1. Ceza Dairesi 2015/1629 E. , 2015/2667 K.
"İçtihat Metni"Tebliğname No : KYB - 2014/417757
Y A R G I T A Y İ L A M I
(KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİ)
Sanık , katılan yönelik 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/1, 86/3-e, 87/1-a ve 62. maddeleri uyarınca 5 yıl hapis cezası ve katılan Edip Tiftik’e yönelik 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu"nun 86/1, 86/3-e, 87/3 ve 62. maddeleri uyarınca 2 yıl 9 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 06/12/2011 tarihli ve 2008/68 esas, 2011/454 sayılı kararının Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 28/12/2012 tarihli ve 2012/2611 Esas, 2012/10151 Karar sayılı ilamı ile onanarak kesinleşmesini müteakip hükümlü müdafii tarafından yapılan yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine ilişkin aynı Mahkemenin 18/07/2014 tarihli ve 2008/68 Esas, 2011/454 sayılı Ek Kararına yönelik itirazı değerlendiren Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 22/08/2014 tarihli ve 2014/1190 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
1- Ankara l. Ağır Ceza Mahkemesinin 06/12/2011 tarihli ve 2008/68 Esas, 2011/454 sayılı Kararında kasten yaralama suçundan mahkumiyet hükmü kurulduğu, ancak katılan sol el bileğinde bulunan yaranın, mahkeme kararındaki kabulün aksine; karardan sonra infaz aşamasında sunulan Bilirkişi tarafından düzenlenen 01/07/2014 tarihli raporda, katılan hakkında düzenlenen raporlarda kaydedilen sol radius distal uç ve ulna stiloid proçes (colles kırığı) kırığının, düşme sonucu sık görülen kırıklardan olması, kişinin olay yerinde düştüğünün belirtilmesi, sol el bilek yumuşak dokuda sıyrık, morluk şişlik raddi yara gibi bulgudan olaydan hemen sonra düzenlenen Dışkapı Sosyal Sigortalar Kurumu Hastanesindeki Grafiler ve Epikriz raporlarında bahsedilmemesi dikkate alındığında, bahse konu kırığın, kişinin el bilek bölgesinde vurulduğu belirtilen demir çubuk ile meydana getirilmesinin mümkün görülmediği, düşme sonucu meydana gelmiş olduğunun belirtildiği, diğer taraftan olayda iki farklı mağdur olduğu halde, dosyada bulunan epikriz raporları ve grafılere göre mağdurlardan el bileğinde demir çubukla vurma sonucu oluşması mümkün yara bulunup, bu yara, olay sonrası düzenlenen epikriz ve diyagramlarda gösterilmesine rağmen, diğer mağdur ait diyagram ve raporlarda bu şekilde bir yaradan bahsedilmediği halde Mahkemece mağdurlardaki yaraların aynı değerlendirmeye tabi tutulduğu, keza katılanın eli üzerine düşmesi sonucu bileğini kıracağının sanık tarafından öngörülmesi de mümkün olmadığından kastın aşılması ve taksirli sorumluluğun da sözkonusu olabileceği; sanık müdafii tarafından anılan raporun ibraz olunması karşısında oluşan bu statünün, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu"nun 311/1-(e) maddesi anlamında “yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulup da bunlar yalnız başına veya önceden sunulan delillerle birlikte göz önüne alındıklarında sanığın beraatini veya daha hafif bir cezayı içeren kanun hükmünün uygulanması ile mahkum edilmesini gerektirecek nitelikte...” sanık lehine yeni bir durum olduğu gözetilerek yargılanmanın yenilenmesi talebinin kabulü gerekirken yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde;
2- Yargılamanın iadesi sebebi olarak öne sürülen mağdur bileğinde meydana gelen ve Mahkemece olay ile bağlantısı kabul edilerek “organlardan birinin sürekli zaafiyeti” olarak nitelendirilerek ceza artırımına tabi tutulan “sol el bilekteki sinir zaafıyetlerinin” mağdurun daha önce Avusturya Ülkesinde geçirmiş olduğu iş kazasından kaynaklanıp kaynaklanmadığı hususu, yargılamanın önceki aşamasında değişik şekilde öne sürülmüş ve farklı değerlendirmeye tabi tutulmuş ise de olaydan önceki meydana gelen iş kazası nedeni ile mağdurun tedavi gördüğü iddia olunan Avusturya Hastanesine Viyana’da bulunan Hukuk Bürosu aracılığı ile mağdura ait önceki tedaviye ilişkin evrakların sanık müdafii tarafından kararın kesinleşmesinden sonra talep edildiği, buna karşın ilgili hastanenin cevabi yazısında ve hukuk bürosunca yazılan rapor tercümelerinde, mağdura