Ceza Genel Kurulu 2014/124 E. , 2016/415 K.
"İçtihat Metni"Yargıtay Dairesi : 14. Ceza Dairesi
Mahkemesi :Ağır Ceza
Günü : 21.11.2013
Sayısı : 239-372
Irza geçme suçundan sanık ..."ın beraatine ilişkin, Bakırköy 6. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 24.05.2007 gün ve 385-395 sayılı hükmün Cumhuriyet Savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 14. Ceza Dairesince 15.01.2013 gün ve 5569-171 sayı ile;
“Dosya içeriğine göre sanığın, nüfus kayıt örneğine göre 15 yaşından küçük olan kızı mağdurenin diğer sanık.... ile gayri resmî olarak evlenmesine rıza göstererek sanık....’ın ırza geçme eylemine fer’an iştirak ettiği anlaşıldığı halde, bu suçtan mahkûmiyeti yerine yazılı gerekçeyle beraatine hükmedilmesi” isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.
Yerel mahkeme ise 21.11.2013 gün ve 239-372 sayı ile;
“Sanık ..."ın mağdure ...."ın babası olduğu, bu sanığın mağdurenin hükümlü ... ile ilişkisini sonradan öğrendiği gibi, sanık.... ile kaçmasına önceden rızasının olmadığı, mağdurenin kaçırılmasından sonra olayları öğrendiği, mağdurenin uzun zaman bu sanığın yanında kaldığı, sanık ..."ın somut olayda tesbit edilen eyleminin sanık.... ile mağdure arasında yapılan ve resmi niteliği bulunmayan düğüne kayıtsız kalmak olduğu, iş bu düğünü kız babası olarak sanığın değil, sanık.... ve ailesinin yaptığı, sanık ..."ın bu düğüne katıldığı hususunun bile sabit olmadığı, zira mağdure ...."ın anne ve babasının düğününe gelmediklerini beyan ettiği, sanığın eyleminin reşit olmayan kızının bu şekilde yaşamasına göz yummak olduğu, zaten sanığın mağdurenin ve diğer sanıkların davranışları nedeniyle kızı yüzünden mağdur duruma düştüğü, kızının bir aile hayatı içerisinde yaşamasını arzulayarak göz yumduğu bu ilişkisini karşı koyması halinde sonlandırabilecek etkiye sahip olup olmadığının da belli olmadığı, iş bu göz yummayı bir suçun manevi unsuru olarak kabul etmenin en hafif anlatımı ile adaletsizlik, hakkaniyete apaçık aykırılık, vicdandan uzaklaşmak olacağı, iş bu nedenlerle mahkememizce sanığın suç kastına sahip olmadığı, sanığın kızını korumaya, bir aileye sahip olmasını sağlamaya çalıştığı, iş bu kast ile yapılan göz yummanın atılı ırza geçme suçuna feri iştirakin manevi unsurunu oluşturamayacağı” gerekçesiyle oyçokluğuyla önceki hükümde direnmiştir.
Bu hükmün de Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 01.03.2014 gün ve 63001 sayılı “onama” istekli tebliğnamesi ile Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
CEZA GENEL KURULU KARARI
Sanıklar.... Kon ve ... Erkeçoğlu hakkında kurulan mahkûmiyet hükümleri temyiz incelemesinde onanarak kesinleşmiş, sanık.... hakkında ise Özel Dairece ölüm nedeniyle düşme kararı verilmiş olup inceleme, sanık ... hakkında verilen beraat hükmü ile sınırlı olarak yapılmıştır.
Özel Daire ile yerel mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın üzerine atılı ırza geçme suçunun sabit olup olmadığının belirlenmesine ilişkin ise de, Yargıtay İç Yönetmeliğinin 27. maddesi uyarınca öncelikle, aleyhe olan bozma kararına karşı sanığın beyanı alınmadan direnme hükmü verilip verilemeyeceğinin değerlendirilmesi gerekmektedir.
İncelenen dosya kapsamından;
Yerel mahkemece, sanık ..."ın aleyhine olan bozma kararından sonra yapılan yargılamada, sanık adına çıkarılan duruşma gününü bildirir davetiyenin bila ikmal iade edildiği, mahkemece sanığın hazır bulundurulması sağlanarak aleyhine olan bozma kararına karşı diyecekleri sorulmadan, yokluğunda önceki hükümde direnilmesine karar verildiği anlaşılmaktadır.
1412 sayılı CMUK"nun 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca karar tarihi itibarıyla uygulanması gereken 326/2. maddesine göre, hükmün aleyhe bozulması halinde davaya yeniden bakacak mahkemece, sanıktan bozmaya karşı diyeceğinin sorulması zorunlu olup aynı kurala 5271 sayılı CMK"nun 307/2. maddesinde de yer verilmiştir. Anılan bu kanun hükümleri uyarınca sanığa, bozmada belirtilen ve aleyhinde sonuç doğurabilecek olan hususlarda beyanda bulunma, kendisini savunma ve bu konudaki delillerini sunma imkanı tanınmalıdır. Bu düzenleme, savunma hakkının sınırlanamayacağı ilkesine dayandığından, uyulmasında zorunluluk bulunan emredici kurallardandır.
Bu zorunluluk beraat hükmünde direnilmesi halinde de geçerlidir. Zira Ceza Genel Kurulunca yapılacak inceleme sonucunda Özel Dairenin aleyhe bozması isabetli bulunup yerel mahkeme hükmünün bozulması mümkündür. 1412 sayılı CMUK"nun 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca karar tarihi itibarıyla uygulanması gereken 326/3. maddesine göre ısrar üzerine Yargıtay Ceza Genel Kurulunca verilen kararlara uymak mecburidir. Bu durumda sanıktan aleyhe bozmaya karşı diyeceği sorulmadan beraat hükmünde direnilebileceğinin kabulü savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğurabilecektir. Savunma hakkı sanığın en önemli hakkı olup bu hakkın sınırlanması 1412 sayılı CMUK"nun 308/8. maddesi uyarınca mutlak bozma nedenidir. Nitekim Ceza Genel Kurulunun istikrarlı uygulamaları da ısrar edilen önceki hüküm beraat dahi olsa sanıktan aleyhe bozmaya karşı diyecekleri sorulmadan direnme kararı verilemeyeceği yönündedir.
Bu itibarla, yerel mahkeme direnme hükmünün, aleyhe olan bozmaya karşı sanığın beyanı alınmadan yargılamaya devam edilerek hüküm kurulması isabetsizliğinden sair yönleri incelenmeksizin bozulmasına karar verilmelidir.
SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
1-Bakırköy 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 21.11.2013 gün ve 239-372 sayılı direnme hükmünün, aleyhe olan bozmaya karşı sanığın beyanı alınmadan yargılamaya devam edilerek hüküm kurulması isabetsizliğinden sair yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA,
2-Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.11.2016 tarihinde yapılan müzakerede oybirliğiyle karar verildi.