1. Hukuk Dairesi 2015/3010 E. , 2017/5110 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TENKİS
Taraflar arasında görülen tenkis davası sonunda, yerel mahkemece davanın ... Kadastro Mahkemesine geri gönderilerek, kesinleşmeden itibaren 2 haftalık sürenin beklendikten sonra tarafların dilekçe sunup sunmamaları durumuna göre davanın yeni esasına kayıt edilmesi hususun değerlendirilmesine ilişkin olarak verilen karar davalılar vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ..."in raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, tapu iptali ve tenkis isteğiyle 04.01.2006 tarihinde açılmış, Kadastro Mahkemesince verilen 19.11.2013 tarihli görevsizlik kararının 13.12.2013 tarihinde kesinleşmesi üzerine dava dosyası kendiliğinden (resen) 13.12.2013 tarihinde görevli Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmiştir.
Bilindiği üzere, görevsizlik kararı veren mahkeme bu kararında dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesine karar vermekle yetinir. Dava dosyasını kendiliğinden (re’sen) görevli mahkemeye gönderemez. Dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesi ve davaya görevli mahkemede devam edilebilmesi için, görevsizlik kararının kesinleşmesinden; kanun yoluna başvurulmuş ise, bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde taraflardan birinin kararı veren mahkemeye başvurarak dava dosyasının görevli ya da yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmesi gerekir (6100 sayılı HMK’nın 20. maddesi). İki haftalık süre hak düşürücü nitelikte olup mahkemece re’sen gözetilir.
Somut olayda, Kadastro Mahkemesince verilen görevsizlik kararının 13.12.2013 tarihinde kesinleştiği, 2 haftalık hak düşürücü süre içinde tarafların dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi için herhangi bir müracaatta bulunmadıkları, dosyanın mahkemece kendiliğinden (resen) görevli mahkemeye gönderildiği anlaşılmaktadır.
Hâl böyle olunca, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 20. maddesi dikkate alınarak davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekirken, işin esasının hükme bağlanması doğru değildir.
Davalıların temyiz itirazları açıklanan nedenden ötürü yerindedir. Kabulü ile, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK"un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 09.10.2017 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
Dava, tapu iptal ve tenkis isteklerine ilişkindir.
Davanın açıldığı kadastro mahkemesi asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiş, bu karar 13.12.2013 tarihinde kesinleştirilmiş, tarafların HMK’nun 20. maddesi gereğince dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi yönünde bir başvurusu olmaksızın mahkemece dava dosyası re’sen asliye hukuk mahkemesine gönderilmiştir.
Dava dosyası kendisine gönderilen asliye hukuk mahkemesince “usule uygun şekilde mahkemeye gönderilmeyen dosyanın İnebolu Kadastro Mahkemesine geri gönderilerek, kesinleşmeden itibaren 2 haftalık süre beklendikten sonra tarafların dilekçe sunup sunmamaları durumuna göre davanın yeni esasına kayıt edilmesi hususunun değerlendirilmesine, esasın bu şekilde kapatılmasına...” karar verilmiş, bu karar davalılar tarafından “mahkemece gönderme (iade) kararı verilmesi yerine açılmamış sayılma kararı verilmesi gerektiği” gerekçesiyle temyiz edilmiş, Daire çoğunluğu tarafından bu karar, “6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu"nun 20. maddesi hükmü uyarınca, dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi için talepte bulunulmadığından davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerektiği” gerekçesiyle bozulmuştur.
6100 sayılı HMK’nun “Görevsizlik veya yetkisizlik kararı üzerine yapılacak işlemler” başlıklı 20. maddesinde;
"(1) Görevsizlik veya yetkisizlik kararı verilmesi hâlinde, taraflardan birinin, bu karar verildiği anda kesin ise bu tarihten, süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkemeye başvurarak, dava dosyasının görevli ya da yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmesi gerekir. Aksi takdirde, bu mahkemece davanın açılmamış sayılmasına karar verilir.
(2) Dosya kendisine gönderilen mahkeme, kendiliğinden taraflara davetiye gönderir." hükmü düzenlenmiştir.
Öncelikle görevsizlik kararı veren mahkemeye yapılan gönderme talebi süresinde değilse veya taraflarca gönderme talebinde hiç bulunulmamışsa dosya kendisine resen gönderilerek esas numarası alan mahkemenin yapacağı işlemin ne olacağı ve davanın açılmamış sayılması kararını verme görevinin hangi mahkemeye ait olduğu hususu tartışma konusudur.
6100 sayılı HMK’da, gönderme talebinin süresinde yada hiç yapılmamasına rağmen kendisine resen dosya gönderilen mahkemenin nasıl bir işlem yapacağı açıkça düzenlenmemiştir. Öte yandan mahkemelerin görevinin kanunla düzenleneceği, görev hususunun da kamu düzeninden olduğu tartışmasızdır. HMK’nun 20. maddesinde "...dosyasının görevli ya da yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmesi gerekir. Aksi takdirde, bu mahkemece davanın açılmamış sayılmasına karar verilir." düzenlemesini getirmiştir. Maddenin yazım tarzı itibariyle emredici nitelikte olduğu ve takdire yer vermediği gözetildiğinde "bu mahkeme" ibaresinden kastedilenin görevsizlik kararını veren mahkeme olduğundan kuşku etmemek gerekir. Öyleyse dosya kendisine gelen asliye hukuk mahkemesi gönderme talebinin süresinde olmadığını veya hiç talep bulunmadığını fark ettiğinde 20. maddeye göre bir karar verilmek üzere dosyayı görevsizlik veya yetkisizlik kararını veren mahkemeye iade ederek esasını bu şekilde kapatmalıdır.
Dosya kendisine gönderilen mahkemenin davanın açılmamış sayılmasına karar verebilmesinin usul ekonomisine uygun olacağı söylenebilir ise de; mahkemelerin görev ve yetkileri kanunla belirlenir. Yorum yoluyla bunu genişletmek veya arttırmak mümkün değildir. Öte yandan farklı mahkemelerce hükmedilecek vekalet ücretlerinin de farklı olabileceği gözetildiğinde görevsizlik kararı veren mahkemede açılmamış sayılmasına karar verilmesinin tarafların yararına olacağı da kuşkusuzdur.
Açıklanan gerekçelerle mahkeme kararının onanması gerektiği kanaatinde olduğumuzdan sayın çoğunluğun bozmaya ilişkin aksi yöndeki görüşüne katılmıyoruz.