ait tedavi bilgilerinin Avusturya Kanunları gereği ya ilgili hastanın rızası ya da usulüne uygun bir mahkeme talebi ile verilebileceği hususlarının belirtilmesine, mağdura ilişkin önceki tedaviye ait evrakların mahkemece talep edilmesi dışında herhangi bir hukuki yoldan temin edilmesinin mümkün olmadığının resmi olarak ifade edilmesine rağmen ceza hukukunun evrensel “şüpheden sanık yararlanır” ilkesinin sonucu; mahkemece, şüphe oluşturan bu bilgilerin mahkeme kararı dışında yasal yollardan temini mümkün olmadığından bu olgunun yargılamanın iadesine esas yeni bir delil olduğu, keza yapılacak yeni yargılama ile bu yara ve yaralanmanın niteliğinin kesin tespiti bakımından ilgili makamlardan Mahkemece talep edilen bilgiler sonucu hüküm verilmesi gerektiği hususları gözetilmeden yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde;
3- Sanık olaydan hemen sonra 29.07.2007 tarihinde alınan ifadesinde Mahkeme kararındaki kabulün aksine, katılanların demir çubukla kendisine saldırdığını, bu saldırı sonucunda demir çubuğun ayağının yaralanmasına sebebiyet verdiğini iddia etmiş olması ve bu iddiasını destekler nitelikte bulunan Adli Tıp Kurumu Ankara Adli Şube Müdürlüğünden verilen 30.07.2007 tarih 01.33 saatli rapor içeriğine göre, sol ayağında mevcut yara ile raporda izah edilen yaralanmalar birlikte değerlendirildiğinde, söz konusu yaralanmalar ile ilgili iddianame düzenlenmeden veya bu husus iddianamede gösterilmeden ya da yargılama sırasında haksız hareket başlangıcı, haksız tahrik ve meşru müdafaa da dahil olmak üzere sanıktaki anılan yaralar değerlendirilmeden yazılı şekilde yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü"nün 18.12.2014 tarih ve 2014/22681 – 75167 sayılı sayılı istemlerine dayanılarak, anılan kararın 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu"nun 309. maddesi gereğince Kanun yararına bozulmasına ilişkin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı"nın 29.12.2014 gün ve 2014/417757 sayılı tebliğnamesine bağlı dosya Dairemize gönderilmekle okundu, gereği konuşulup düşünüldü.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Dosya kapsamından;
a) Hükümlünün, 29.07.2007 tarihinde mağdur M.. T.."i kasten yaralama suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/1, 86/3-e, 87/1-a ve 62. maddeleri uyarınca 5 yıl hapis cezası ve mağdur kasten yaralama suçundan Türk Ceza Kanunu"nun 86/1, 86/3-e, 87/3 ve 62. maddeleri uyarınca 2 yıl 9 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği; sanık müdafii ile katılanlar vekilinin ileri sürdüğü temyiz itirazları yerinde görülmeyerek Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 28/12/2012 tarihli ve 2012/2611 Esas, 2012/10151 Karar sayılı ilamı onanarak kesinleştiği;
b) Hükümlü müdafiinin 15.07.2014 havale tarihli dilekçesi ile mağdur davaya konu olaydan önce Avusturya"da iş kazası geçirip geçirmediğinin, geçirmiş ise ilgili evrakların Avusturya"daki ilgili sağlık kurumlarından celp edilmesi suretiyle iş kazasının olay tarihinde mağdurda meydana gelen yaralanmaya etki edip etmediğinin araştırılmasının gerektiği ve Adli Tıp Uzmanından alınan mağdurda meydana gelen kırığın düşme sonucu meydana gelmiş olduğuna dair bilirkişi raporunun hükümlü hakkında verilen cezayı önemli olarak etkileyen yeni delil mahiyetinde olduğu gerekçeleri ile Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesine müracaat ederek yargılamanın yenilenmesine karar verilmesi isteminde bulunduğu,
c) Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 18.07.2014 tarihli ve 2008/68 Esas, 2011/454 sayılı ek kararı ile itiraz konusu nedenlerin daha önce ileri sürüldüğü, Yargıtay tarafından denetlendiği, CMK"nun 311. maddesinde belirtilen nedenler bulunmadığından itirazın reddine karar verildiği, bu red kararına karşı hükümlü müdafiinin yaptığı itirazın da Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 22/08/2014 tarihli ve 2014/1190 değişik iş sayılı kararı ile reddine karar verildiği ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle bu karara karşı Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozma isteminde bulunulduğu anlaşılmıştır.
