
Esas No: 2015/682
Karar No: 2016/408
Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2015/682 Esas 2016/408 Karar Sayılı İlamı
"İçtihat Metni"
Yargıtay Dairesi : 1. Ceza Dairesi
Mahkemesi :Ağır Ceza
Kasten öldürme suçundan sanık ..."ün 5237 sayılı TCK’nun 81/1, 29/1, 62/1, 53/1, 58 ve 63. maddeleri uyarınca 10 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve mahsuba ilişkin Aksaray Ağır Ceza Mahkemesince verilen 19.04.2013 gün ve 259-162 sayılı hükmün, sanık müdafii ve katılan ... vekili tarafından temyiz edilmesinden sonra sanığın temyiz isteğinden vazgeçmesi üzerine katılan vekilinin temyiz isteğine hasren dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 08.04.2015 gün ve 5346-2168 sayı ile;
“a- Maktulün, sanığın eşi.... ile ilişkisi olduğu, bu durumun ortaya çıkması üzerine sanık ve....’in boşanmalarının ardından...."in maktulle evlendiği, sanığın da ikinci bir evlilik yaptığı, olay günü maktulün sanığa hitaben "karını aldım, diğer karını da alacağım’ şeklinde beyanda bulunduğu, sanığın maktule yakın mesafeden 54 el ateş ettiği ve maktulün vücudundan 51 mermi çekirdeği çıkarıldığı, maktulün tekrarlanan haksız hareketleri nedeniyle tahrikin ulaştığı boyut dikkate alınarak, tahrik nedeniyle 12 yıldan 18 yıla kadar hapis cezası öngören TCK"nun 29. maddesinin uygulanması sırasında alt ve üst sınırlar arasında makul bir cezaya hükmedilmesi yerine, cezanın 12 yıl olarak belirlenmesi suretiyle eksik ceza tayini,
b- Kendisini vekille temsil ettiren katılan lehine vekalet ücretine hükmedilmesi yerine hazineye irat kaydedilmesine karar verilmesi" isabetsizliklerinden bozulmasına karar verilmiştir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 08.05.2015 gün ve 330661 sayı ile;
" Sanık ..."ün eski eşi.... ile henüz evli oldukları sırada eşi ile maktul ..."in gayrımeşru ilişkisinin bulunduğu ve eşinin maktul ile kendisini aldattığı, bunun üzerine sanığın, eşinden boşandığı ve başka bir evlilik yaptığı, boşandığı eşi...."in ise sonradan maktul ile evlendiği, tüm bu olaylar nedeniyle sanık ile maktul arasında husumet bulunduğu, maktulün bu husumet dolayısıyla sanığı sık sık rahatsız ederek tahrik ettiği, olay günü karşılaştıklarında maktul ..."in sanığa hitaben "adamın elinden avradı böyle alırlar, öbür karını da elinden alacağım" şeklinde ağır ve tahrik edici sözler sarf etmesi üzerine sanığın kapıldığı hiddet ve hissettiği şiddetli elemin de etkisi altında eylemini gerçekleştirdiği, sanığın maktulün sarfettiği sözler karşısında yaşadığı travma düşünüldüğünde çok ağır bir tahrikin varlığının kabulünün gerektiği, nitekim yerleşmiş yargısal içtihatların da bu yönde olduğu, sanığın sosyal ve kültürel yapısı, küçük bir ilçede yaşıyor olması, ilçede maktul ile sanığın eski eşi arasındaki ilişkinin konuşulması ve yeni evlendiği eşini de elinden alacağını tanıkların duyacağı şekilde alenen söylemesinin, sanığın gururunu ciddi şekilde incitecek bir durum oluşturması hususları gözetildiğinde, haksız tahrik nedeniyle cezanın en üst oranda indirilmesinin hak ve nasafete uygun olduğu değerlendirilmiş ve bu nedenle yerel mahkemece sanık hakkında TCK"nun 29. maddesi uygulanarak, sanığın 12 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Dolayısıyla maktulden kaynaklanan ve haksız tahrik oluşturduğu kabul edilen eylemin ulaştığı boyuta göre yerel mahkemece sanık hakkında 5237 sayılı TCK"nun 29. maddesinin uygulaması sırasında en üst oranda indirim yapılmasının adalet ve nasafet kurallarına uygun olduğu..." görüşüyle itiraz kanun yoluna müracaat ederek, Özel Daire bozma kararının kaldırılması ve yerel mahkeme hükmünün vekalet ücreti yönünden düzeltilerek onanması talebinde bulunmuştur.
