Ceza Genel Kurulu 2015/343 E. , 2016/404 K.
"İçtihat Metni"Yargıtay Dairesi : 12. Ceza Dairesi
Mahkemesi : KAYSERİ 1. Çocuk
Sanık ..."in taksirle birden fazla kişinin yaralanmasına neden olma suçundan beraatine ilişkin, Kayseri Çocuk Mahkemesince verilen 09.10.2009 gün ve 260-655 sayılı hükmün katılan ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 12. Ceza Dairesince 15.02.2012 gün ve 10833 - 2959 sayı ile;
"Işık kontrollü kavşakta meydana gelen kazada iki aracın sürücüsü de kendisine yeşil yandığını ve yeşil ışıkta geçtiklerini iddia etseler de; katılan sürücü ...’nın aracında bulunan yolcular ..., ....., ....ifadelerinde, kendilerinin yeşil ışıkta geçtiklerini, sanık ..."in kırmızı ışıkta geçip kendilerinin bulunduğu araca çarptığını söyleyerek, katılan ..."nın beyanını doğruladıkları anlaşıldığı halde, adı geçen tanıkların ifadelerine neden itibar edilmediği karar yerinde tartışılmadan yazılı şekilde sanığın beraatine karar verilmesi" isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.
Yerel mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda 09.07.2012 gün ve 380-698 sayı ile, sanığın ilk hükümdeki gibi beraatine karar verilmiştir.
Hükmün katılan ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 12. Ceza Dairesince 16.10.2014 gün ve 27983-20083 sayı ile;
"Olay tarihinde, suça sürüklenen çocuk ile hükmü temyiz etmeyen katılan ...’nın idarelerindeki araçlarla ışıklı dönel kavşağa girdikleri sırada çarpışmaları ve katılanın aracında bulunan dört kişinin basit tıbbi müdahale ile giderilebilir şekilde yaralanmaları ile sonuçlanan olayda; her ne kadar mahkemece ...’nın idaresindeki aracın içinde bulunan katılanların, Kemal’e yakınlıkları nedeniyle beyanlarına itibar edilmemiş ise de; beyanların kırmızı ışık ihlalinin belirlenmesi hususuna ilişkin olup, olay yerinde iki aracın çarpışmaları ve yaralanmaların meydana geldiği göz önüne alındığında, olay yerinin ışıksız kavşak gibi değerlendirilmek suretiyle suça sürüklenen çocuğun ve katılan ...’nın olaydaki kusurlarının tespiti gerektiği; dosya içerisindeki krokilere göre, kavşak kollarının aynı nitelikte olduğu, bu durumda katılan ...’nın idaresindeki aracın sağ tarafından kavşağa giren suça sürüklenen çocuk ...’in geçiş önceliği bulunduğu, katılanın geçiş önceliğini suça sürüklenen çocuğa vererek kavşağa girmesi gerektiği, bu nedenle katılanın asli kusurlu, kavşaklara girerken hızını azaltmaması nedeniyle suça sürüklenen çocuğun tali kusurlu olduğunun kabulü gerektiği gözetilip, suça sürüklenen çocuğun hukuki durumunun buna göre takdir ve tayini yerine yazılı gerekçeyle beraat hükmü kurulması" isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiş,
Kayseri 1. Çocuk Mahkemesi ise 31.12.2014 gün ve 805-1219 sayı ile;
"Davada çözümü gereken problem, Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 16.10.2014 tarihli bozma ilamında belirtildiği üzere ışıklı dönel kavşakta kırmızı ışığın hangi taraf için yandığını tespitten ibarettir. Kazanın meydana geldiği kavşağın ışıklı dönel kavşak olduğu sabit iken, kavşağın ışıksız kavşak olarak kabul edilip kazaya karışanlara buna göre kural ihlali izafe etmek mümkün değildir, keza suça sürüklenen çocuğun kullanmış olduğu aracın gidiş istikametine göre kavşaktaki ışığın yeşil yanıyor olması halinde suça sürüklenen çocuğun kazanın oluşumunda kusursuz olacağı sabit iken, hangi yön için yeşil ışık yandığını söylemek mümkün değil ise bir an için kavşağın ışıksız olduğunu düşünüp suça sürüklenen çocuğa tali kusur izafe etmek -tabiri caiz ise- şüpheden dolayı mahkûmiyet kararı vermek anlamına gelmekte olup bunun izahı mümkün olmadığından, kabulü de mümkün görülmemiştir.
Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 16.10.2014 tarih ve 27983-20083 sayılı bozma ilamında bilirkişilik yaparak kavşağın ışıksız olduğunu kabul edip katılanın kullandığı aracın sağında suça sürüklenen çocuğun aracının mevcut olup geçiş önceliğinin suça sürüklenen çocuğa ait olduğunu ancak suça sürüklenen çocuğun kavşağa girerken hızını azaltmayarak kazanın oluşumunda tali kusurlu olduğunu tespit edip bu kabule göre karar vermek mümkün görülmemiştir, keza suça sürüklenen çocuk için ışıklı dönel kavşakta yeşil ışık yanıyor ise suça sürüklenen çocuğun bir kural ihlali mevcut olmayacağından, sanki kırmızı ışıkta geçiyormuş gibi kural ihlali izafe ederek mahkûmiyetine karar vermek kabul edilebilir görülmemiştir.
