, olaydan savcılık vasıtası ile haberdar olduğunu, katılanın neden böyle bir ithamda bulunduğunu bilemediğini, kendisine iftira attığını savunduğu,
Cumhuriyet savcılığına sunduğu 18.05.2010 tarihli dilekçesinde; katılanın ....."nın eşi olan .... ile birliktelik yaşadığını, ...."nın sonrasında ....."dan boşanıp ikamet ettikleri evi katılanın üzerine yaptığını, katılanın ....."ya tehdit ve hakaret içerikli mesajlar çekmesi nedeniyle soruşturma başlatıldığını belirtip, ....."nın tanık olarak dinlenmesini talep ettiği,
Cumhuriyet savcılığına sunduğu 26.07.2010 tarihli dilekçesinde ise; kendisi ile aynı mahkemede çalışan .... isimli hâkimin soruşturma geçirdiğini, kendisinin de bu nedenle müfettişlere ifade verdiğini, sonrasında Hakim ...."in verilen ifadeleri ele geçirip "benim aleyhimde ifade verenler günlerini görecekler" dediğini duyduğunu, bu hâkimin de katılan ile çok samimi olduğunu adliyenin yazı işleri müdürü olan.... ve zabıt katibi olan...."un kendisine anlattıklarını, yine görev yaptığı mahkemenin zaman zaman bilirkişi olarak atadığı yeminli mali müşavir ...."in, Hâkim ...."in kendisinden katılanın birlikte yaşadığı ...."nın benzolden yağ üretimi işiyle ilgili rapor talep ettiğini, ancak bu talebi reddettiğini kendisine anlattığını, olayların buraya dayandığını belirtip, dilekçesinde adı geçen kişilerin tanık olarak dinlenmesini talep ederek, üzerine atılı suçu işlemediğini beyan ettiği,
Cumhuriyet savcılığınca sanık hakkında verilen kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair kararda, sanığın ....."nın tanık olarak dinlenmesi talebinin soruşturma konusu ile ilgili bulunmaması sebebiyle yerinde görülmediğinin belirtildiği,
Sanığın duruşmada, soruşturma evresindeki sözlü ve yazılı savunmaları kapsamında benzer beyan vererek, hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanmasını istemediği, sanık müdafiinin ise 24.12.2010 tarihli dilekçesi ile daha önce adı geçen kişilerin tanık olarak dinlenmesi talebini yinelediği, bu talebin ise mahkeme tarafından dinlenmesi istenen tanıkların dosyaya yenilik katmayacağı gerekçesi ile reddedildiği,
Anlaşılmaktadır.
5237 sayılı Türk Ceza Kanununun suç tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan "cinsel taciz" başlıklı 105. maddesinde,
"(1) Bir kimseyi cinsel amaçlı olarak taciz eden kişi hakkında, mağdurun şikâyeti üzerine, üç aydan iki yıla kadar hapis cezasına veya adlî para cezasına hükmolunur.
(2) Bu fiiller; hiyerarşi, hizmet veya eğitim ve öğretim ilişkisinden ya da aile içi ilişkiden kaynaklanan nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle ya da aynı işyerinde çalışmanın sağladığı kolaylıktan yararlanılarak işlendiği takdirde, yukarıdaki fıkraya göre verilecek ceza yarı oranında artırılır. Bu fiil nedeniyle mağdur; işi bırakmak, okuldan veya ailesinden ayrılmak zorunda kalmış ise, verilecek ceza bir yıldan az olamaz" şeklinde düzenlenmiştir.
Madde gerekçesinde, "cinsel yönden, ahlâk temizliğine aykırı olarak mağdurun rahatsız edilmesi" şeklinde tanımlanmış olan cinsel taciz eyleminin ne tür davranışlarla gerçekleştirilebileceği hususunda kanunda bir açıklık bulunmamakla birlikte öğreti ve yargısal kararlarda, mağduru hedef almış, onun vücut dokunulmazlığı ihlal edilmeksizin cinselliğine yönelen, söz atma, mesaj veya mektup gönderme, el kol hareketleri yapma, öpücük atma, cinsel ilişki teklif etme, cinsel organını gösterme gibi davranışlarla cinsel taciz suçunun işlenebileceği kabul edilmektedir.
Cinsel taciz eylemlerinin suç olarak kabul edilebilmesi için bu eylemlerin hukuka aykırı olarak, başka bir ifadeyle mağdurun rızası hilafına gerçekleştirilmiş olması zorunludur. Rıza açıklama ehliyetine sahip bulunan bir kişinin, cinsel taciz eylemlerine TCK"nun 26. maddesi kapsamında göstereceği rıza ceza sorumluluğunu kaldıracaktır. Rızanın varlığı somut olayın özelliklerine göre belirlenecektir.