CMK"nun 308/1. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 1. Ceza Dairesince, 17.06.2015 gün ve 3047-3930 sayı ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
CEZA GENEL KURULU KARARI
Sanık hakkında 6136 sayılı Kanuna aykırılık suçundan kurulan mahkûmiyet hükmü temyiz talebinin reddedilmesi suretiyle kesinleşmiş olup, itirazın kapsamına göre inceleme, sanığın kasten öldürme suçundan kurulan mahkûmiyet hükmüyle sınırlı olarak yapılmıştır.
Sanığın kasten öldürme suçundan cezalandırılmasına karar verilen ve suçun sübutu ile fiilin vasıflandırılmasına ilişkin bir uyuşmazlık ve bu kabulde de dosya içeriği itibarıyla herhangi bir isabetsizlik bulunmayan somut olayda, Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanık hakkında uygulanan haksız tahrik indirim oranında isabet bulunup bulunmadığının belirlenmesine ilişkindir.
İncelenen dosya kapsamından;
Sanık ..."ün Ankara ili .... ilçesinde ikamet ettiği, 2004 yılında katılan ... ile evlendiği, bu evliliğinden iki çocuğunun olduğu, yaklaşık altı yıl süren bu evliliğin ...."in şiddetli geçimsizlik nedeni ile Şereflikoçhisar 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı dava sonucu 06.04.2010 tarihli boşanma kararı ile sona erdiği, boşanma kararının kesinleşmesinden bir hafta sonra sanığın .... ile evlendiği, katılan ..."in ise boşanma tarihinden yaklaşık iki yıl sonra maktul ... ile resmi nikâh kıyarak evlendiği, katılan ... ile maktulün evlenmesinden yirmi yedi gün sonra sanığın .... ilçe merkezindeki kahvehanede maktul ile karşılaştığı, çıkan tartışmada sanığın hamili bulunduğu tabanca ile yakın mesafeden toplam 54 kez ateş etmek suretiyle maktulü öldürdüğü,
Olay yeri inceleme raporuna göre; olayın .... ilçesi Cumhuriyet Caddesi üzerinde bulunan Dostlar Kıraathanesi önünde meydana geldiği, maktulün cesedinin kahvehanenin önünde, sırtüstü yatar pozisyonda olduğu, masa üzerinde 3 adet boş şarjör bulunduğu, sanıktan atış yatağında ve şarjöründe birer adet dolu mermi bulunan Zigana marka 9 mm kalibreli tabancanın ele geçirildiği, olay yerinde sanığın silahından atıldığı belirlenen 54 adet boş kovan, 9 adet mermi çekirdeği ve 2 adet mermi çekirdeği gömlek parçasının tespit edildiği,
Otopsi raporunda; maktulün vücudunda 51 adet ateşli silah mermi çekirdeği giriş yarası bulunduğu, ölümün, beyin harabiyeti, iç organ ve büyük damar yaralanması sonucu gelişen iç ve dış kanama sonucu meydana geldiği, maktulün kanında 35 mg/dl alkol tespit edildiği bilgilerine yer verildiği,
Anlaşılmaktadır.