"Şüpheden sanık yararlanır" ilkesinin aksine Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 16.10.2014 tarih ve 27983-20083 sayılı bozma ilamına göre suça sürüklenen çocuğun kusurlu olabileceği şüphesi ile cezalandırılmasına karar vermek mümkün değildir" şeklindeki gerekçeyle direnerek, sanığın beraatına karar vermiştir.
Bu hükmün de katılan ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 04.04.2015 gün ve 109928 sayılı "onama" istekli tebliğnamesiyle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
CEZA GENEL KURULU KARARI
Özel Daire ile yerel mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; birden fazla kişinin yaralanması ile sonuçlanan trafik kazasında sanığın kusurunun bulunup bulunmadığının belirlenmesine ilişkin ise de, Yargıtay İç Yönetmeliğinin 27. maddesi uyarınca öncelikle, dava zamanaşımının gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespit edilmesi gerekmektedir.
TCK"nun 66. maddesinde; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça kamu davasının maddede yazılı sürelerin geçmesiyle ortadan kalkacağı düzenlenmiş, aynı maddenin birinci fıkrasının (e) bendinde beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adli para cezasını gerektiren suçlarda bu sürenin sekiz yıl olacağı hüküm altına alınmış, ikinci fıkrasında ise; "fiili işlediği sırada oniki yaşını doldurmuş olup da onbeş yaşını doldurmamış olanlar hakkında, bu sürelerin yarısının; onbeş yaşını doldurmuş olup da onsekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında ise, üçte ikisinin geçmesiyle kamu davası düşer" hükmüne yer verilmiştir.
Aynı kanunun 67. maddesinin 3 ve 4. fıkraları uyarınca kesen bir nedenin varlığı halinde zamanaşımı süresi, kesilme gününden itibaren yeniden işlemeye başlayacak ve ilgili suça ilişkin olarak kanunda belirlenen sürenin en fazla yarısına kadar uzayacaktır.
Ceza Genel Kurulunun 26.06.2012 gün ve 978–250 sayılı kararı başta olmak üzere birçok kararında açıkça vurgulandığı üzere, yargılama yapılmasına engel olup davayı düşüren hallerden biri olan zamanaşımının yargılama sırasında gerçekleşmesi halinde yerel mahkeme ya da Yargıtay, resen zamanaşımı kuralını uygulayarak kamu davasının düşmesine karar verecektir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Sanığa atılı taksirle birden fazla kişinin yaralanmasına neden olma suçunun yaptırımı 5237 sayılı TCK"nun 89/4. maddesi uyarınca altı aydan üç yıla kadar hapis cezası olup, aynı kanunun 66/1-e. maddesi gereğince belirtilen suçun asli dava zamanaşımı sekiz yıl, 67/4. maddesi göz önüne alındığında ise kesintili dava zamanaşımı on iki yıldır. Sanığın suç tarihi itibarıyla onbeş yaşını bitirmiş, ancak onsekiz yaşını tamamlamamış olduğu göz önüne alındığında, TCK"nun 66/2. maddesi uyarınca söz konusu suçta asli dava zamanaşımı beş yıl dört ay, kesintili dava zamanaşımı ise yedi yıl on iki aydır.
Suç tarihinde 16 yaşında olan sanığın, daha ağır cezayı gerektiren başka bir suçu oluşturma ihtimali bulunmayan ve 15.11.2008 tarihinde işlediği iddia olunan eylemle ilgili olarak, TCK"nun 66/1-e, 66/2 ve 67/4. maddelerinde öngörülen beş yıl dört aylık asli dava zamanaşımı süresinin sanığın kovuşturma aşamasında sorgusunun yapıldığı 13.05.2009 tarihinde kesilerek yeniden işlemeye başladığı ve yerel mahkemece direnme hükmünün verildiği 31.12.2014 tarihinden önce 13.09.2014 tarihinde dolduğu anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, yerel mahkeme direnme hükmünün, dava zamanaşımının gerçekleşmesine rağmen yargılamaya devam edilerek hüküm kurulması isabetsizliğinden bozulmasına, ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu konuda 1412 sayılı CMUK"nun, 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca karar tarihi itibarıyla uygulanması gereken 322. maddesine göre karar verilmesi mümkün bulunduğundan, sanık hakkındaki kamu davasının 5237 sayılı TCK"nun 66/1, 66/2, 67/4 ve 5271 sayılı CMK"nun 223/8. maddeleri uyarınca düşmesine karar verilmelidir.
SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
1- Kayseri 1. Çocuk Mahkemesinin 31.12.2014 gün ve 805-1219 sayılı direnme hükmünün, dava zamanaşımının gerçekleşmesine rağmen yargılamaya devam edilerek hüküm kurulması isabetsizliğinden BOZULMASINA,
Ancak yeniden yargılama gerektirmeyen bu konuda 1412 sayılı CMUK"nun, 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca karar tarihi itibarıyla uygulanması gereken 322. maddesine göre karar verilmesi mümkün olduğundan, sanık hakkındaki kamu davasının 5237 sayılı TCK"nun 66/1-e, 66/2, 67/4 ve 5271 sayılı CMK"nun 223/8. maddeleri uyarınca DÜŞMESİNE,
2- Dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.11.2016 tarihinde yapılan müzakerede oybirliğiyle karar verildi.