Ceza Genel Kurulu 2015/304 E. , 2016/417 K.
"İçtihat Metni"Yargıtay Dairesi : 8. Ceza Dairesi
Mahkemesi :Asliye Ceza
Günü : 12.01.2015
Sayısı : 430-20
Sanık ..."nun hakkı olmayan yere tecavüz suçundan beraatine ilişkin, Kırşehir 2. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 20.11.2007 gün ve 250-350 sayılı hükmün şikâyetçi Maliye Hazinesi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 8. Ceza Dairesince 16.02.2012 gün ve 8327-4629 sayı ile;
"20.11.2007 tarihli son oturumda sanığın cezalandırılmasını talep eden müşteki hazine vekiline davaya katılmak isteyip istemediğinin sorulmaması suretiyle CMK"nun 238/2. maddesine aykırı davranılması" isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.
Yerel mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda 05.12.2012 gün ve 100-367 sayı ile; sanığın yeniden beraatine hükmolunmuştur.
Bu hükmün katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 8. Ceza Dairesince 02.10.2014 gün ve 14875-21706 sayı ile;
"Ham toprak vasfıyla Maliye Hazinesi adına tespit gördüğü belirtilen dava konusu Taburoğlu köyünde bulunan 492 parsel numaralı taşınmazın tapu kaydı da dikkate alınarak, gerektiğinde yeniden keşif yapılıp taşınmazın niteliği ve öteden beri köylünün ortak kullanımına bırakılmış yerlerden olup olmadığı usulüne uygun olarak saptandıktan sonra, sonucuna göre köy tüzelkişiliği de haberdar edilerek hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 5841 sayılı Kanunun 1. maddesiyle değişik 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 154/1. madde ve fıkrası kapsamında sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi" isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.
Yerel Mahkeme ise 12.01.2015 gün ve 430-20 sayı ile;
"Sanığın, Taburoğlu köyünde bulunan ve köy tüzel kişiliği adına tarla vasfıyla tescil görmüş 494 nolu parseli 2007 yılında kiraladığı, 50.000 metrekare yüzölçümündeki bu taşınmazı kendisine teslim edilen sınırlarla kullanımını sürdürdüğü sırada, şikayet üzerine başlayan soruşturmada; sanığın kiraladığı parselin bir kısmını kullanmadığı, kullanmayı sürdürdüğü sınırlardan bir kısmının 492 parsel sayılı ham toprak vasıflı komşu araziye tekabül ettiğinin belirlendiği, sanık savunması ve bunu doğrulayan mahalli bilirkişi anlatımı dikkate alındığında, sanığın ihaleyle teslim aldığı tarlayı, kendisine teslim edilen sınırlar içerisinde kullanımını sürdürmüş olması sebebiyle, gösterilen sınırın komşu ham toprak vasıflı araziye tecavüzlü olduğunu bildiği ve bu kasıtla hareket ettiğine ilişkin soyut iddia dışında herhangi bir delilin bulunmadığı" şeklindeki gerekçeyle direnerek, önceki hükümde olduğu gibi sanığın beraatına karar vermiştir.
Bu hükmün de katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 17.03.2015 gün ve 47516 sayılı "bozma" istekli tebliğnamesiyle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
CEZA GENEL KURULU KARARI
Özel Daire ile yerel mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; hakkı olmayan yere tecavüz suçundan sanık hakkında eksik araştırma ile hüküm kurulup kurulmadığının belirlenmesine ilişkin ise de, Yargıtay İç Yönetmeliğinin 27. maddesi uyarınca öncelikle, dava zamanaşımının gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespit edilmesi gerekmektedir.
Sanığın, Taburoğlu köyü tüzel kişiliğine ait 492 numaralı parselin 61.637 metrekarelik kısmına ekim yaparak hakkı olmayan yere tecavüz suçunu işlediği iddiasıyla hakkında 28.06.2007 tarihinde kamu davası açıldığı, yerel mahkemece 19.10.2007 tarihinde sanığın sorgusunun yapıldığı anlaşılmaktadır.
