Ceza Genel Kurulu 2015/519 E. , 2016/416 K.
"İçtihat Metni"Yargıtay Dairesi : 14. Ceza Dairesi
Mahkemesi :Asliye Ceza
Günü : 13.02.2014
Sayısı : 101-22
Şikâyetçiler : 1-..., 2-...
Temyiz Edenler : Sanık ve müdafi
Sanık ...’nın konut dokunulmazlığının ihlali suçundan 5237 sayılı TCK"nun 116/4, 119/1-a-c ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin, Yumurtalık Asliye Ceza Mahkemesince verilen 18.11.2008 gün ve 69-275 sayılı hükmün sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 14. Ceza Dairesince 10.09.2013 gün ve 13930-8828 sayı ile;
"Sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Sanıkların üzerine atılı konut dokunulmazlığını ihlal suçunun, takibi şikâyete bağlı olsun veya olmasın 06.12.2006 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren 5560 sayılı Kanun ile değişik CMK"nun 253/1-b-3. maddesine göre uzlaşma kapsamında kaldığı, uzlaşmanın ise bir kovuşturma şartı olduğu ve hem sanıkların hem de mağdurların uzlaşmak istediklerini ifade ettikleri nazara alınarak, 5271 sayılı Kanunun 253 ve 254. maddeleri uyarınca uzlaştırma işlemi yapıldıktan sonra sonucuna göre hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,
Adli sicil kayıtlarında tekerrüre esas mahkûmiyetleri bulunan sanıklar hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve tehdit suçlarından hükmolunan hapis cezalarının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Sanıklar hakkında hükmolunan hapis cezalarının kanunî sonucu olarak 5237 sayılı TCK.nun 53. maddesinde düzenlenen hak yoksunluklarına hükmedilmemesi" isabetsizliklerinden bozulmasına karar verilmiştir.
Yerel mahkeme ise 13.02.2014 gün ve 101-22 sayı ile TCK"nun 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bozma nedenine uymuş, diğer bozma nedenlerine ise;
"Çağdaş ceza hukuku anlayışında her suçun ilk ve öncelikli mağduru kamudur. Bu kabule dayalı olarak işlenen suçlar nedeniyle kamu adına soruşturma ve kovuşturma yapılması asıl kuraldır. Suçtan zarar gören mağdurun iradesinin esas alınması, yani bir kısım suçların soruşturma ve kovuşturmasının şikâyet koşuluna bağlanması ise istisnadır. Herhangi bir suç açısından açık bir düzenlemeye yer verilmediği sürece soruşturma ve kovuşturmanın şarta bağlı olduğu kabul edilemez. Nitekim gündüzün konut dokunulmazlığını bozma suçu TCK"nun 116/1. maddesinde şikâyet koşuluna bağlanmış olmasına karşın, birden çok şahıs tarafından gerçekleştirilmesi ve TCK"nun 119/1-c maddesinde düzenlenen nitelikli halin oluşması durumunda soruşturma ve kovuşturmanın şikâyete bağlı olmadığı açıktır. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 25.09.2007 tarih ve 2007/6-189 E., 2007/188 K. sayılı kararında belirtildiği gibi uzlaşma kurumu düzenlenişi ve sonuçları bakımından, hem maddi hem de usul hukuku kurumu özelliklerini taşıyan karma nitelikli bir kurumdur. CMK"nun 253. maddesinde düzenlenen uzlaşma kurumu da, tüm suçlar açısından değil ayrıksı bazı suçlar açısından düzenlenmiştir ve uzlaşma açısından temel kural soruşturma ve kovuşturması şikâyete bağlı olan suçların uzlaşmaya tabi olduğudur. Şikâyete bağlı olup olmadığına bakılmaksızın belirli nitelikteki suçlar CMK"nun 253/1-b maddesinde 5 bend halinde sınırlayıcı sayma yöntemi ile sayılmış ve istisnai olarak düzenlenmiştir. İstisna olan hükümlerin dar yorumlanması gerektiği yorumun temel kurallarından biridir ve yorum yaparken yasa koyucunun kullanmış olduğu her sözcük ve yapmış olduğu düzenlemenin özel bir amacı ve anlamı olduğunu kabul etmek ve hükmü buna göre yorumlamak gerekmektedir. CMK"nun 253/1-b maddesinin konumuzla ilgili 3 nolu alt bendi incelendiğinde, konut dokunulmazlığını ihlali sözcüklerinin kullanılması ile yetinilmediği, açıkça (madde 116) hükmüne de yer verilmiş olduğu görülmektedir. Bu düzenlemenin ayrıksı bir düzenleme olduğu, bu nedenle dar yorumlanması gerektiği açıktır. Yasa koyucunun herhangi bir sözcüğe yer vermiş olmasını bir fazlalık olarak değerlendirmek mümkün değildir. Yasa koyucu tarafından ayrıksı hüküm düzenlenmesi yapılırken konut dokunulmazlığını bozmak sözcükleri ile yetinilmemiş ayrıca (madde 116) düzenlemesine de yer verilmiş olduğuna göre, bu eklemenin hangi amaçla yapıldığının belirlenmesi gerekmektedir. Bu düzenlemede yasa koyucu özel bir amaç gütmüştür. Bu amaç uzlaşmaya tabi olan konut dokunulmazlığını bozma fiillerinin sadece 116. madde kapsamı içerisinde kalan fiiller olduğunu ortaya koymaktır. Temel ceza 116. madde
açısından tayin edilse bile, 119. maddede düzenlenen suçun nitelikli hallerinden herhangi birinin gerçekleşmesi durumunda artık konut dokunulmazlığını bozmak suçunun uzlaşmaya tabi olduğunu kabul etmek mümkün değildir. Nitekim, Yargıtay Ceza Genel Kurulu da 22.01.2013 tarih, 2012/6-1142 Esas, 2013/17 Karar sayılı ilamında konut dokunulmazlığını ihlal suçunda 5237 Sayılı TCK"nun 116. maddesiyle birlikte 119. maddesinin de uygulanması gereken ahvalde, artık suçun uzlaşma kapsamında olmadığına hükmetmiştir.