Uyuşmazlık konusu bu açıklamalar ışığında değerlendirildiğinde;
Katılanın aşamalardaki istikrarlı beyanları, olaydan 40 gün sonra şikâyetçi olmasının nedenini makul gerekçelerle açıklaması, katılanın beyanlarını destekleyen tanık...."nun anlatımları, olay günü sanığın katılanla yaptığı telefon görüşmelerine ilişkin HTS kayıtları ve sanığın tanık olarak dinlenmesini talep ettiği kişilerin dava konusu olayla ilgili doğrudan görgü ve bilgilerinin olmaması karşısında; araştırılması gereken bir eksiklik bulunmadığı gibi katılanın bürosundaki görüşmenin sanığın ısrarlı talebiyle gerçekleşmesi sebebiyle sanığın kendisine tuzak kurulduğu ve iftira atıldığı yönündeki savunmalarının da suçtan kurtulmaya yönelik olduğu anlaşıldığından, sanığın yüklenen suçu işlediği hiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde sûbuta ermiştir.
Bu itibarla, sanık hakkında cinsel taciz suçundan kurulan mahkûmiyet hükmü ile bu hükmü onayan Özel Daire kararında bir isabetsizlik bulunmadığından, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan Ceza Genel Kurulu Başkanı; "Eskişehir Vergi Mahkemesi hâkimi olan sanığın, Eskişehir Barosuna kayıtlı avukat olarak görev yapan katılan ile bir katip aracılığı ile tanıştığı, bu tanışmadan sonra 06.02.2010 tarihinde sanığın katılanı telefon ile arayarak kendisini ziyaret etmek istediğini söylediği, bu sırada arkadaşı olan tanık....ile alış-veriş merkezinde bulunan katılanın bu teklifi kabul edip bürosuna geçtikten sonra sanığın katılana ait avukatlık bürosuna gittiği ve burada bir süre katılan ile vakit geçirdiği hususunda hiçbir şüphe yoktur.
Katılan, yaklaşık bir buçuk ay sonra Cumhuriyet savcılığına müracaat ederek sanığın bu görüşmede kendisini taciz ettiğinden bahisle şikâyetçi olmuş, soruşturma ve kovuşturma evrelerindeki benzer anlatımlarında iddiasını sürdürmüştür.
Sanık ise savunmalarında suçlamaları kabul etmemiş, görüşme sonrasında katılanın kendisini kapıya kadar uğurladığını, bu durumun kamera kayıtlarından tespit edilebileceğini savunmuş, ancak yapılan araştırmalar sonrasında suç tarihinde iş yerinin güvenlik kameralarının aktif olmadığı belirlenmiştir. Sanık yine savunmalarında, katılanın ....."nın resmi eşi olan .... ile birliktelik yaşadığını, ayrıca kendisi ile aynı mahkemede çalışan .... isimli hâkimin soruşturma geçirdiğini, kendisinin de bu nedenle müfettişlere ifade verdiğini, sonrasında Hâkim ...."in verilen ifadeleri ele geçirip "benim aleyhimde ifade verenler günlerini görecekler" dediğini duyduğunu, bu hâkimin de katılan ile çok samimi olduğunu adliyenin yazı işleri müdürü olan.... ve zabıt katibi olan...."un kendisine anlattıklarını, yine görev yaptığı mahkemenin zaman zaman bilirkişi olarak atadığı yeminli mali müşavir ...., Hâkim ...."in kendisinden katılanın birlikte yaşadığı ...."nın benzolden yağ üretimi işiyle ilgili rapor talep ettiğini ancak bu talebi reddettiğini kendisine anlattığını, olayların buraya dayandığını iddia ederek, .....,....,.... ve ...."in tanık olarak dinlenmesini talep etmiş ancak yerel mahkeme dinlenmesi istenen tanıkların dosyaya yenilik katmayacağı gerekçesi ile talepleri reddetmiş, yargılama sonucu katılanın sanığa iftira atmasını gerektiren bir neden bulunmadığı kabulüyle sanığın mahkûmiyetine karar vermiştir.
Ceza muhakemesinin amacı somut olayda maddi gerçeğe ulaşmaktır. Maddi gerçeğin kabulü ise olayın hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak şekilde delillerle ispat edilmesine bağlıdır. Olaya ilişkin ispat aracı olan delilleri toplamak, gerek soruşturma gerekse kovuşturma evrelerindeki en önemli faaliyetlerden biridir.
Ceza muhakemesini medeni muhakemeden ayıran en önemli farklılıklardan biri delil serbestisinin bulunmasıdır. Birçok sınıflandırmaya tabi tutabileceğimiz delil kavramı, işlenen suç tipi bakımından da farklı özellikler gösterebilmektedir. Başka bir deyişle her suç tipi bakımından toplanıp değerlendirilmesinde ayrı bir öneme sahip delil türleri mevcuttur. Yapısı itibarıyla kapılı kapılar ardında işlenen cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda ise en büyük zorluklardan biri somut olayda maddi gerçeğe götürecek yeterli delile ulaşmaktır. Bu sebeple cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlarda soruşturma etkin bir şekilde yürütülmeli, kovuşturma evresinde de taraflarca ileri sürülen usule uygun deliller maddi gerçeğe ulaşmada katkı sağlayacak olması kaydıyla mutlaka değerlendirilmelidir.