TCK"nun 66. maddesinde, kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça kamu davasının maddede yazılı sürelerin geçmesiyle ortadan kalkacağı düzenlenmiş, maddenin birinci fıkrasının (e) bendinde beş yıldan fazla olmamak üzere hapis ya da adli para cezasını gerektiren suçlarda bu sürenin sekiz yıl olacağı hüküm altına alınmıştır.
Zamanaşımını kesen sebepler ise TCK"nun 67/2. maddesinde sayılmıştır. Buna göre, bir suçla ilgili olarak;
a) Şüpheli veya sanıklardan birinin savcı huzurunda ifadesinin alınması veya sorguya çekilmesi,
b) Şüpheli veya sanıklardan biri hakkında tutuklama kararının verilmesi,
c) Suçla ilgili olarak iddianame düzenlenmesi,
d) Sanıklardan bir kısmı hakkında da olsa, mahkûmiyet kararı verilmesi,
Halinde, dava zamanaşımı kesilecektir.
TCK"nun 67/3 ve 67/4. maddeleri gereğince zamanaşımını kesen bir nedenin bulunması halinde, zamanaşımı süresi kesilme gününden itibaren yeniden işlemeye başlayacak, dava zamanaşımını kesen birden fazla nedenin bulunması halinde ise son kesme nedeninin gerçekleştiği tarih esas alınacak, ancak kesilme halinde zamanaşımı süresi ilgili suça ilişkin olarak Kanunda belirlenen sürenin en fazla yarısına kadar uzayacaktır.
Ceza Genel Kurulunun 26.06.2012 gün ve 978–250 sayılı kararı başta olmak üzere birçok kararında açıkça vurgulandığı üzere, yargılama yapılmasına engel olup davayı düşüren hallerden biri olan zamanaşımının yargılama sırasında gerçekleşmesi halinde, mahkeme ya da Yargıtay, resen zamanaşımı kuralını uygulayarak kamu davasının düşmesine karar verecektir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Sanığın üzerine atılı hakkı olmayan yere tecavüz suçunun yaptırımı 5237 sayılı TCK"nun 154/1-2. maddeleri uyarınca altı aydan üç yıla kadar hapis ve bin güne kadar adli para cezası olup, TCK"nun 66/1-e maddesi gereğince bu suç, sekiz yıllık asli dava zamanaşımı süresine tabidir.
Daha ağır cezayı gerektiren başka bir suçu oluşturma ihtimali bulunmayan sanığa atılı eylemle ilgili olarak dava zamanaşımını kesen en son işlem 19.10.2007 tarihli sanığın sorgusu olup, bu tarihten sonra dava zamanaşımını kesen veya durduran başkaca bir nedenin gerçekleşmediği gözetildiğinde, TCK"nun 66/1-e maddesinde öngörülen sekiz yıllık asli dava zamanaşımı süresi, 19.10.2015 tarihinde dolmuş bulunmaktadır.
Bu itibarla, yerel mahkeme direnme hükmünün, dava zamanaşımının gerçekleşmesi nedeniyle bozulmasına, ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu konuda 1412 sayılı CMUK"nun, 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca karar tarihi itibarıyla uygulanması gereken 322. maddesine göre karar verilmesi mümkün bulunduğundan, sanık hakkındaki kamu davasının 5237 sayılı TCK"nun 66/1-e ve 5271 sayılı CMK"nun 223/8. maddesi uyarınca düşmesine karar verilmelidir.
SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
1- Kırşehir 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.01.2015 gün ve 430-20 sayılı direnme hükmünün, dava zamanaşımının gerçekleşmesi nedeniyle BOZULMASINA,
Ancak yeniden yargılama gerektirmeyen bu konuda 1412 sayılı CMUK"nun, 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca karar tarihi itibarıyla uygulanması gereken 322. maddesine göre karar verilmesi mümkün olduğundan, sanık hakkındaki kamu davasının 5237 sayılı TCK"nun 66/1-e ve 5271 sayılı CMK"nun 223/8. maddeleri uyarınca DÜŞMESİNE,
2- Dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.11.2016 tarihinde yapılan müzakerede oybirliğiyle karar verildi.