Katılan ...; oğlu olan maktulün, öldürülmeden iki ay kadar önce sanığın eski eşi.... ile evlendiğini, sanıkla maktul arasında husumet bulunmadığını, bulunuyor ise de kendisinin duymadığını,
Katılan ... mahkemede; sanığın eski eşi, maktulün ise sonraki eşi olduğunu, maktulle sanık arasında husumet bulunmadığını, sanığın yaptığı evliliği hazmedemediği için maktulü öldürdüğünü, sanıkla evli olduğu dönemde kesinlikle kendisini aldatmadığını, zaten şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşandıklarını, olayı görmediğini,
Tanık ... kollukta; olay günü sanıkla beraber caddede yürüdüğü sırada Dostlar Kıraathanesinde oturan maktulün sanığa kafa sallaması üzerine, sanığın dönüp maktule baktığını, maktulün sanığa, “senin öbür karını da alacağım” dediğini, sanığın üzerinde bulunan silahını çıkarıp maktule bir metre kadar yaklaştıktan sonra ateş etmeye başladığını, olayın namus meselesinden çıktığını, sanığın eski eşi...."in 2010 yılında bir hafta kadar ortadan kaybolduğunu,...."in bulunmasından sonra maktul ile kaçtığına dair ilçede dedikodu çıktığını, aynı yıl sanığın...."i boşadığını,...."in de maktul ile evlendiğini,
Mahkemede ise; maktul ile sanığın atıştığını gördüğünü, daha önce de sanıkla maktul arasında husumet olduğunu bildiği için aralarını yumuşatmak amacıyla yanlarına gittiği esnada tartışmanın hararetlendiğini, maktulün ayağa kalkıp sanığa hitaben “yürü git lan, a.ına koydurma, öteki avradını da aldırma bana, si.tir ol git” dediğini,
Tanık ... kollukta; maktul ile uzaktan akraba olduklarını, olay günü, okul çıkışı eve giderken maktulü kahvehanede otururken gördüğünü, yanına giderek "abi bir su ısmarla" dediğini, bu sırada sanığın bir metre kadar maktule yaklaştığını, sanık ile maktulün birbirleriyle sert sert bakıştıklarını, maktulün sanığa hitaben, “öbür avradını da alacağım” demesi üzerine, sanığın tabancasını çıkarıp namluya mermi verdikten sonra, sandalyede oturan maktulün başına doğru ateş etmeye başladığını, olayın iç yüzünü bilmediğini,
Mahkemede ise; ifade vermesi için kendisine baskı yapıldığı iddialarını reddederek, önceki ifadesinin doğru olduğunu, olay günü maktulün sanığa hitaben, “ne bakıyorsun, öbür karını da mı alayım” dediğini,
Tanık ...; tanık Deniz ve maktul ile kahvehanenin önünde oturdukları sırada, maktulün bir anda telaşlandığını, baktığında bir metre kadar yakınlarında sanığı gördüğünü, maktul ile sanığın karşılıklı birbirlerine bağırdıklarını, olayın şokundan her şeyi hatırlayamadığını, sanığın tabancasını çıkarıp maktule ateş etmeye başladığını, kendisinin korkudan yere yattığını, olayın sebebini bilmediğini,
Tanık ...; olayın gerçekleştiği kahvehanenin sahibi olduğunu, tanıklar Deniz ve Ramazan ile maktulün aynı masada oturduklarını, masalarına çay bırakıp içeriye girdiği sırada silah sesi duyduğunu, kaçarak iş yerinin üst katına gittiğini, olayın sebebini bilmediğini,
Tanık....; sanığın oğlu olduğunu, olayı görmediğini, gelini...."in 2010 yılında bir hafta kadar ortadan kaybolduğunu, oğlunun...."i bulup geri getirdiğini ve yaptığı araştırmalar sonucu maktul ile kaçtığını tespit edince...."den boşandığını,
Beyan etmişlerdir.
Sanık ... kollukta susma hakkını kullanmış, Cumhuriyet savcılığında; maktulü tanıdığını, boşandığı eşi.... ile maktulün henüz evlilikleri sürerken gayrimeşru ilişki yaşadıklarını, boşanmadan önce eşinin telefonunda maktulün telefon numarasını bulduğunu, ayrıca tarihini hatırlayamadığı bir gün evinin çevresinde maktulü dolaşırken gördüğünü, bu sebeple eşi...."le tartışarak boşandıklarını, ancak boşanma davasının sadakatsizlik gerekçesiyle değil şiddetli geçimsizlik nedeniyle açıldığını, o tarihte olanları mahkemeye yansıtmadıklarını, boşandıktan sonra maktulün...."le ilişkisinin devam ettiğini, kendisinin ise Ankara"ya yerleşip güvenlik görevlisi olarak çalışmaya başladığını, iki sene önce şimdiki eşiyle evlendiğini, yeni eşinden bir çocuğu olduğunu, hayatına bu şekilde devam ettiğini, ancak Ankara"da geçinemeyeceğini anlayınca tekrar ...."e taşındığını, taşındıktan sonra maktulün kendisine ve ailesine karşı sürekli kışkırtıcı, tahrik edici hareketlerde bulunduğunu, bir defasında üzerine motor sürdüğünü, kendisini her gördüğünde parmağını ve kafasını sallayarak tehdit içeren hareketler yaptığını, başına