...Her ne kadar koşulları oluşsa da, aleyhe hüküm verme yasağı gereğince sanıklar hakkında 5237 Sayılı TCK"nın 58. maddesinin uygulanmasına yer olmadığı” gerekçesi ile ilk hükümde direnilmesine karar vermiştir.
Bu hükmün de sanık ve müdafi tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 01.05.2014 gün ve 147604 sayılı "onama" istekli tebliğnamesi ile Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
CEZA GENEL KURULU KARARI
Sanıklar ... ve ... hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ile sanık ... ....hakkında tehdit suçlarından kurulan mahkûmiyet hükümleri Özel Dairece onanmak suretiyle kesinleşmiş olup temyizin ve direnmenin kapsamına göre inceleme, sanık ... hakkında konut dokunulmazlığının ihlali suçundan kurulan mahkûmiyet hükmü ile sınırlı olarak yapılmıştır.
Özel Daire ile yerel mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanık hakkında uzlaşma ve tekerrür hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının belirlenmesine ilişkin ise de, Yargıtay İç Yönetmeliğinin 27. maddesi uyarınca öncelikle, yerel mahkeme kararının yeni hüküm niteliğinde olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.
Ceza Genel Kurulunun süreklilik kazanmış uygulamalarına göre, şeklen direnme kararı verilmiş olsa dahi;
a) Bozma kararı doğrultusunda işlem yapmak,
b) Bozma kararında tartışılması gereken hususları tartışmak,
c) Bozma sonrasında yapılan araştırma, inceleme ya da toplanan yeni delillere dayanmak,
d) İlk kararda yer almayan ve daire denetiminden geçmemiş bulunan yeni ve değişik gerekçelerle hüküm kurmak,
Suretiyle verilen hüküm, özde direnme kararı olmayıp, bozmaya eylemli uyma sonucu verilen yeni bir hükümdür. Bu nitelikteki bir hükmün temyiz edilmesi halinde ise incelemenin Yargıtay"ın ilgili dairesi tarafından yapılması gerekir.
İncelenen dosya kapsamından;
Yerel mahkemece "...Gerek şikayetçi ifadeleri ve gerekse sanık ..."nın tevil yollu ikrarı ile; sanıklar ... ve ...’in müştekiler Sibel ve ...’ın evine olay tarihinde gece sayılan saatlerde izinsiz olarak girdikleri, ..."nın birlikte yaşadığı ...’ı cinsel amaçlı olarak birlikte yaşadıkları Ankara iline götürmek istediği, bu sırada sese uyanan müşteki Vehbi’nin evinin balkonunda sanıklarla karşılaştığı, sanık ..."nın müşteki Vehbi"nin boynuna sarılarak onu eve sokmak istediği, müşteki Vehbi"nin bunu kabul etmemesi üzerine ...’in elinde bulunan ele geçirilemeyen bir silahı müştekiye doğrulttuğu, müşteki Vehbi"nin bağırarak yardım istemesi üzerine sanıkların koşarak olay yerinden uzaklaştıkları" gerekçesiyle verilen sanığın mahkûmiyetine ilişkin ilk hükmün Özel Dairece; sanığın üzerine atılı konut dokunulmazlığının ihlali suçundan uzlaşma işleminin yapılmaması ve sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmaması nedenleriyle bozulmasından sonra, yerel mahkemece söz konusu suçta uzlaşma hükümlerinin uygulanamayacağına dair açıklamalar yapılmış, uzlaşma hükümlerinin uygulanması ile ilgili Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarına değinilmiş, sanığın tekerrüre esas sabıkası bulunsa da aleyhe temyiz yokluğu nedeni ile tekerrür hükümlerinin uygulanamayacağını belirtilip bu kez önceki kararda yer almayan "Çağdaş ceza hukuku anlayışında her suçun ilk ve öncelikli mağduru kamudur. Bu kabule dayalı olarak işlenen suçlar nedeniyle kamu adına soruşturma ve kovuşturma yapılması asıl kuraldır. Suçtan zarar gören mağdurun iradesinin esas alınması, yani bir kısım suçların soruşturma ve kovuşturmasının şikâyet koşuluna bağlanması ise istisnadır. Herhangi bir suç açısından açık bir düzenlemeye yer verilmediği sürece soruşturma ve kovuşturmanın şarta bağlı olduğu kabul edilemez. Nitekim gündüzün konut dokunulmazlığını bozma suçu TCK"nun 116/1. maddesinde şikâyet koşuluna bağlanmış olmasına karşın, birden çok şahıs tarafından gerçekleştirilmesi ve TCK"nun 119/1-c maddesinde düzenlenen nitelikli halin oluşması durumunda soruşturma ve kovuşturmanın şikâyete bağlı olmadığı açıktır. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 25.09.2007 tarih ve 2007/6-189 E. 2007/188 K. sayılı kararında belirtildiği gibi uzlaşma kurumu düzenlenişi ve sonuçları bakımından, hem maddi hem de usul hukuku kurumu özelliklerini taşıyan karma nitelikli bir kurumdur. CMK"nun 253. maddesinde düzenlenen uzlaşma kurumu da tüm suçlar açısından değil ayrıksı bazı suçlar açısından düzenlenmiştir ve uzlaşma açısından temel kural soruşturma ve kovuşturması şikâyete bağlı olan suçların uzlaşmaya tabi olduğudur. Şikâyete bağlı olup olmadığına bakılmaksızın belirli nitelikteki suçlar CMK"nun 253/1-b maddesinde 5 bend halinde sınırlayıcı sayma yöntemi ile sayılmış ve istisnai olarak düzenlenmiştir. İstisna olan hükümlerin dar yorumlanması gerektiği yorumun temel kurallarından biridir ve yorum yaparken yasa koyucunun kullanmış olduğu her sözcük ve yapmış olduğu düzenlemenin özel bir amacı ve anlamı olduğunu kabul etmek ve hükmü buna göre yorumlamak gerekmektedir. CMK"nun 253/1-b maddesinin konumuzla ilgili 3 nolu alt bendi incelendiğinde, konut dokunulmazlığını ihlali sözcüklerinin kullanılması ile yetinilmediği, açıkça (madde 116) hükmüne de yer verilmiş olduğu görülmektedir. Bu düzenlemenin ayrıksı bir düzenleme olduğu, bu nedenle dar yorumlanması gerektiği açıktır. Yasa koyucunun herhangi bir sözcüğe yer vermiş olmasını bir fazlalık olarak değerlendirmek mümkün değildir. Yasa koyucu tarafından ayrıksı hüküm düzenlenmesi yapılırken konut dokunulmazlığını bozmak sözcükleri ile yetinilmemiş ayrıca (madde 116) düzenlemesine de yer verilmiş olduğuna göre, bu eklemenin hangi amaçla yapıldığının belirlenmesi gerekmektedir. Bu düzenlemede yasa koyucu özel bir amaç gütmüştür. Bu amaç uzlaşmaya tabi olan konut dokunulmazlığını bozma fiillerinin sadece 116. madde kapsamı içerisinde kalan fiiller olduğunu ortaya koymaktır. Temel ceza 116. madde açısından tayin edilse bile, 119. maddede düzenlenen suçun nitelikli hallerinden herhangi birinin gerçekleşmesi durumunda artık konut dokunulmazlığını bozmak suçunun uzlaşmaya tabi olduğunu kabul etmek mümkün değildir. Nitekim, Yargıtay Ceza Genel Kurulu da 22.01.2013 tarih, 2012/6-1142 Esas, 2013/17 Karar sayılı ilamında konut dokunulmazlığını ihlal suçunda 5237 Sayılı TCK"nun 116. maddesiyle birlikte 119. maddesinin de uygulanması gereken ahvalde, artık suçun uzlaşma kapsamında olmadığına hükmetmiştir.
...Her ne kadar koşulları oluşsa da, aleyhe hüküm verme yasağı gereğince sanık hakkında 5237 sayılı TCK"nun 58. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmiştir" şeklindeki yeni ve değişik gerekçeyle hüküm kurulmuştur.
Bu itibarla, yerel mahkemenin son uygulaması direnme kararı niteliğinde olmayıp, ilk hükümde yer almayan yeni ve değişik gerekçelerle hüküm kurulmuş olması nedeniyle yeni hüküm niteliğindedir. Özel Daire denetiminden geçmemiş olan bu yeni hükmün doğrudan ve ilk kez Ceza Genel Kurulunca incelenmesi mümkün olmadığından, dosyanın temyiz incelemesi için Özel Daireye gönderilmesine karar verilmelidir.
SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
Yumurtalık Asliye Ceza Mahkemesince verilen 13.02.2014 gün ve 101-22 sayılı karar yeni hüküm niteliğinde olduğundan, dosyanın temyiz incelemesi için Yargıtay 14. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.11.2016 tarihinde yapılan müzakerede oybirliğiyle karar verildi.