HUKUKSAL DEĞERLENDİRME
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanun’unun 311. maddesinin 1. fıkrasının e bendinde “...yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulup da bunlar yalnız başına veya önceden sunulan delillerle birlikte göz önüne alındıklarında sanığın beraatini veya daha hafif bir cezayı içeren kanun hükmünün uygulanması ile mahkum edilmesini gerektirecek nitelikte...” olmasının, yargılamanın yenilenmesinin koşulu olduğu öngörülmüştür.
Yeni olaylar veya delillerin hükmün verildiği anda mahkemece bilinmemesi gerekir. Yargılama aşamasında bilinen olayları veya tanıkları “yeni delil veya yeni olaylar” türünden saymak olanaksızdır. Bu olgunun, davanın sujelerince ve yargılamayı yapan mahkemece bilinmemesi, tespit edilememesi zorunludur, “yeni olaylar veya yeni deliller” söz konusu değil ise, hükümlü yararına yargılamanın yenilenmesi sebeplerinden bahsetmek yasa koyucunun amacına ve yasanın özüne uygun düşmeyecektir. Bilindiği gibi, yargılamanın reddine ilişkin karara karşı yapılan itirazın inceleme merciince reddedilmesi halinde; verilen karar kesindir. (CMK.319/3)
Temyiz incelemesi yapılmaksızın kesinleşen karar veya hükümlere karşı “kanun yararına bozma” isteminde bulunulabileceği öngörülmüştür. (CMK.309/1)
İleri sürülen nedenler yerinde görülür ise kesinleşen karar veya hüküm kanun yararına bozulur (CMK.309/3)
Bozma nedenleri: CMK.nun 223. maddede tanımlanan ve davanın esasını çözmeyen bir karara ilişkin ise, gerekli inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra yeniden karar verilir. (CMK.309/4-a)
Bozma nedenleri; mahkumiyete ilişkin hükmün, davanın esasını çözmeyen yönüne veya savunma hakkını kaldırma veya kısıtlama sonucunu doğuran usul işlemlerine ilişkin ise, kararı veren hakim veya mahkemece yeniden yapılacak yargılama sonucuna göre gereken hüküm verilir. Bu hüküm, önceki hükümle belirlenmiş olan cezadan daha ağır olamaz. (CMK.309/4-b)
Hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektiriyorsa cezanın kaldırılmasına, daha hafif bir cezanın verilmesini gerektiriyorsa bu hafif cezaya Yargıtay’ın ilgili ceza dairesince doğrudan hükmedilir. (CMK.309/4-d)
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere; sanık hakkında mağdurlar ve kasten yaralama suçlarından açılan kamu davası sonucunda mağdur yönelik TCK"nun 86/1, 86/3-e, 87/1-a ve 62. maddeleri uyarınca 5 yıl hapis cezası ve mağdur yönelik TCK"nun 86/1, 86/3-e, 87/3 ve 62. maddeleri uyarınca 2 yıl 9 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükümlerin temyizden geçerek kesinleştiği anlaşılmıştır.
Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 18.07.2014 tarihli ve 2008/68 Esas, 2011/454 sayılı ek kararında da belirtildiği üzere “yeni delil” olarak ileri sürülen hususlar, ilk kez ortaya çıkan delil niteliğinde değillerdir.
Mahkeme hükme varmak için topladığı delilleri yeterli görüp, takdir ederek kararını vermiştir. tarafından düzenlenen 01.07.2014 tarihli raporun ise kesin hükümden dönülmesini gerektirecek ve yeniden yargılama yapılmasını haklı gösterecek nitelikte, ciddiyette olmadığı anlaşılmaktadır.
Bütün bu saptamaların ışığında; hükümlünün, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 311/1-e madde fıkrasında belirtilen “yeni olaylar veya yeni kanıtlar” ortaya koyamadığı anlaşıldığından, “Kanun Yararına Bozma” (CMK.309/1) cihetine gidilmemiştir.
SONUÇ VE KARAR
Bu nedenlerle; Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 18/07/2014 tarihli ve 2008/68 Esas, 2011/454 sayılı ek kararı ile yargılamanın yenilenmesi talebinin CMK.nun 311. maddesinde belirtilen nedenler bulunmadığından ve kabule şayan bir husus olmadığından reddine dair karara karşı yapılan itirazı inceleyen ve itirazın reddine karar veren Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 22/08/2014 tarihli ve 2014/1190 değişik iş sayılı kararı usul ve yasaya uygun olduğundan; haklı nedenlere dayanmayan “Kanun Yararına Bozma” isteminin REDDİNE, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 27/04/2015 gününde oybirliği ile karar verildi.