bela almamak için maktulle muhatap olmadığını, olay günü, uzaktan akrabası olan ... ile Cumhuriyet Caddesinde yürürken kahvehanede maktulü gördüğünü, maktulün ..."ye ait kahvenin önünde Deniz ve Ramazan isimli şahıslarla oturmakta olduğunu, kendisini görünce oturduğu yerden kendisine kafa sallamaya başladığını, ters ters baktığını, kendisinin herhangi bir söz söylemediğini, hiçbir hakaret ve olumsuz davranışının olmadığını, buna rağmen maktulün kendisine "adamın elinden avradı böyle alınır, öbür avradını da alacağım" diyerek hakaret ettiğini, maktulü uyardığını, bu sırada maktulün elini beline attığını, silahı olup olmadığını görmediğini, ancak böyle bir hareket yapınca refleks olarak ruhsatlı olan silahını çıkarıp maktule ateş etmeye başladığını,
Sorguda; önceki ifadesini tekrarladıktan sonra, kahvehanede rastladığı maktulün kendisine “ne bakıyorsun lan” deyip kafasını salladığını, “ben adamın elinden böyle avradını alırım, gerekirse öbür avradını da alırım” diyerek kendisine ana avrat küfür ettiğini, önceden süregelen tahrikler, en son olay günü oluşan tahrik ile maktulün elini beline attığını görmesi üzerine maktulü vurduğunu, şarjörleri de maktulün öldüğüne tam kanaat getiremediği için boşalttığını,
Mahkemede ise; boşandığı eşi...."in kendisiyle ile evliyken maktul ile aralarında ilişki olduğunu öğrendiğini, .... ilçesini terk ederek Ankara"ya gidip güvenlik görevlisi olarak çalıştığını, hayat şartları zor olduğu için tekrar .... ilçesine dönüp çiftçilik yapmaya karar verdiğini, ilçeye döndükten sonra maktulün kendisine sürekli tahrik edici hareketlerde bulunduğunu, üç veya dört kez, karşılaştıklarında kendisine kafa salladığını, bir kez de üzerine traktör sürdüğünü, bu olayları ailesine yansıtmadığını, herhangi bir yere şikâyette bulunmadığını, maktulle tartışmaya girmediğini, devamlı olarak ondan uzak durmaya çalıştığını, olay günü yolda yürürken maktulü kahvehanenin önünde Deniz ve Ramazan isimli şahıslarla otururken gördüğünü, maktulün oturduğu yerden kendisine kafa sallamaya başladığını, ters ters baktığını, kendisinin de maktule dönüp bakması üzerine, maktulün “ne bakıyorsun lan” dediğini ve kendisine ana avrat küfür edip, “ben adamın avradını elinden böyle alırım, öbür avradını da alacağım” diyerek hakaret ettiğini, devamında elini beline attığını, bunun üzerine üzerinde taşıdığı bulundurma ruhsatlı silahı çıkarıp 4 şarjör mermiyi 3-4 metre mesafeden maktulün üzerine boşalttığını, olayın ani geliştiğini, maktulün hakaretleri nedeniyle kendisini kaybettiğini, boşanmadan önce eşi...."i evde bulamayınca maktul ile kaçmış olabileceğini düşündüğünü, bu hususu kimsenin kendisine söylemediğini,
Savunmuştur.
5237 sayılı TCK’nun "Haksız Tahrik" başlıklı 29. maddesinde yer alan; “Haksız bir fiilin meydana getirdiği hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında suç işleyen kimseye, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine onsekiz yıldan yirmidört yıla ve müebbet hapis cezası yerine oniki yıldan onsekiz yıla kadar hapis cezası verilir. Diğer hâllerde verilecek cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadarı indirilir” şeklindeki düzenleme ile kişiye haksız fiilin etkisi altında işlediği suçtan ötürü verilecek cezadan belli bir oranda indirim yapılması öngörülmüştür.
Ceza sorumluluğunu azaltan bir neden olarak düzenlenen haksız tahrik; kişinin haksız bir fiilin kendisinde yarattığı hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında hareket ederek bir suç işlemesini ifade eder. Bu halde fail, haksız tahrikin doğurduğu öfke veya elemin etkisi altında, suç işleme yönünde önceden bir karar vermeksizin, dışarıdan gelen etkinin ruhsal yapısında yarattığı karışıklığın sonucu olarak suç işlemeye yönelmektedir.
Öğretide yer alan görüşlere göre de; kişinin haksız bir fiilin kendisinde meydana getirdiği hiddetin etkisi altında bir suç işlemesi halinde kusur yeteneğindeki azalmayı ifade eden haksız tahrik, bu yönüyle, kusurun irade unsuru üzerinde etkili olan olumsuz bir nedendir. Başka bir anlatımla, bu halde failin iradesi üzerinde bir zayıflama meydana gelmekte ve böylece, haksız bir fiilin meydana getirdiği hiddetin etkisi altındaki kişinin suç işlemekten kendisini alıkoyma yeteneği, önemli ölçüde zayıflamış bulunmaktadır.