Somut olayımızda sanık aşamalarda istikrarlı bir şekilde suçlamayı kabul etmemiş, kendisine iftira atıldığı yönünde savunma yaparak bu yönde gösterdiği kişilerin tanık sıfatıyla dinlenmesini talep etmiştir. Ancak yerel mahkemece bu talepler dosyaya bir yenilik katmayacağından bahisle reddedilmiştir.
AİHS"in "Adil yargılanma hakkı" başlıklı 6. maddesinin 3/d maddesine göre herkes iddia tanıklarını sorguya çekmek veya çektirmek, savunma tanıklarının da iddia tanıklarıyla aynı koşullar altında davet edilmelerinin ve dinlenmelerinin sağlanmasını istemek hakkına sahiptir.
Yapılan yargılama sırasında tanık dinletme hakkı da dahil olmak üzere delillerin ibrazı ve değerlendirilmesi, adil yargılanma hakkının unsurlarından biri olarak kabul edilen silahların eşitliği ilkesi kapsamında kabul edilmektedir. Silahların eşitliği ilkesi davanın taraflarının usuli haklar bakımından aynı koşullara tabi tutulması ve taraflardan birinin diğerine göre daha zayıf bir duruma düşürülmeksizin iddia ve savunmalarını makul bir şekilde mahkeme önünde dile getirme fırsatına sahip olması anlamına gelir. (AYM; B.N: 2013/1134, 16.05.2013 ve B.N: 2014/9817, 26.02.2015)
Sanığın iddiasına göre tanık sıfatıyla dinlenmesi talep edilen ....., katılanın birliktelik yaşadığı kişinin resmi nikahlı eşidir. Özel hayata saygı hakkı bireye kişiliğini özgür olarak oluşturabileceği ve geliştirebileceği alanı sağlayacak kapsama sahip olup bu anlamda birey, cinsel ilişki de dahil olmak üzere diğer kişilerle her türlü ilişki kurma imkanına sahiptir. (AİHM, Brüggeman ve Scheuten/Almanya Kararı). Dosya kapsamından ise ....."nın sadece katılanın özel hayatına ilişkin bilgiye sahip olduğu anlaşıldığından bu yöndeki talebin reddine dair verilen karar isabetlidir. Bununla birlikte avukat olan katılanın, olaydan bir buçuk ay sonra şikâyetçi olup aşamalarda tanık anlatımları ile kısmi çelişki içinde bulunan ifadeleri nazara alınarak, sanığın savunmasını destekleyecek en önemli delil olan diğer kişilerin tanık sıfatıyla dinlenmesinde zorunluluk bulunmaktadır. Nitekim AİHM, Popov/Rusya davasında hükmün çelişkili deliller üzerine kurulu olduğunu da dikkate alarak yerel mahkemenin, savunma tanıklarının ifadelerinin önemine dikkat etmeden dinlemeyi reddetmesini savunma hakkının kısıtlanmasına yol açtığını belirtmiştir.
Katılanın olaydan yaklaşık bir buçuk ay sonra şikâyetçi olması, sanığın aşamalarda istikrarlı şekilde suçu işlemediği yönünde savunma yapıp bir disiplin soruşturmasında aleyhine ifade verdiği Hâkim .... ile katılanın samimi olması nedeniyle kendisine iftira atıldığını iddia etmesi ve görüşmeden sonra katılanın kendisini kapıya kadar uğurladığını aşamalarda ısrarla savunmasına rağmen suç yerinde aktif kamera kaydının bulunmaması karşısında, öncelikle sanığın .... isimli hâkim hakkında yürütülen idari soruşturmada aleyhe ifade verip vermediğinin tespit edilerek sanığın, katılan ve Hâkim .... arasında samimiyet bulunduğuna dair bilgileri olduğunu belirttiği yazı işleri müdürü...., zabıt katibi.... ve yeminli mali müşavir ...."in tanık olarak dinlenmesi gerektiği halde, eksik inceleme ile sanığın mahkûmiyetine karar verilmesinin isabetli olmaması, eksik araştırma olmadığının kabulü halinde dosyada mevcut deliller itibarıyla sanığın beraatine karar verilmesinin gerekmesi sebebiyle sayın çoğunluğun düşüncesine katılmak mümkün olmamıştır." görüşüyle,
Diğer Beş Genel Kurul Üyesi de; benzer düşüncelerle karşıoy kullanmışlardır.
SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının REDDİNE,
2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 01.11.2016 tarihinde yapılan müzakerede oyçokluğuyla karar verildi.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.