Haksız tahrik hükümlerinin uygulanabilmesi için;
a) Tahriki oluşturan haksız bir fiil olmalı,
b) Fail öfke veya şiddetli elemin etkisi altında kalmalı,
c) Failin işlediği suç bu ruhsal durumun tepkisi olmalı,
d) Haksız tahrik teşkil eden fiil, mağdurdan sadır olmalıdır.
5237 sayılı Kanunda, 765 sayılı TCK"nda yer alan ağır tahrik-hafif tahrik ayırımına son verilmiş ve tahriki oluşturan fiilin, somut olayın özelliklerine göre hâkim tarafından değerlendirilmesi yapılıp, sanığın iradesine olan etkisi göz önüne alınarak maddede gösterilen iki sınır arasında belirlenen oranda indirim yapılması şeklinde bir düzenlemeye yer verilmiştir.
Tahrik nedeniyle yapılacak indirim oranı belirlenirken haksız hareketin işleniş şekli, niteliği, yeri, zamanı, yöresel şartlar ve tahrik eden ile edilenin durumları göz önüne alınıp değerlendirilmeli, eğer haksız hareket bu özellikleri itibariyle yoğun ve önemli boyutlara ulaşmışsa ancak bu takdirde haksız tahrikin ağır ve şiddetli olduğu kabul edilmelidir.
Bu açıklama ve bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Maktulün, sanığın eski eşi katılan ... ile evlilik birliğinin devam ettiği sırada...."le ilişki yaşamaya başladığı, bu durumun ortaya çıkması üzerine sanık ve katılan ...’in boşandıkları, katılan ..."in, boşanmalarını takip eden iki yıl boyunca ilişkisini sürdürdüğü maktülle evlendiği, olay günü ilçe merkezindeki kahvehanede, maktülün sanığa hitaben “karını aldım, diğer karını da alacağım’’ şeklinde sözler sarf etmesi üzerine, sanığın yakın mesafeden 54 el ateş ederek maktulü öldürdüğü olayda; sanık hakkında TCK"nun 29. maddesi uyarınca asgari orandan uzaklaşılmak suretiyle haksız tahrik indirimi yapılması doğru bir uygulama ise de, maktulden sanığa yönelen haksız hareketlerin ulaştığı boyuta göre, makul bir oranda indirim yapılması gerekirken, oluşa ve dosya içeriğine uygun düşmeyen nedenlerle en üst oranda indirim yapılması usul ve kanuna aykırıdır.
Bu itibarla; yerel mahkeme hükmünün bozulmasına ilişkin Özel Daire kararı isabetli olup, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan Genel Kurul Başkanı; "Maktulün, sanık ..."ün boşandığı eşi.... ile henüz evlilik birliği sürerken gayrimeşru ilişkisinin bulunduğu, maktulün bu ilişkiyi uzun süre devam ettirdiği, sanığın samimi bulunan ve aksinin kabulünü gerektirir delil bulunmayan savunmalarına göre; maktulün her gördüğü ortamda sanığa ters ters baktığı, parmağını ve kafasını tehditvari şekilde salladığı, kullanmış olduğu traktörü sanığın üzerine doğru sürdüğü, olay günü de ilçe merkezinde bulunan Dostlar Kıraathanesi önünden geçen sanıkla ters ters bakıştıktan sonra, sanığa hitaben "adamın elinden avradını böyle alırlar, öbür karını da elinden alacağım" şeklinde çok ağır ve tahrik edici sözler sarf etmesi üzerine sanığın kapıldığı hiddet ve hissettiği şiddetli elemin etkisiyle maktule defalarca ateş ederek öldürdüğü olayda; temadi eden haksız hareketlerin niteliği ve ulaştığı boyut birlikte değerlendirildiğinde, yerel mahkemece TCK"nun 29. madde uyarınca en üst oranda takdir edilen haksız tahrik indiriminin adil ve yerinde olduğu",
Çoğunluk görüşüne katılmayan üç Genel Kurul Üyesi de; "Sanık hakkında haksız tahrik hükmü uygulanırken en üst oranda indirim yapılmasının, oluşa ve dosya kapsamına uygun olduğu" düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır.
SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının REDDİNE,
2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.11.2016 tarihinde yapılan müzakerede oyçokluğuyla karar verildi.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.